05 Haz

Tarım ve Orman Bakanlığı’na: Hazine arazileri atların rehabilitasyon alanı için kullanılsın!

Basına ve kamuoyuna,

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin Adalar’da fayton sömürüsünden kurtulan atları “tarım ve hayvancılığın desteklenmesi” kapsamında “yetiştiricilere, kamu kurum ve kuruluşlarına, yetiştirici birliklerine” bedelsiz verme kararını kabul etmediğimize dair 63 örgüt ve inisiyatifin imzacı olduğu bir metni 14 Mayıs’ta sizlerle paylaşmıştık. 

Hayvan hakları örgüt ve topluluklarının çağrısına kulaklarını tıkayan İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ekrem İmamoğlu sosyal medya hesaplarından, İstanbul Veteriner Fakültesi’ne 20 atın bedelsiz verildiğini duyurdu. Bunu kabul etmiyoruz!

Bununla birlikte bu defa da Adalar’da fayton sömürüsünden kurtulan atların haklarını korumakla yükümlü olan Tarım ve Orman Bakanlığı’na sesleniyoruz!

Tarım ve Orman Bakanlığı, 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu kapsamında korumakla ve sağlık durumlarını kontrol etmekle yükümlü olduğu atların, gerek Adalar’da gerekse Türkiye’nin birçok kentinde turistik gerekçelerle faytoncular tarafından yıllarca sömürülmesine, yasadışı şekilde nakillerinin yapılmasına, hasta edilip öldürülmesine göz yumdu. 5199 sayılı kanunun 24. maddesi gereğince Tarım ve Orman Bakanlığı’nın “hayvanların bakımını ciddi şekilde ihmal eden ya da onlara ağrı, acı veya zarar veren” kişilerin elinden atları alma ve hayvanları koruma altına alma yükümlülüğü olmasına rağmen bugüne kadar bu konuda hiçbir yetkisini kullanmamıştır.

Üstelik 23 Aralık’tan bu yana Tarım ve Orman Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Dr. Nihat Pakdil imzasıyla Dünya Hayvan Sağlığı Örgütü’ne (OIE) gönderilen ve OIE web sitesinde kamuya açık biçimde paylaşılan toplam 11 raporun hiçbirinde öldürülen at sayısının 105’e çıktığı bildirilmemiş, yalnızca 81 atın Ruam sebebiyle öldürüldüğü aktarılmıştır.

Ekran görüntüsü OIE web sitesinden, WAHIS arayüzünden 28 Mayıs 2020’de alınmıştır.

Hatta Türkiye’de farklı dönemlerde meydana gelen Ruam salgınları basına ve Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) raporlarına yansımış olmasına rağmen, 2005-2020 arası Türkiye’den OIE’ye gönderilen Ruam (glanders) bildirimlerinde yalnızca 2017 ve 2019’daki salgınların rapor edildiği görülmüştür. Öldürülen toplam at sayısı konusunda OIE’ye net ve güncel bilgi vermeyen Tarım ve Orman Bakanlığı yetkilileri, salgının önlenmesi ve hayvan sağlığına yönelik uluslararası sorumlulukları konusunda da sınıfta kalmıştır.

Ekran görüntüsü OIE web sitesinden, WAHIS arayüzünden 7 Haziran 2020’de alınmıştır.

Yaşanan son Ruam salgını ile sistematik hale getirilmiş olan bu sömürünün hem hayvanlar hem de insanlar için nasıl bir tehdit olduğu ise nihayet anlaşıldı ve Adalar’da atlı faytonculuğun yasaklanması ile Adalar’da ve Türkiye çapında yeni bir süreç başladı.

Adalar’da 2011’den beri yalnızca Ruam kaynaklı en az 726 at öldü!

Hatırlatalım! TBMM Hayvan Haklarını Araştırma Komisyonu’nun Meclis Başkanlığı’na sunduğu raporunda da belirtildiği gibi, Türkiye’de yalnızca Adalar bölgesinde 2011 yılından bu yana ne yazık ki net olmamakla birlikte 621 at (19 Aralık 2019 sayıları ile en az 726 oldu) Ruam hastalığı nedeniyle öldürüldü. Yine aynı rapora göre Ruam karantinası kurulmasına rağmen hastalık önlenemedi. 

