19 Eki

BİLGİ EDİNME HAKKIMIZ GASP EDİLİYOR.

CİMER aracılığıyla Tarım ve Orman Bakanlığına başvuru yaparak, Anayasa’nın 74. ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin İfade Özgürlüğü başlıklı 10. maddesi kapsamında olduğuna hükmettiği bilgi edinme hakkımızı kullanarak; Temmuz ve Ağustos aylarında Türkiye’de meydana gelen yangınlarda hayatını kaybetmiş olan yabanda yaşayan hayvan sayısını sorduk..

Tarım ve Orman Bakanlığının 24 saat içinde, “tespit edilebilen toplam yaban hayvanı sayısı 75’dir.” cevabını verdi. Akıl ve mantığa her türlü aykırı olan bu sayının gerçeğe uzak olduğu ilk bakışta dahi anlaşılabiliyor iken, gerek yangınlardaki kurtarma çalışmalarında görev alan komite üyelerimizin, gerek ise iletişimde olduğumuz ve sahada hayvan kurtarma çalışmalarına katılan diğer hayvan hakları savunucularının bölgede yer alan veteriner hekimlerden öğrendiği sayılar; bu cevabın hayvanların yaşam hakkına yönelik nasıl bir bakış açısı olduğunu ve bu hakkın nasıl yok sayıldığını gösterir nitelikte iken, anayasal hakkımıza da duyulmayan saygıyı tekrar ortaya çıkardı.


Bunun üzerine Tarım ve Orman Bakanlığına bir başvuru daha gerçekleştirdik ve söz konusu sayının nasıl tespit edildiği, yangınlarda hayatını kaybeden yabanda yaşayan hayvan sayısının gerçekte tutulup tutulmadığını öğrenmek istediğimizi belirten bir başvuru daha yaparak; 75 sayısının gerçeğe ve mantığa uzaklığını vurguladık. Bu sefer aldığımız cevap ise, “başvurunuzda tarafınıza verdiğimiz yanıtta da ilettiğimiz gibi ülkemizde meydana gelen yangınlarda hayatını kaybetmiş olduğu tespit edilebilen toplam yaban hayvanı sayısı 75’dir.” yanıtı verildi. (vurgular cevap veren Bakanlığa aittir.)

Bir ülkenin Tarım ve Orman Bakanlığının, aylarca birden çok şehirde süren ve hektarlarca ormanlık alanın yok olduğu bir felakette, yabanda ölen hayvan sayısını belirleyememesi bir imkansızlık halini değil, apaçık böyle bir felakete ve hayatını kaybeden hayvanlara karşı umursamazlığını işaret etmektedir. 

Doğrudan AİHM’in sözlerinden alıntı yapmak gerekirse, “Bilgiye erişim hakkı, söz konusu bilginin aldatıcı, hatalı ya da yetersiz olduğu durumlarda hükümsüz hale gelecektir. Bilgiye erişim hakkına saygı, özellikle Devlet’e ait hukuki bir yükümlülükten kaynaklandığı durumlarda, söz konusu hak kapsamının bilginin güvenilebilir olmasını gerektirdiğini ve bir ihtilaf ortaya çıkarsa, ilgili başvuru yolunun bilginin içeriğini ve niteliğini, çekişmeli yargı çerçevesinde incelemeyi gerektirmektedir.”

Tarım ve Orman Bakanlığı için yabanda yaşayan hayvanların bölge bölge sayılarının bilinmesi bir yükümlülüktür. Verilen bu cevaplar ile, ya bu yükümlülüğün yerine getirilmediği ve bu yüzden bilgi edinme hakkımızın kullandırılmadığı; ya da bu yükümlülüğün yerine getirildiği ancak tarafımıza doğru bilgi verilmeyerek yine bilgi edinme hakkımızın kullandırılmadığı iki ihtimalden birinin gerçekleşmiş olduğu anlaşılmaktadır.

