23 Eyl

BİLDİRİ: CHP MV Engin Altay ve AK PARTİ MV Mustafa Elitaş’ın Sözlerinden Hicap Duyuyoruz!

TBMM kürsüsünden, CHP’li Engin Altay ve AK PARTİ’li Mustafa Elitaş’ın sarf ettiği sözlere ilişkin zorunlu açıklama: HİCAP DUYUYORUZ!

elitasssssssssss

Bu akşam, TBMM Genel Kurulu’ndaki tezkere görüşmeleri sırasında, CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, Kayserililer’i kast ederek “Eşeği boyar, babasına satar”; AK PARTİ Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş da “Anasını boyar, babasına satar” şeklinde sözler sarf etmiştir. Meclis kürsüsü bir kez daha cinsiyetçi, türcü ve hayvan tecavüzünü meşrulaştıran kirli bir siyaset dilinin topluma dayatıldığı bir yer haline getirilmiştir. Ülkemizde her gün korkunç boyutlarda gerçekleşen hayvana tecavüz, bu kez TBMM kürsüsünden, hem de alaya alınarak meşrulaştırılmıştır. CHP’li Altay’ı hayvan tecavüzünü meşrulaştıran, türcü nefret söyleminden; AK PARTİ’li Elitaş’ı da cinsiyetçi söyleminden dolayı kınıyoruz. Her iki grup başkanvekilini de hayvanlardan, kadınlardan ve tüm Türkiye toplumundan özür dilemeye çağırıyoruz. Kadınlar da hayvanlar da satılık değil; doğuştan gelen hakları olan bireylerdir.

Meclis kürsüsünden dillendirilen hayvan tecavüzü, faillere verilen 546 TL idari para cezası ile geçiştirilerek, tüm Türkiye toplumu tecavüzcülerle yaşamaya mecbur bırakılmaktadır. Bugün meclis kürsüsünden duyduğumuz, siyasete, parlamentoya hiç yakışmayan bu dilin derhal terk edilmesi gerektiğinin, Türkiye’de giderek artan toplumsal, erkek şiddetin önlenmesi için bir kez daha altını çiziyoruz.

HAYVAN HAKLARI İZLEME KOMİTESİ (HAKİM)

21 Eyl

PROTESTO: 15. İstanbul Bienali’nde, Hayvan Haklarını İhlâl Eden “Sanatçı”ları ve İKSV’yi Protesto Ettik!

15. İstanbul Bienali’nde, bir eşek, “sanat” adı altında çalıştırıldı, sömürüldü ve sergi malzemesi muamelesi gördü, teşhir edildi. Bir başka “sanatçı” ise, fildişlerini kullanarak bir heykel oluşturdu. Bir başkası da asıl yaşamaları gereken yer bambaşka bir ortam olan kurtçukları, içi strafor dolu şeffaf bir materyalin içine hapsetti, onların ölümünü insanlara izletti.

aylakkarga-11

Bu ağır hak ihlâllerini gündeme taşıyan Dört Ayaklı Şehir topluluğu ile İstanbul Bienali’ne giderek hayvan haklarını ihlâl eden “sanatçı”ları, işleri ve bu hak ihlâli içeren işlerin parçası olan küratörleri, bienal ekibini ve bienalin düzenleyicisi İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı’nı (İKSV) protesto ettik.

Ayrıca bianelde hayvan sömürüsü içeren işlerin soruşturulması ve gerekli yaptırımların uygulanması talebi ile ilgili yerlere idari başvurularımızı yaptık. Sürecin takipçisi olacağız.

Protesto ve bienaldeki hayvan hakları ihlâlleri ile ilgili haberler/yazılar:

İyi Bir Komşu Hayvan Düşmanı Olabilir mi?

‘Hayvanları konu edin malzeme değil’

HAKİM Koordinatörü Yazdı: Sanatta Her Şey Mübah mı?

Bienal’de sömürü tartışması: İnsan hayvan için iyi bir komşu mu?