Hem halk sağlığını tehdit eden hem de korumakla yükümlü olduğu hayvanların en temel haklarını yok sayan atlı faytonculuğa yıllarca göz yuman Tarım ve Orman Bakanlığı bugün, faytonları yasaklayarak atları satın alan İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne bu atların kalan ömürlerini sömürüden uzak bir şekilde tamamlayabileceği rehabilitasyon merkezi için alan göstermek zorundadır. Yıllardır çeşitli nedenlerle devreye sokmadığı asli ve kanuni yükümlülüğünü bu kez ortak bir amaç için paylaşarak İBB yetkisindeki atlar için İBB ile ortak bir protokol imzalamalıdır.  

Hazine arazileri sadece “yatırım teşvik” etmesin: Atların rehabilitasyon alanına ihtiyacı var

Atların kalan ömürlerini sömürülmeden yaşayacağı rehabilitasyon alanı 2019 yılı Ağustos ayında Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Milli Emlak Genel Tebliği’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ‘inde açıkladığı karara istinaden sağlanabilir. Hazineye bağlı bu arazileri isteyen vatandaşlar Milli Emlak’ın resmi sayfasından görüntüleyebilir.

Hazineye bağlı bu arazi ve tarım alanları bugüne dek “yatırım teşviki” kapsamında sanayicilere ve çiftçilere bedelsiz ve/veya uzun vade-düşük ödeme seçenekleri ile verildi. 25 Mayıs tarihinde Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli koronavirüs salgını tedbirleri kapsamında bu arazilerin bir kısmının bedelsiz verildiği bilgisini kamuoyu ile paylaştı. Bu araziler bugün, her yıl baş gösteren, yüzlerce hayvanın hayatını kaybetmesine neden olan ve insan sağlığını riske atan bir başka salgının da önüne geçmek, hayvan hakları konusunda örnek bir karar almak için atların sömürülmeden yaşayacağı rehabilitasyon alanına dönüştürülebilir.

Taleplerimiz

Taleplerimiz 2000’li yılların başından beri aynı: Fayton sömürüsünden hayatta kalan atlar artık sömürülmeyecekleri rehabilitasyon alanında yaşamalı!

Buradan hareketle Tarım ve Orman Bakanlığı’na sesleniyoruz:

  • Başta Tarım ve Orman Bakanlığı olmak üzere kamunun ilgili bakanlıkları (yetkili kurumların hayvan hakları savunucuları ile paylaştığı bilgiye göre) 1235 at için uygun rehabilitasyon merkezi için alan sağlasın ve bu amaçla İBB ile ortak protokol imzalasın,
  • Tarım ve Orman Bakanlığı bu alanın inşası için katkı sunsun, 
  • Rehabilitasyon alanı inşası sırasında hayvan hakları örgüt ve oluşumları ile birlikte hareket edilsin,
  • Atların mevcut ve gelecekteki durumuna dair tüm süreçler şeffaf bir şekilde yönetilsin.

İmzacılar:

Hayvan Hakları ve Etiği Derneği

Hayvan Hakları İzleme Komitesi

Yunuslara Özgürlük Platformu

Hayvanlara Adalet Derneği

Dört Ayaklı Şehir

Empati Derneği

VEGvorous

İstanbul Animal Save

Animal Save Ankara 

Yıldız Teknik Üniversitesi Vegan Vejetaryen Topluluğu

Yıldız Teknik Üniversitesi Hayvan Hakları Kulübü

İstanbul Şehir Üniversitesi Hayvan Hakları Kulübü

FMV Işık Üniversitesi Hayvanseverler Kulübü 

İzmir Ekonomi Üniversitesi Hayvanseverler Kulübü 

İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa/Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Sempati Cerrahpaşa Kulübü

İstanbul Üniversitesi Hayvanları ve Hayvan Haklarını Koruma Kulübü

Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hayvan Dostları Topluluğu  

Maltepe Üniversitesi Hayvan Dostları Kulübü 

Kütahya DPÜ Hayvan Haklarını Koruma Topluluğu 

İstanbul Gedik Üniversitesi Hayvanları Koruma Kulübü 

Sakarya Üniversitesi Doğa ve Hayvan Hakları Topluluğu

Galatasaray Üniversitesi Sokak Hayvanlarını Koruma Kulübü

Hitit Üniversitesi Hayvan Hakları Kulübü 

Atatürk Üniversitesi Hayvanseverler Kulübü

İstanbul Medipol Üniversitesi Hayvanları ve Doğayı Koruma Kulübü

İstanbul Aydın Üniversitesi Etik ve Hayvan Hakları Kulübü 

İzmir Vegan İnisiyatifi

ODTÜ Hayvan Dostları

Hayvanların Yaşam Hakları Konfederasyonu (HaykonFed)