Bu noktada etik ve tüm türlerin yaşam hakkına yönelik görüşlerimiz baki olmak üzere konu gereği doğrudan uluslararası ve ulusal mevzuata aykırılık teşkil eden bir durumdan  bahsetmek gerekmektedir. Tarafımıza verilen cevapla meydana gelen çelişki, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından gerçekleştirilen düzenli bir hukuka aykırılık olan, her yıl “av ihaleleri” gerçekleştirerek nesli tükenme tehlikesi altında olan hayvanların yaşam hakkının kotalara sığdırılması ve acentelere rant karşılığı avlanma hakkı izni verilmesi hususundan kaynaklanmaktadır. Türkiye’nin de taraf olduğu Avrupa’nın Yaban Hayatı ve Doğal Yaşama Ortamlarının Korunması Sözleşmesine aykırı olarak, hem koruma altında olan hayvan türlerinin yaşam hakkı doğrudan ihale konusu haline getirilmekte; hem de bu sözleşme uyarınca koruma altında olmasa dahi diğer türlerin avlanılmasına izin verilerek koruma altında olan türlerin doğal yaşam ortamlarına avcılar tarafından girilmesine sebep olunmakta, söz konusu sözleşme tamamen ihlal edilmektedir. Her yıl hayvan hakları ve çevre savunucuları tarafından davalar açılarak, söz konusu av ihaleleri iptal edilmeye çalışılmaktadır. Bu davalarda idarenin karşılık olarak verdiği yegane cevap, sözleşmeye Türkiye tarafından çekince koyulduğu ve popülasyonun arttığı noktalarda avcılığa izin verilebileceği savunmasıdır. Ne var ki daha sonra mahkeme tarafından sözleşme uyarınca popülasyon artımına yönelik bilimsel raporların ibraz edilmesi istendiğinde, bu raporlar sunulamamakta ve ihaleler iptal edilmektedir. 

Tarım ve Orman Bakanlığına sormak istediğimiz soru şudur: eğer av davalarında böyle bir savunma ile karşımıza geliniyorsa, eğer her yıl Türkiye’nin dört bir yanında av izni veriliyor, katiller için çekilişler yapılarak avlanma hakkı veriliyor, hayvanlar kotalar olarak tanımlanarak acentelere ihaleler veriliyor ise bakanlığın elinde yabanda yaşayan hayvanlara ilişkin bir veri var demektir. Bu halde neden bu davalarda bu veriler hiçbir zaman sunulamıyor, veya yaptığımız başvurularda 75 hayvanın tespit edilebildiğine yönelik ciddiyetsiz cevaplar nasıl verilebiliyor? Eğer bu veriler Bakanlık’ta yoksa, neden tutulmuyor? Daha toplam kaç yabanda yaşayan hayvanın olduğunu bilmeyen Bakanlık, nasıl oluyor da aynı bölgelerde popülasyon arttı diyerek av ihalesi gerçekleştirebiliyor?

Sadece bu bilgi edinme başvurusu için değil HAKİM olarak ihlal raporları için yaptığımız başvurularda da yıllardır aynı sorunları yaşıyoruz. Bakanlık sorularımızı cevaplamıyor ya da doğru olmadığı çok açık olan cevaplar veriyor. Sadece bizlerin değil milletvekillerinin de bilgi alma hakları mecliste gasp ediliyor. Milletvekillerinin bakanlıklara yönlendirdiği sorular çoğu zaman cevapsız bırakılıyor ya da geçiştirmelik cevaplar veriliyor. 

Türkiye’de bilgi edinme hakkı devlet tarafından en kullandırılmayan, şeffaflığı engelleyen hakların başında geliyor. Hak savunucusu toplulukların hiçbir bilgiye ulaşamamayı ve kapalı kapılar ardında hak ihlallerinin gizlenmesini kanıksayacak hale gelmeleri isteniyor. Ancak bu duruma asla alışmayacağız. Hayvanların haklarını savunmak, ihlalleri görünür kılmak için çabalarken bizim için en önemli anayasal haklardan biri olan bilgi edinme hakkımızın, AİHM kararları doğrultusunda aldatıcı, hatalı veya yetersiz olmaksızın doğru bilgi edinme hakkını karşıladığı gerçeği yok sayılmadan kullandırılması için mücadele edeceğiz.