09 Nis

Çevresel Uygulamalarımız Koronavirüs Benzeri Salgınları Daha Mümkün Kılıyor

Salgınların hikayesini anlatma şeklimiz bizi “doğanın kurbanları” olarak resmediyor. Gerçek ise tam tersi.

Yazı: Sigal Samuel, Vox.com, 31 Mart 2020

Çeviri: Ozan Kara

“Çevresel ve sosyal politikalarımız -ormanları yok etmek ya da barınma krizine çözüm bulamamak gibi- daha önce zararsız olan bir mikrobun yıkıcı bir salgına yol açmasını çok daha olası hale getiriyor.” Bu 2017’de ‘Pandemic’ kitabını yazan Sonia Shah’in argümanı. Shah, çok sayıda salgını inceledikten sonra insanların bu salgınlarda büyük ve göz ardı edilen bir rol oynadığını gördü.

Sigal Samuel: Birçok kişinin aklındaki yerleşik anlayış, koronavirüs salgınının suçlusunun ‘egzotik’ hayvanlar olduğu yönünde. Yani onların kirli olduğu ve bizleri öldürmek için can atan sayısız patojen barındırdığı fikri… Bu söylem neden hatalı?

Sonia Shah: Öncelikle bizler de kendi bedenlerimizde birçok mikrop barındırıyoruz. İnsanlar sürekli olarak daha sonra patojenlere (hastalık yapıcı etkenlere) dönüşen mikropları hayvanlara bulaştırıyorlar; yani bizler de başka türler için hastalık kaynağıyız. Ancak hiçbirimiz bunun hakkında konuşmuyoruz.

Yabani hayvanlar ile insan bedeni arasına yollar inşa ediyoruz. Şehirlerimiz, madenlerimiz, çiftliklerimiz için büyük miktarda arazi kullanıyoruz ve bunu yaparken habitatlarını yok ediyoruz. Her gün 150 canlı türünün yok olmasının sebebi bu. Geriye kalan canlılar ise, onlara bıraktığımız küçük yaşam alanlarına sıkışmak zorunda kalıyorlar.

Yarasaların yaşadığı ormanı yok ederseniz öylece çekip gitmezler; arka bahçenizdeki ağaçlara tünerler. Bu da onların dışkılarıyla temasınızı daha kolay hale getirir.

Sigal Samuel: Savunduğunuz şey daha bütünsel, sistemler arası bir yaklaşıma benziyor.

Sonia Shah: Dünya çapında güncel bir akım var; buna “tek sağlık” deniyor. Yani insan sağlığı hayvanların, ekosistemlerin ve diğer toplumların sağlığıyla bağlantılıdır. Bu bağın etkenlerini kapsamlı bir şekilde incelemeliyiz, zira sorunun temeli burada yatıyor. Aksi takdirde yayılmaya devam edecek sorunların yalnızca üstünü çizmekle kalırız.

Sigal Samuel: Aslında kene kaynaklı hastalıklara baktığımızda, örneğin laym (lyme) hastalığında da benzer bir nokta dikkatimi çekiyor.

Sonia Shah: Evet, laym ile ilgili durum da benzer. ABD’nin kuzeydoğusundaki el değmemiş ormanlarda, bir zamanlar zengin bir biyoçeşitlilik vardı; bu ormanlarda keseli sıçan ve çizgili sincap gibi orman türleri yaşıyor, kene popülasyonunu kontrol altında tutmada büyük rol oynuyorlardı. Fakat son 50 yıl içinde şehrin çeperleri ormanlara doğru genişledikçe keseli sıçan ve çizgili sincap gibi hayvanların sayıları görece azaldı. Şimdi daha çok, kene popülasyonuyla küçük ölçekte mücadele edebilen beyaz ayaklı fareleri ve geyikleri görüyoruz. Keseli sıçanlar sadece kendini temizlerken bile haftada yüzlerce kene yok ederken beyaz ayaklı fareler haftada yalnızca 50 tanesini yok edebiliyor. 

Yani daha az keseli sıçan olduğunda, daha fazla kene olacaktır. Ve buna bağlı olarak da lyme gibi kene kaynaklı hastalık salgınlarına yakalanma olasılığınız da artacaktır.

Sigal Samuel: Koronavirüsün Çin’deki bir canlı yabani hayvan pazarından yayıldığı gerçeği, beni diğer ülkelerdeki endüstriyel hayvancılık sistemi hakkında düşünmeye itiyor. Bu tesislerde çok sayıda hayvan kalabalıklar halinde sıkıştırılmış durumdalar. Koronavirüs krizi et üretimine dair düşüncelerimizi gözden geçirmemiz için bir uyarı mıdır? 

Sonia Shah: Bu tesisler saatli bomba gibiler ve mevcut krizle yüzleşmeyi bitirdiğimizde de hala var olacaklar. Farkına varmamız gereken şey şu: Salgınların, iklim değişikliği afetlerinin hepsi, gezegen üzerindeki ayak izimizle ilişkili. Şimdiye dek doğal kaynakların çoğunu kullanageldik ve artık bunların faturasını ödüyoruz. Doğayla aramızdaki ilişkinin temellerini gerçekten değiştirmediğimiz sürece yıkımlar arasında sallanmaya devam edeceğiz.

Yazı: Samuel, Sigal. “Our Environmental Practices Make Pandemics like the Coronavirus More Likely.” Vox, Vox, 31 Mar. 2020

* Orijinal yazı kısaltılarak çevrilmiştir. Röportajın tamamını İngilizce okumak için vox.com sitesini ziyaret edebilirsiniz.