Anadolu Hayvan Hakları Federasyonu

Karadeniz Hayvan Hakları Federasyonu

Ege Hayvan Hakları Federasyonu

Marmara Hayvan Hakları Federasyonu

Akdeniz Hayvan Hakları Federasyonu (Kurucular Kurulu)

Hayvan Özgürlüğü Kolektifi

Tiyatro Tanımsız

İstanbul Vegan İnisiyatifi

Yaşam Nöbeti

HerYerKazDağları

Deneye Hayır Derneği

Faytona Binme Atlar Ölüyor Platformu

Yük Hayvanlarını Koruma ve Kurtarma Derneği

Hayvan Özgürlüğü İnisiyatifi

Vegan Derneği Türkiye

14 May

Tarım ve Orman Bakanlığı ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne sorumluluklarını hatırlatıyoruz

Metnimiz halen imzaya açıktır. Destek vermek için bize sosyal medya hesaplarımızdan ulaşabilirsiniz.

İstanbul, Adalar’da Aralık ayında faytonlarda sömürülen 105 at ruam salgını nedeniyle öldürülmüş, hayatta kalan atlar ise 3 ay boyunca karantinada tutulmuştu. Hayvan hakları aktivistlerinin kurduğu Yaşam Nöbeti, atların yaşam hakkı için İstanbul Büyükşehir Belediyesi önünde oturma eylemine başlamış ve İBB’nin 16 Ocak’ta atlı faytonu yasaklamasının ardından eylemi sonlandırmıştı.

Bu açıklamayı Tarım ve Orman Bakanlığı ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB), İstanbul Adalar’da 20 Aralık’ta ruam salgını yüzünden karantinaya alınan, üç aylık karantina süresi dolduktan sonra adalarda tutulan ve akıbeti belli olmayan atlara karşı sorumluluklarını hatırlatmak amacıyla yazıyoruz.

Biz hayvan hakları savunucuları Adalar’da faytonların yasaklanması ve faytonlarda çalıştırılan atların İBB tarafından satın alınması sürecini yakından izledik. Ağır çalışma, barınma ve yaşam koşulları altında önemli bir kısmı ölümün kıyısına gelen çok sayıda atın İBB tarafından satın alınması ve Büyükada’da toplanması sürecinde atların yaşam hakkının garanti altına alınması ve rehabilitasyon şartlarına kavuşturulması için elimizden gelen tüm çabayı harcadık. Bugün de Büyükada’da tutulan yaklaşık 1200 yetişkin atın ve çok sayıda yeni doğan tayın geleceği hepimizin en önemli gündemlerinden biri olmaya devam ediyor.

Ancak bu süreçteki son gelişmenin İBB Meclisi’nin hayatta kalan atları, “tarım ve hayvancılığın desteklenmesi” kapsamında “yetiştiricilere, kamu kurum ve kuruluşlarına, yetiştirici birliklerine” bedelsiz verme kararı olduğunu kamuoyu ile paylaşmak isteriz. Bu karar kabul edilemez!

Atların fayton işkencesinden kurtarılması için mücadele eden bizler, onların daha az görünür ve uzaklarda asla takip ve tahmin edemeyeceğimiz başka sömürü alanlarına gönderilmesini kabul etmiyoruz! 

Adalarda fayton işkencesinden kurtarılan atların çöp, hurda ve taşıma işlerinde “at arabası”nda sömürülmesine devam etmeyeceğinin garantisi yoktur. İBB’nin bu kararı açıkça “atlar, adı fayton olsun, atlı araba olsun, başka şey olsun öldürülene kadar sömürülsün” demektir.

Sorumluluğu üzerinden atmayı hedefleyen bu karar, daha önce hayvan hakları savunucularına verilen “doğal yaşam koşullarına uygun rehabilitasyon alanlarında ölümlerine kadar korunacakları” sözünün yetkililer tarafından tutulmayacağını gösteriyor. Bu atlar artık özgür ve güvende olmak zorunda. Hayvan hakları savunucularına verilen sözler unutulup, haklar yok sayılamaz!

Talebimiz ilk günden beri açıktır: Yıllarca faytonlarda sömürülen atlar doğal yaşam koşullarına uygun rehabilitasyon alanlarına alınmalı ve yaşamlarının sonuna dek korunmalı.