Bienaldeki hayvan hakkı ihlallerine uzman bakışı

İstanbul Bienali’ndeki Eşek ve Fil Dişinden Heykel Tartışma Yarattı: İyi Bir Komşu Hayvan Düşmanı Olabilir mi?

İstanbul Bienali ve Protesto Edilen Eserler

13 Oca

BİLDİRİ: Hayvanları Aşağılayan Türcü Milletvekillerini Kınıyoruz!

AK PARTİ İSTANBUL MİLLETVEKİLİ MİHRİMAH BELMA SATIR ve ANTALYA MİLLETVEKİLİ GÖKCEN ÖZDOĞAN ENÇ’İ KINIYORUZ!

hakim_kinama

Dün gece, Türkiye Büyük Millet Meclisi, yine şiddetin ve nefretin sahnesi hâline dönüştürülmüştür. Bugün ise, kendisini 24. yasama döneminde, TBMM Çevre Komisyonu’ndaki Hayvanları Koruma Kanunu’nun değişikliğine dair yasa tasarısı görüşmelerinden tanıdığımız AK PARTİ İstanbul Milletvekili ve TBMM Dilekçe Komisyonu Başkanı Mihrimah Belma Satır ve Antalya Milletvekili Gökcen Özdoğan Enç, başka bir siyasî parti grubunun vekillerine hakaret etmek saiki ile, vekillere doğru “DİKKAT! KÖPEK GİREMEZ” afişi tutmuş, meclisi bir kez daha türcü nefret söylemlerinin sahnesi hâline getirmiştir. Köpek, bir hakaret sıfatı değildir! Meclis kürsüsünden, sıralarından yükselen türcü, eril, homofobik ve nefret söylemi içeren dilin, her fırsatta milletvekilleri tarafından yüceltilen TBMM’nin adını da kirlettiği unutulmamalıdır.

Bu tutumundan ve eyleminden, hayvanlara yönelik ürettiği nefret söyleminden dolayı Mihrimah Belma Satır’ı, onu benzer görüntüler ve beyanlar ile destekleyen AK PARTİ Antalya Milletvekili Gökcen Özdoğan Enç’i ve diğer vekilleri esef ile kınıyoruz. Satır’ı ve Özdoğan Enç’i tüm hayvanlardan özür dilemeye çağırıyoruz! Adı geçen AK PARTİ’li vekillerin bu eylemi ile bir kez daha görüyoruz ki hayvanlara kusulan nefret, onlara reva görülen tahakküm, zulüm ve sömürü açısından tüm siyasî partilerin tutumu aynıdır. Bunu her seçim döneminde, parti programlarında ve seçim beyannamelerinde de rahatlıkla görüyoruz.

Bir kez daha tüm parlamenterlere sesleniyoruz: Yasama faaliyeti yapmak için maaş aldığınız ve bulunduğunuz meclisi nefretin, şiddetin sahnesi hâline getirmeyin. Hayvanların adlarını siyaset oyunlarınıza alet etmeyin. Nefretten, şiddetten, sömürüden uzak bir yaşam süren masum hayvanların adlarını, art niyetli eylemlerinizde kullanmaya derhal son verin.

hayvanlara-karsi-nefretini-tbmm-genel-kurulunda-dile-getiren-ozgur-ozeli-de-kiniyoruz

Bu gece TBMM’de yine “köpek” tartışması vardı. AK PARTİ’li M. Belma Satır, hayvan fobisi olduğu için köpekleri aşağılayan pankart ile genel kurul salonuna geldiğini öne sürerken, Satır’ın “fobi”sine karşılık olarak CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, derdini yine hayvanlar üzerinden nefret kusarak anlattı.

Hayvanların adlarını kullanarak, meclis kürsüsünden, sıralarından konuşan AK PARTİ’li ve CHP’li vekilleri bir kez daha kınıyoruz. Nefret kusmaya, hayvanlar üzerinden hakaret etmeye derhal son verin! Oturduğunuz ceylan derisi koltuklar, meclise yeterince “rutin şiddet” zaten katıyor. Şiddete, nefrete her oturumda, birleşimde, bir yenisini eklemeyin!