04 Kas

ZİYARET: CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu ve Milletvekilleri ile Görüştük

DÜN CHP GENEL BAŞKANI KEMAL KILIÇDAROĞLU, GENEL BAŞKAN YARDIMCISI ZEYNEP ALTIOK ve MİLLETVEKİLLERİ İLE GÖRÜŞTÜK.

CUMHURIYET HALK PARTISI GENEL BASKANI KEMAL KILICDAROGLU CEVRE GONULLULERIYLE BULUSTU FOTOGRAF: ZIYA KOSEOGLU/CHP GENEL MERKEZI

FOTOĞRAF: Ziya Köseoğlu / CHP Genel Merkezi

Dün, Karadeniz İsyandadır Platformu, Kuzey Ormanları Savunması, kent hareketleri ve yerel doğa örgütleri ile birlikte, TBMM’de, Ankara’da bir dizi görüşmeler gerçekleştirdik. Doğayı talan edecek, yaban hayvanlarının yaşam alanlarına tecavüz edecek projelerin önünü açan, bu projeleri teşvik eden Madde 80’i Anayasa Mahkemesi’ne götüren CHP Grup Başkanvekili Levent Gök şahsında tüm CHP’ye teşekkür ediyoruz.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na hayvan hakları ile ilgili aşağıdaki hususları belirttik ve çözüm beklediğimizi ifade ettik:

– CHP’li belediyeler ile hayvan barınaklarının koşulları itibarı ile sorunlar yaşadığımızı, birçok CHP’li belediyenin barınaklarına kapatılan hayvanların durumunun içler acısı olduğunu ve çoğu kez yerel yöneticilerden talep edilen görüşmelerin yerine getirilmediği, gönüllü katılımı konusunda ciddi sıkıntılar yaşandığını söyledik.

* CHP’nin Doğa Haklarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı İzmir Milletvekili Zeynep Altıok, Sarıyer Belediyesi barınağı ile ilgili sıkıntılardan haberdar olduğunu kendisi belirtti. CHP’li tüm belediyelerin parti içi denetlenmesi için bir komisyon kurularak barınakların habersiz ziyaret edilmesini önerdik, bu önerimiz Z. Altıok tarafından kabul gördü.

– Bilindiği gibi CHP, her daim hayvan haklarına saygılı olduğunu iddia eden bir siyasî parti. Bunu yerel yöneticilerine gönderdiği genelgeler, hayvan hakları eylemlerine milletvekili katılımı, parlamentodaki soru önergeleri ile de göstermeye çalışıyor. CHP’nin bu çabasını takdir ediyoruz ancak hem seçim programı hem de bizlerle birlikte TBMM’de verdikleri hayvan esaret merkezlerine karşı verdikleri mücadele ile yerel yöneticilerinin tavrı birbiri ile ne yazık ki örtüşmüyor.

CUMHURIYET HALK PARTISI GENEL BASKANI KEMAL KILICDAROGLU CEVRE GONULLULERIYLE BULUSTU FOTOGRAF: ZIYA KOSEOGLU/CHP GENEL MERKEZI

FOTOĞRAF: Ziya Köseoğlu

* Bodrum’da hâlâ faal durumda olan yunus parkının, kardeş organizasyonumuz Yunuslara Özgürlük Platformu’nun YUNUS PARKLARI KAPATILSIN! talebine rağmen, Bodrum Belediye Başkanı Mehmet Kocadon tarafından neden sahiplenildiğini sorduk. Bizler mecliste, yunus parklarının, hayvanlı sirklerin yasaklanması için CHP ile birlikte mücadele yürütmüştük. Bu karşı çıkışa rağmen, CHP’li Bodrum Belediyesi neden bu yunus parkını sahiplenip esaret koşullarını kabul ediyor?

* Yine CHP ile birlikte, hayvanat bahçelerinin yasaklanması konusunda da mecliste mücadele yürütmüştük. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi tarafından inşa edilmek istenen dev hayvanat bahçesinin mantığını da Sayın Kılıçdaroğlu’na sorduk ancak bir yanıt alamadık. 21. yüzyılda hayvanların esareti üzerinden hoş vakit geçirilir mi, eğlenilir mi?

– Hayvan hakları ile ilgili tüm sorunlarda, yöneticilere ulaşma, iletişim konusunda hayvan koruma gönüllülerinin ve hayvan hakları aktivistlerinin sorun yaşadığını ve bu iletişim sorununun da çözülmesi gerektiğini ifade ettik. Tespit edilen sorunlar, yöneticilere sağlıklı bir şekilde iletilemediği için çözüme kavuşturulamıyor.

CHP’li belediyelerdeki hayvan hakları sorunlarının çözümü için, başta CHP Genel Başkan Yardımcısı Zeynep Altıok ve tüm milletvekilleri iletişimimizi sürdüreceğiz. Hayvanlar kapatılıp tıbbî imkânsızlık ve bakımsızlıktan barınaklarda ölürken, daracık kafeslerde bir ömür boyu hapis bir şekilde bekletilirken yapılan hiçbir açıklama bizleri tatmin etmiyor.
Kemal Kılıçdaroğlu’nun nezdinde, gözlem ve tespitlerimizi dinleyen CHP’ye teşekkür ediyor, ülkemizdeki tüm sorunların çözümü konusunda kendilerini sivil toplumla işbirliğine davet ediyoruz.

14947618_1199684420078045_481912528709278320_n