Buradan hareketle soruyoruz; 

  • İBB, hayvan hakları savunucuları ve fayton sömürüsünden kurtarılan atlar için kabul edilemez olan bu meclis kararından vazgeçecek mi? Hayvan hakları savunucularına verdiği sözleri tutacak mı?
  • İBB, hayvan hakları savunucularının 2000’li yılların başından bu yana süren fayton karşıtı mücadeledeki talebi olan fayton sömürüsünden kurtarılan atların yaşayacağı rehabilitasyon merkezinin inşasına başlanacak mı?
  • Tarım ve Orman Bakanlığı ile İstanbul İl Tarım ve Orman Müdürlüğü rehabilitasyon alanının inşası için katkı sunacak mı, atların sömürülmeden yaşayacağı rehabilitasyon merkezi için arazi sağlayacak mı?”

İmzacı örgütler ise şöyle (*): 

Hayvanlara Adalet Derneği, Yunuslara Özgürlük Platformu, Hayvan Hakları İzleme Komitesi, Hayvan Hakları ve Etiği Derneği, Düşünce Suçu(!?)na Karşı Girişim, Dört Ayaklı Şehir, İstanbul Vegan İnisiyatifi, Yeryüzü Vegan Kolektifi, Hayvan Özgürlüğü İnisiyatifi, Veganizm Özgürlüktür, Deneye Hayır Derneği, Başka Bir Hayat Diliyorum Derneği, Hayvanlarla Dayanışma İnisiyatifi (HAYDİ), Yaşam Nöbeti, Vegan Derneği Türkiye, Çanakkale Vegan İnisiyatifi, Samsun Vegan İnisiyatifi, VEGvorous, İTÜ Vegan Topluluğu,Adalar Savunması, Yokokuş İsyanı, Türlerin Yaşam Hakkı Hayvan Özgürlüğü Kolektifi, Boğaziçi Üniversitesi Sosyal Hizmet Kulübü (BUSOS) , Boğaziçi Üniversitesi Hayvan Hakları Topluluğu (BUHAY), Ankara Animal Save, İstanbul Animal Save, İzmir Vegan İnisiyatifi, Patileri Koruma Derneği, Yük Hayvanları Koruma ve Kurtarma Derneği, Bizim Sokağın Çocukları, Hatay Vegan Topluluğu, Faytona Binme Atlar Ölüyor, Didim VegFest, Alakır Nehri Kardeşliği, Sarıyer Kent Dayanışması, Devrek Sevimli Patiler, Polen Ekoloji, Her Yer Kazdağları, Kaz Dağları Kardeşliği, Kazdağları İstanbul Dayanışması, Kuzey Ormanları Savunması, Ent Dergi, Yıldız Teknik Üniversitesi Vegan Vejetaryen Topluluğu, Yıldız Teknik Üniversitesi Hayvan Hakları Kulübü, İstanbul Üniversitesi Hayvanları ve Hayvan Haklarını Koruma Kulübü, Sakarya Üniversitesi Doğa ve Hayvan Hakları Topluluğu, DPÜ Hayvan Haklarını Koruma Topluluğu, Maltepe Üniversitesi Hayvan Dostları Kulübü, Galatasaray Üniversitesi Sokak Hayvanlarını Koruma Kulübü, İzmir Ekonomi Üniversitesi Hayvanseverler Kulübü, Atatürk Üniversitesi Hayvanseverler Kulübü, Hitit Üniversitesi Hayvan Hakları Kulübü, İstanbul Şehir Üniversitesi Hayvan Hakları Kulübü, Işık Üniversitesi Hayvanseverler Kulübü, İstanbul Medipol Üniversitesi Hayvanları Ve Doğayı Koruma Kulübü, Marmara Üniversitesi Hayvanları Koruma Kulübü, Bahçeşehir Üniversitesi Hayvanseverler Kulübü, İstanbul Gedik Üniversitesi Hayvanları Koruma Kulübü, İstanbul Aydın Üniversitesi Etik ve Hayvan Hakları Kulübü, Empati Hayvan Hakları Eğitimi ve Şiddetsizlik Derneği, Diyarbakır Barosu Hayvan Hakları Merkezi, Simurg Kuş Yuvası Derneği, Kocaeli Üniversitesi Doğa ve Hayvan Dostları

(*) Tiyatro oyuncusu sevgili Nur Sürer de çağrımıza bireysel olarak destek olmuştur; kendisine ayrıca teşekkür ederiz.