Tüm parlamenterlere tekrar sesleniyoruz: Parlamentoda hayvanlar; çocuklar; kadınlar; toplumsal cinsiyet normlarına uymayanlar; engelliler; sokak insanları ve günün her anında ayrımcılığa uğrayan, aklınıza gelebilecek her türlü insan aşağılandığı, onların adları hakaret olarak kullanıldığı sürece, şiddetin, nefretin hâkim olduğu o ortamdan, parlamentodan yaşama dair olumlu bir yasama çalışması çıkamaz. Yasama faaliyeti mi yürütüyorsunuz, yoksa kin kusma ayini mi? Türkiye’de daha fazla şiddete, lince ihtiyacımız yok! Şu anda Anayasa yapıyorsunuz! Kendinizden farklı gördüklerinizi aşağılamayın, onlara gülmeyin, onların adını kullanmayın! ARTIK YETER!

Hayvan Hakları İzleme Komitesi (HAKİM)

04 Kas

ZİYARET: CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu ve Milletvekilleri ile Görüştük

DÜN CHP GENEL BAŞKANI KEMAL KILIÇDAROĞLU, GENEL BAŞKAN YARDIMCISI ZEYNEP ALTIOK ve MİLLETVEKİLLERİ İLE GÖRÜŞTÜK.

CUMHURIYET HALK PARTISI GENEL BASKANI KEMAL KILICDAROGLU CEVRE GONULLULERIYLE BULUSTU FOTOGRAF: ZIYA KOSEOGLU/CHP GENEL MERKEZI

FOTOĞRAF: Ziya Köseoğlu / CHP Genel Merkezi

Dün, Karadeniz İsyandadır Platformu, Kuzey Ormanları Savunması, kent hareketleri ve yerel doğa örgütleri ile birlikte, TBMM’de, Ankara’da bir dizi görüşmeler gerçekleştirdik. Doğayı talan edecek, yaban hayvanlarının yaşam alanlarına tecavüz edecek projelerin önünü açan, bu projeleri teşvik eden Madde 80’i Anayasa Mahkemesi’ne götüren CHP Grup Başkanvekili Levent Gök şahsında tüm CHP’ye teşekkür ediyoruz.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na hayvan hakları ile ilgili aşağıdaki hususları belirttik ve çözüm beklediğimizi ifade ettik:

– CHP’li belediyeler ile hayvan barınaklarının koşulları itibarı ile sorunlar yaşadığımızı, birçok CHP’li belediyenin barınaklarına kapatılan hayvanların durumunun içler acısı olduğunu ve çoğu kez yerel yöneticilerden talep edilen görüşmelerin yerine getirilmediği, gönüllü katılımı konusunda ciddi sıkıntılar yaşandığını söyledik.

* CHP’nin Doğa Haklarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı İzmir Milletvekili Zeynep Altıok, Sarıyer Belediyesi barınağı ile ilgili sıkıntılardan haberdar olduğunu kendisi belirtti. CHP’li tüm belediyelerin parti içi denetlenmesi için bir komisyon kurularak barınakların habersiz ziyaret edilmesini önerdik, bu önerimiz Z. Altıok tarafından kabul gördü.

– Bilindiği gibi CHP, her daim hayvan haklarına saygılı olduğunu iddia eden bir siyasî parti. Bunu yerel yöneticilerine gönderdiği genelgeler, hayvan hakları eylemlerine milletvekili katılımı, parlamentodaki soru önergeleri ile de göstermeye çalışıyor. CHP’nin bu çabasını takdir ediyoruz ancak hem seçim programı hem de bizlerle birlikte TBMM’de verdikleri hayvan esaret merkezlerine karşı verdikleri mücadele ile yerel yöneticilerinin tavrı birbiri ile ne yazık ki örtüşmüyor.