08 Oca

ZİYARET: İBB Meclisi’nde tekrar CHP Grubu ile görüştük

Dört Ayaklı Şehir, Göktürk Hayvan Sevenler Derneği, Hayvan Hakları İzleme Komitesi (HAKİM) ve Hayvanlara Adalet Derneği (HAD) üyelerinden oluşan heyet, İstanbul genelindeki sokak hayvanlarının sorunları ile ilgili olarak, bugün İBB Meclisi toplantısı öncesinde, İBB Meclisi CHP Grubu ile tekrar bir araya geldi.

whatsapp-image-2018-01-08-at-17-41-514
Yapılan görüşmelerde,

– Sokak hayvanlarının yoğun olarak toplandığı, İBB’nin ve bazı ilçe belediyelerinin yaptığı yoğun köpek toplamaları sırasında ölüme varan çok sayıda hak ihlalinin yaşandığı,

– Belediyeler tarafından ormanlara terk edilen hayvanların dahi, olağandışı olarak kaybedildiği/yok edildiği,

– İstanbul genelinde sokak hayvanlarının merkezi olarak Kısırkaya’da toplanması ile hak ihlallerinin arttığı ve hayvanların takibinin zorlaştığı konularına değinilmiştir.

– Kasım sonunda, İBB Veteriner Hizmetleri Müdürlüğü tarafından hazırlanarak, “meclis kararı alınması” talebi ile İBB Başkanlık Makamı’na sunulan, İBB ve ilçe belediyeleri arasında, Kısırkaya toplama kampının kullanılması için “ortak hizmet protokolü”ne destek vermemeleri, İBB Meclisi CHP Grubu’ndan net bir şekilde talep edilmiştir.

whatsapp-image-2018-01-08-at-17-41-512
Mevzuata aykırılığı mahkemenin “iptal” kararı ile tescillenmiş olan Kısırkaya toplama kampının, İstanbul gibi bir metropolün neredeyse her noktasına uzaklığı nedeniyle, hasta ya da kazazede birçok hayvan, yolda yaşamını yitirmekte; bu uzun mesafeli nakil süreci hayvanlara eziyet olarak geri dönmektedir. Talebimiz en başından beri nettir: Merkezi, dev, kontrol ve sivil denetimi imkansız tesisler değil, hayvanlara hakları olan birer canlı muamelesinin yapıldığı, hayvan sağlığı prensiplerinin önemsendiği, şeffaf, mahalli düzeyde bakımevleri istiyoruz.

Bu protokolün desteklenmesi ya da protokolün öneriler ile geliştirilmesi, İstanbullu sokak hayvanlarının sorunlarını çözmeyecektir. Kısırkaya’nın merkezileştirilmesi niyetinin sonuçlarının ne olacağını görmek için, İBB ve ilçe belediyeleri işbirliği ile hayvanlara yönelik uygulamalara bakılması yeterlidir. Sokak hayvanları, mahalle sakinleridir. Onları türlü bahane ve iddialar ile sokaklardan sürekli olarak koparmak yerine, bütçenin hayvanların korunması, yaşatılması için harcanması durumunda, hayvanların sorunları çözülecek, biz hayvan korumacıların, hayvan hakları aktivistlerinin eleştirilerinin büyük bir çoğunluğu da ortadan kalkacaktır.

16 Ara

ZİYARET: İBB Meclisi’nde CHP Grubu ile Görüştük

Dört Ayaklı Şehir, İstanbul Kent Savunması ve Hayvan Hakları İzleme Komitesi (HAKİM) üyelerinden oluşan heyet, İBB Meclisi’nde CHP grubu ile görüştü.

img-7157

Kısırkaya toplama kampı, genişletilmek istenen Hasdal tesisi, Tepeören projesi ve soykırım boyutlarında gerçekleşen İstanbul genelindeki köpek toplamalarını konuştuk. Bu konulardaki bilgi ve belgeleri meclis üyeleriyle paylaştık ve hazırladığımız soru önergesi taslaklarını meclis üyelerine teslim ettik.

26 May

AÇIKLAMA: İBB’nin, Koordinatörümüz Hakkında Bulunduğu Suç Duyurusu “Takipsizlik” ile Sonuçlandı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Koordinatörümüz Burak Özgüner hakkında iftira, hakaret ve kamu kurumlarının faaliyetlerinin engellenmesi iddiaları ile suç duyurusunda bulunmuş, savcılık ve mahkeme İBB’yi haksız bularak soruşturma dosyasını kapatmıştır. Kamuoyunun bilgisine sunulur.