CUMHURIYET HALK PARTISI GENEL BASKANI KEMAL KILICDAROGLU CEVRE GONULLULERIYLE BULUSTU FOTOGRAF: ZIYA KOSEOGLU/CHP GENEL MERKEZI

FOTOĞRAF: Ziya Köseoğlu

* Bodrum’da hâlâ faal durumda olan yunus parkının, kardeş organizasyonumuz Yunuslara Özgürlük Platformu’nun YUNUS PARKLARI KAPATILSIN! talebine rağmen, Bodrum Belediye Başkanı Mehmet Kocadon tarafından neden sahiplenildiğini sorduk. Bizler mecliste, yunus parklarının, hayvanlı sirklerin yasaklanması için CHP ile birlikte mücadele yürütmüştük. Bu karşı çıkışa rağmen, CHP’li Bodrum Belediyesi neden bu yunus parkını sahiplenip esaret koşullarını kabul ediyor?

* Yine CHP ile birlikte, hayvanat bahçelerinin yasaklanması konusunda da mecliste mücadele yürütmüştük. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi tarafından inşa edilmek istenen dev hayvanat bahçesinin mantığını da Sayın Kılıçdaroğlu’na sorduk ancak bir yanıt alamadık. 21. yüzyılda hayvanların esareti üzerinden hoş vakit geçirilir mi, eğlenilir mi?

– Hayvan hakları ile ilgili tüm sorunlarda, yöneticilere ulaşma, iletişim konusunda hayvan koruma gönüllülerinin ve hayvan hakları aktivistlerinin sorun yaşadığını ve bu iletişim sorununun da çözülmesi gerektiğini ifade ettik. Tespit edilen sorunlar, yöneticilere sağlıklı bir şekilde iletilemediği için çözüme kavuşturulamıyor.

CHP’li belediyelerdeki hayvan hakları sorunlarının çözümü için, başta CHP Genel Başkan Yardımcısı Zeynep Altıok ve tüm milletvekilleri iletişimimizi sürdüreceğiz. Hayvanlar kapatılıp tıbbî imkânsızlık ve bakımsızlıktan barınaklarda ölürken, daracık kafeslerde bir ömür boyu hapis bir şekilde bekletilirken yapılan hiçbir açıklama bizleri tatmin etmiyor.
Kemal Kılıçdaroğlu’nun nezdinde, gözlem ve tespitlerimizi dinleyen CHP’ye teşekkür ediyor, ülkemizdeki tüm sorunların çözümü konusunda kendilerini sivil toplumla işbirliğine davet ediyoruz.

14947618_1199684420078045_481912528709278320_n

04 Kas

ZİYARET: HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken ile Görüştük

2hdp

Dün, doğa talanının ve işgalin, hayvanların yaşam ortamlarına tecavüzün önünü açan 80. maddeye karşı parlamentoyu ziyaretimiz kapsamında HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken ile görüştük. 80. madde ile oluşacak olası tehditleri, tehlikeleri ve coğrafyamızda yaşanan hayvan hakları ihlâlleri hakkında İdris Baluken’i bilgilendirdik. 80. maddeye karşı biz yaşam savunucuları ile birlikte saf tutan, ekolojik kıyımın karşısında duracağını açıklayan Halkların Demokratik Partisi’ne teşekkür ediyoruz.

Ziyaretimizin ardından sadece birkaç saat geçtikten sonra HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, diğer HDP milletvekilleri ile hukuksuz bir şekilde gözaltına alınmıştır. Bu hukuksuzluğu kınayan bildirimizi aşağıda bulabilirsiniz:

img-20161106-wa0000-2

HDP’Lİ VEKİLLER DERHAL SERBEST BIRAKILSIN!

Dün, doğayı talan edecek projelerin önünü açan, bu katliam projelerini teşvik ederek meşrulaşmasını sağlayan 80. maddeye karşı birlikte neler yapabileceğimizi, kent, ekoloji ve hayvan hakları konusunda dayanışmayı nasıl büyütebileceğimizi konuştuğumuz HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, görüşmemizden saatler sonra diğer HDP’li vekillerle gözaltına alındı ve bugün tutuklandı.

HDP’li vekillere yönelik gözaltıları bu coğrafyaya bir türlü gelmek bilmeyen demokrasiye vurulmuş bir darbe olarak tanımlıyoruz ve bu darbeyi kınıyoruz. 15 Temmuz darbe girişiminden hemen sonra ilân edilen OHAL’in, her ne kadar toplumu etkilemeyeceği iddiası ortaya atıldıysa da başta HDP olmak üzere muhalif kesimler her zaman olduğu gibi, OHAL döneminde de hedef hâline getirilmiş ve baskı, sindirme politikalarıyla sesleri kısılmak istenmiştir, istenmektedir. Son yaşanan gözaltılardan, sadece HDP için değil, tüm toplum için endişeliyiz.

OHAL’le gelen tüm hukuksuz uygulamaları ve son yaşanan HDP’li vekillere yönelik gözaltıları kınıyor, gözaltına alınan tüm vekillerin derhal serbest bırakılmasını talep ediyoruz. OHAL döneminde artış gösteren devlet baskısı ve terörü, toplumsal şiddet ve kutuplaşma karşısında, ne tür bir sosyal mücadele verilirse verilsin, insan-hayvan-doğa demeden dayanışmayı büyütmeye ve herkesi HDP’nin yanında durmaya çağırıyoruz.

Vatandaşı olduğumuz Türkiye Cumhuriyeti devleti ve hükûmetine sesleniyoruz: Kendi sınırlarınızda imza atmadığınız katliam, hukuk dışı uygulama kalmadı, uluslararası arenada rezil oldunuz. Ayıbınıza derhal son verin; vekiller ile birlikte haksız, hukuksuz bir şekilde gözaltına aldığınız, tutukladığınız tüm politik tutsakları derhal serbest bırakın. Kendi yarattığınız OHAL’den, normal ayarlarınıza dönün!

HAYVAN HAKLARI İZLEME KOMİTESİ (HAKİM)

15 Eki

GÖZLEM ZİYARETİ: Sarıyer Belediyesi Kısırkaya Sahipsiz Hayvan Geçici Bakımevi’ndeydik

14642685_10154206513149565_342833727_n

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Sarıyer Belediyesi’nin Kısırkaya Sahipsiz Hayvan Geçici Bakımevi’ni CHP İstanbul Eski Milletvekili Melda Onur’la ziyaret ettik, ardından göreve yeni başlayan Sarıyer Belediyesi Veteriner İşleri Müdürü Vet. Hek. Hülya Cebeci ile görüştük. Barınağı genel itibarı ile dolaşabildik ancak süren temizlik ve tedavi nedeniyle kedilerin bulunduğu odaya giremedik.

Barınağın temizliğine dair sıkıntıların kısmen çözüldüğü görülse de hayvanların koşullarına dair bir iyileştirmeden ne yazık ki şimdilik bahsedemiyoruz. Veteriner İşleri Müdürü Hülya Cebeci, barınakta çalışan personel sayısının yetersiz olduğundan hâlâ birçok sıkıntının devam ettiğini, barınağın fizikî koşullarının iyileştirilmesi için çalışmaların devam ettiğini, kedileri barındırmak için kullanılan kafeslerin yenileneceğini, barınaktaki ultrason, hemogram ve röntgen cihazı çalışmadığından hurdaya çıkarıldığını, dijital röntgen cihazı alımı için bütçe araştırması yapıldığını, barınaktaki iyileştirme çalışmalarından doğan barındırma konusundaki yetersizliği gidermek amacıyla 1 yıllık süre ile İBB ile ortak hizmet protokolü imzalandığını aktardı. Müdür, Sarıyer Belediyesi’nin istihdam ettiği bir veteriner hekim ile iki yardımcı personelin İBB’nin Kısırkaya’daki tesisinde, Sarıyer ilçesinden toplanan hayvanlar için çalıştığını ifade etti.

Veteriner İşleri Müdürü ile yaptığımız görüşmede, barınağa dair aşağıdaki görüşlerimizi aktardık, dikkate alınacağını umuyoruz. Sarıyer Belediyesi barınağı ile ilgili ziyaretlerimiz ve görüşmelerimiz devam edecek. Konunun takipçisi olduğumuzu kamuoyuna bir kez daha duyuruyoruz.