Aynı zamanda Hayvan Haklarını Koruma ve Geliştirme Derneği – HAGİD Yönetim Kurulu Üyesi olan koordinatörümüze karşı İBB’nin asılsız iddiaları ve suç duyurusu ile ilgili olarak derneğin resmî açıklamasını aşağıda okuyabilirsiniz:

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin (İBB), Kısırkaya toplama kampına karşı yürüttüğümüz hukuk mücadelesine karşılık olarak, derneğimizin yönetim kurulu üyesi Burak Özgüner hakkında iftira, hakaret, kamu kurumu kuruluşlarının faaliyetlerinin engellenmesi iddiaları ile suç duyurusunda bulunduğunu bugün tesadüfen öğrendik. İBB’nin suç duyurusu ile yönetim kurulu üyemiz hakkında başlatılan soruşturmada, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı “KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞINA DAİR KARAR” vermiştir. İBB, bu karara Sulh Ceza Hâkimliği’nde itiraz etmiş ancak İBB’nin itirazı, İstanbul 5. Sulh Ceza Hâkimliği’nce de REDDEDİLMİŞTİR. Savcılık kararının haricinde, suç duyurusuna “delil” olarak sunulan videoyu paylaşıyor, İBB’nin iddia ettiği gibi hakaret, iftira ve kamu kuruluşlarının faaliyetlerinin engellenmesi suçlarının oluşup oluşmadığını ayrıca kamuoyunun takdirine bırakıyoruz:

En baştan beri söylediğimiz gibi, İBB’nin kurduğu ve işlevsel ve mantıksal olarak “toplama kampı” olarak nitelendirdiğimiz “Kısırkaya Sahipsiz Hayvan Geçici Bakımevi ve Bahçeli Yaşam Alanı”nın, Hayvanların Korunmasına Dair Uygulama Yönetmeliği’nde yer alan bakımevi arazi kriterleri açısından hiçbir uygunluğu yoktur. Bizler de bu tesisin kurulumuna karşı çıkarak ve en başta bu yönetmelik hükümlerini hukukî dayanak alarak, konuyu idarî yargıya taşıdık ve dava sonucunda İstanbul 6. İdare Mahkemesi derneğimizi haklı bularak İPTAL kararı verdi. Ayrıca söz konusu mahkeme kararı ile, Kısırkaya toplama kampının SİT alanı üzerinde kurulu olduğunu, projenin birçok mevzuat hükmüne aykırılık teşkil ettiğini, gerekli izinler alınmadan tesisin kurulduğunu öğrendik. Bunlar bizim iddialarımız hiçbir şekilde olmadı, arazinin niteliği açısından tespitler İstanbul 6. İdare Mahkemesi kararında yazılıdır. Bu konuda gerek kamuoyuna gerekse basına yaptığımız bilgilendirmeler de tamamen hukukî tespitler ve imar planları üzerinden gitmiştir.

Kısırkaya toplama kampı arazisinin ilgili yönetmeliğe uygun olmadığı gerekçesiyle açtığımız davanın delillerini dahi, Başbakanlık Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulu (BEDK) aracılığıyla temin ettik çünkü İBB, ısrarla talep ettiğimiz bilgi ve belgeleri derneğimizle paylaşmadı; yönetmeliğe aykırı olduğu gerekçesi ile söz konusu arazi üzerindeki faaliyetlerin derhal durdurulması taleplerimizi içeren başvurularımızı yok saydı ve taleplerimizi reddetti. Bir kez daha vurgulayarak ifade ediyoruz: Kısırkaya toplama kampının üstünde kurulduğu arazi, mevzuat hükümlerini karşılamamaktadır ve ısrarla bu arazinin seçilmiş olması, tüm idarî ve hukukî başvurulara rağmen tesisin işletilmesi art niyetlidir. Yapılan, hukukun alenen çiğnenmesi, imtiyazlı olarak kullanılması, adaletsizliğin karakteristik hâle getirilmesidir. Biz bu durumu normalleştirmeyeceğiz, bu duruma alışmayacağız!

İBB, yönetim kurulu üyemiz hakkında yaptığı suç duyurusunda, yönetim kurulu üyemizin basına verdiği bir demeçte sokak köpekleri için “sokaklardan çöp toplarmış gibi muamele edildiği” beyanından rahatsızlığını dile getirmekte; faaliyetlerini 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu ve Uygulama Yönetmeliği doğrultusunda yürüttüğünü iddia etmektedir. İBB’nin toplama ekiplerinde, vasıfsız işçilerin eline anestezik maddelerin teslim edilerek sokak köpeklerine gelişigüzel bir şekilde tatbik edildiğine, küpeli köpeklerin defalarca toplandığına, hasta-hamile-yaşlı-engelli demeden gece ve sabahın erken saatlerinde yangından mal kaçırırcasına sokak köpeği toplandığına, anestezik madde kullanılarak yapılan toplamalarda, ekipte veteriner hekim görevlendirilmediğine yüzlerce İstanbullu hayvan koruma gönüllüsü şahit olmuştur. Yıllardır kendi imkânları ile mahallesinde yaşam mücadelesi veren Esenyurtlu bir hayvan korumacı olan Mehmet Amca’nın feryadı belki İBB’yi rahatsız etmeyebilir ama sokak hayvanlarına uygulanan soykırım ve hayvan koruma gönüllülerinin feryadı bizi oldukça rahatsız ediyor:

Ve bizler biliyoruz ki bu ve benzeri birçok usulsüz toplamanın, işkencenin ve ihmal nedeniyle ölümün müsebbibi İBB’dir.

Yine aynı suç duyurusunda, İBB’nin, şikâyet ettiği yönetim kurulu üyemiz Burak Özgüner hakkında dilekçede yer verdiği “olayı çarpıtarak tesise iptal kararı verilmiş gibi duyurması” beyanı da gerçeği yansıtmamaktadır çünkü en başta ifade ettiğimiz gibi İstanbul 6. İdare Mahkemesi 2015/1601 numaralı kararı ile İPTAL kararı vermiştir. Ortada bir hukuksuzluk vardır, mahkeme kararına rağmen işletilen ve arazi koşulları itibarı ile mevzuata aykırı olan bir tesis vardır. Ayrıca İBB’nin her fırsatta basında, mahkemelere sunduğu savunma ve beyanlarda verdiği aşılama/kısırlaştırma verileri de bir lütuf değil, İBB’nin görevidir. Ancak her ortamda ve fırsatta dile getirdiğimiz gibi, mesela suç duyurusu metninde belirtilen ve 2016’da kısırlaştırıldığı ifade edilen 26.299 hayvanın kaçı yaşamaktadır, kaçı sokaklarına geri dönebilmiştir? Ortada kanun dışına itilen hayvanlar, uygulanmayan mevzuat, hukukun kötüye kullanılması ve tekrar ifade ediyoruz ki art niyet vardır.

Daha en baştan kurulmaması gereken Kısırkaya toplama kampına dair sorularımızı ve sorunları defalarca dile getirdik, taleplerimizi bir kereliğe mahsus olmak üzere İBB ile yaptığımız heyet görüşmesinde İBB yetkililerine ilettik. Dağ başına, devasa bir arazi üzerine, neredeyse Auschwitz toplama kampı ile birebir benzerlik gösteren bir tesisi kurmanın ne hukukî ne de mantıksal bir açıklaması olabilir.

İBB’nin yönetim kurulu üyemize yönelttiği suçlamaların tamamı gerçek dışıdır ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın da takipsizlik kararı, akabinde İstanbul 5. Sulh Ceza Hâkimliği’nin de İBB’nin itirazına dair verdiği ret kararı ile de bu durum sabittir. Asılsız iddialar ile adlî mercileri meşgul eden İBB’ye, yönetim kurulu üyemiz Burak Özgüner ve diğer hayvan hakları aktivistlerine yönelik uydurma suçlar üreterek kurumsal itibarını zedelediğini bir kez daha hatırlatıyor, yıllardır ölümüne sebep olduğu sokak hayvanlarından, onları İBB’nin toplama ekiplerinden korumaya çalışan hayvan koruma gönüllülerinden ve mesnetsiz suç isnatları ile kriminalize etmeye çalıştığı yönetim kurulu üyemizden özür dilemeye çağırıyoruz.

Sokak hayvanlarına uyguladığınız soykırım politikalarından vazgeçin! Kendinizi tek ve resmî otorite olarak görerek yaşamı yüzyıllardır bizimle paylaşan kent hayvanları ve tüm İstanbul üzerindeki türlü tasarruflarınızla bu kenti daha da yaşanmaz hâle getirmeyin. Anayasayı çiğnemeyin, mahkeme kararlarını uygulayın, gerçek dışı beyanlar ile kamuoyunu yanıltmayı ve asılsız ithamlarla adlî mercileri meşgul etmeyi bırakın, kamu kaynaklarını kendinize aitmiş gibi harcamayın!

Sivil toplum kuruluşu olarak, ister kabul görsün isterse görmesin, sivil bir denetim mekanizması oluşturmak için çabalamaya ve Kısırkaya toplama kampına karşı yürüttüğümüz hukuk mücadelesine devam edeceğimizi, mevzuata muhalefet eden tüm kamu görevlileri yargılanana dek her türlü hukukî girişimde bulunacağımızı bir kez daha ifade ediyoruz ve İBB’ye Anayasa’nın 138. maddesinin 4. fıkrasını hatırlatıyoruz:

“Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.”

Kamuoyuna saygı ile duyurulur.

Hayvan Haklarını Koruma ve Geliştirme Derneği (HAGİD)

14 Mar

BİLDİRİ: İBB Meclis Üyesi Hüseyin Avni Sipahi’yi Kınıyoruz!

17310122_1324050817641404_8537619206446044453_o

Hollanda ile Türkiye arasında yaşanan diplomatik krize tepki olarak bir ineğin katledileceği yönündeki haberleri öfke ve üzüntü ile karşıladık. Basında İBB Meclis Üyesi ve Beşiktaş Belediye Başkan Yardımcısı olarak geçen Hüseyin Avni Sipahi’yi, aldığı bu karar nedeniyle kınıyoruz. Kan akıtarak, hayvan katledip inek bedeni üzerinden amacı dahi belli olmayan tepkiler vererek, birileri hakkında ölüm fermanı imzalayarak hiçbir sorun çözülmez; böyle bir tepkiyi oldukça “tehlikeli” buluyoruz. Hollanda’ya tepki olarak, hiçbir şeyden haberi olmayan bir ineğin katledilmesini “cinayet” olarak tanımladığımızı ifade etmek istiyoruz. Yaşadığımız Türkiye toplumunda kana, nefrete yeterince doyduğumuzu ve ister insan isterse insan dışı hayvan olsun, daha fazla kan, katliam, linç ve nefret propagandası ve eylemine tahammülümüzün kalmadığını bir kez daha bildiriyoruz.

Diplomasi ve parlamentodaki kirli ilişkilerinize masum hayvanları alet etmeye derhal son verin. Hayvanlara reva görülen kölelik, sömürü ve zulüm yetmezmiş gibi hayvanların, onların adlarının, bedenlerinin, insanların vereceği tepkilere alet edilmesini, gözden çıkarılmasını asla kabul etmiyoruz. İBB Meclis Üyesi ve Beşiktaş Belediye Başkan Yardımcısı Hüseyin AvniSipahi’yi, hâlihazırda yıllarca sömürmüş olduğu inek hakkında vermiş olduğu bu kanlı karardan vazgeçmeye ve üstünde “mülkiyet” hakkı iddia ettiği söz konusu ineğe, doğal haklarını, özgürlüğünü teslim etmeye çağırıyoruz. Hayvanlar; kimsenin malı, yiyeceği, giyeceği değildir!

HAYVAN HAKLARI İZLEME KOMİTESİ (HAKİM)

20 Eyl

DUYURU: Beş Aylık Hayvan Hakları İhlâlleri Raporunu Açıklıyoruz!

 hakim-basin3_1
Değerli basın mensubu ve dostlarımız,
 
Hayvan Hakları İzleme Merkezi (HAKİM), Mart, Nisan, Mayıs, Haziran ve Temmuz aylarında raporladığı beş aylık hayvan hakları ihlâlleri raporunu, 22 EYLÜL 2016, Perşembe günü saat 13:00’da, Aynalıgeçit Etkinlik Mekânı’nda düzenleyeceği basın toplantısı ile açıklıyor. Hayvan Haklarını Koruma ve Geliştirme Derneği – HAGİD’in yürüttüğü çalışma, Türkiye’de bir ilk özelliği taşıyor.
 

Hayvan haklarının Türkiye’de ne şekilde ihlâl edildiğine dair beş aylık raporu açıklayacağımız basın toplantısına, CHP İstanbul Milletvekili ve PM Üyesi Sezgin Tanrıkulu da katılarak Türkiye’de hayvan haklarının durumu ve beş aylık raporumuza yansıyan hak ihlâlleri ile ilgili olarak görüşlerini paylaşacaktır.

Hayvanların Yaşam Hakları Konfederasyonu (HAYKONFED) İstanbul Koordinatörü Barış Şengün de yürürlükteki mevzuata rağmen, başta İstanbul olmak üzere Türkiye genelinde yaşanan ve şiddetini arttıran yasadışı, usulsüz sokak hayvanı toplamalarına ilişkin uygulamalara dair görüşlerini, deneyimlerini aktaracaktır. Ayrıca İBB’nin Kısırkaya hayvan toplama kampına karşı, daha önce denenmemiş güncel hukukî girişimler de toplantıda kamuoyu ve basın ile paylaşılacaktır.
 
Basın toplantısına katılım göstermenizi rica ederiz.
 
TARİH: 22.09.2016, Perşembe
SAAT: 13.00
YER: Aynalıgeçit Etkinlik Mekânı

ADRES: Meşrutiyet Cad. Avrupa Pasajı No:8, Galatasaray/Beyoğlu/İstanbul