1. Barınak ziyaret saatleri uzatılmalıdır. Şu anda barınak, 12:00-14:00 saatleri arasında ziyaret edilebilmektedir. Müdür ile yaptığımız görüşmede, barınaktaki iyileştirme çalışmalarının bitmesi ile ziyaret saatlerinin uzatılacağı bilgisi tarafımıza verilmiştir. Barınaklar kamusal alanlardır. Tüm vatandaşların barınaklara girişi belli kurallar dâhilinde sağlanmalıdır.

2. Barınak koşullarında yaşayamayacak sokak hayvanlarının özel bakım ve tedavileri, gerektiğinde özel kliniklerde, gönüllü koordinasyonu ve işbirliği ile sağlanabilmelidir. Göreve yeni başlayan müdürden önce ve göreve yeni başlayan müdürden sonra da tedavileri barınak koşullarında sağlanamayacak hayvanların özel kliniklere nakledilerek tedavilerin sağlanması konusunda ciddi sıkıntılar yaşandığı HAKİM’e bildirilmiştir. Bu yöndeki endişemizi göreve yeni başlayan müdüre de ilettik ve kendisi de bu konuda hemfikir olduğunu ifade etti. Sadece Sarıyer’de değil, Türkiye’nin her yerinde, barınaktaki klinik koşulların, teşhis ve tedavi imkânlarının ve nöbetçi sağlık personelinin yokluğu nedeni ile, birçok sokak hayvanı hayatını kaybetmektedir. Bu eleştiri, barınak özelinde yapılmamış, tüm Türkiye barınakları için geçerlidir. Barınakların fizikî ve klinik koşulları, teşhis ve tedavi olanakları herkes tarafından bilinen bir gerçekliktir. Barınaklarda çeşitli sebeplerle tedavi edilemeyen hayvanlar, gerektiği gibi özel bakım ve tedavi göremediğinden kısa süre içerisinde yaşamını yitirmekte ya da uzun süren ağrılı, sancılı bir yaşama mahkûm edilmektedir.

3. Tüm Türkiye genelinde, belediye barınaklarına gönüllü katılımının yetersizliği, gönüllülerin barınaklara katılımındaki sorunlar, “gönüllü yönetimi”ndeki bilgisizlikler nedeniyle barınaklarda daimi barındırılan ve özel bakıma ihtiyacı olan hayvanların yaşamları olumsuz etkilenmektedir. Sarıyer özelinde de barınağa gönüllü katılımındaki sorunlar hem barınak gönüllüleri hem de yeni göreve başlayan müdür tarafından HAKİM’e bildirilmiştir. Türkiye ne yazık ki gönüllü seçilebilecek lükste olan bir ülke değildir. Hiçbir çıkar gözetmeksizin hayvanların yaşamını kolaylaştırmak için çalışan gönüllülerin barınaklara katılımının sağlanması şüphesiz ki barınak koşullarında yaşayan hayvanların menfaatine olacaktır. Bu yönde acil bir gönüllü koordinasyon ve yönetim toplantısı yapılmasının, Sarıyer’den bildirilen gönüllü katılımı ile ilgili sorunların çözülmesi konusunda etkili olacağını düşünmekteyiz. HAKİM de bu konuda, belediye ve barınak gönüllüleri arasında yapılacak olan bir toplantıda moderasyon görevini üstlenmek konusunda gönüllüdür.

Barınağa dair görüş, öneri ve eleştirilerimizi içeren yazılı taleplerimizi ilerleyen günlerde Sarıyer Belediye Başkanlığı’na da sunacağız. Sarıyer Belediyesi Kısırkaya Sahipsiz Hayvan Geçici Bakımevi’ndeki hayvanların sorunlarının çözümü için adım atan Sevgili Melda Onur’a teşekkür ediyoruz.

13 Eki

BASIN AÇIKLAMASI: 4 EKİM DÜNYA HAYVANLAR GÜNÜ’nü Kutlamıyoruz, Yastayız!

2 Ekim Pazar günü, 4 Ekim Dünya Hayvanlar Günü’nü kutlamadığımızı ve yasta olduğumuzu açıkladık. Hayvanların Yaşam Hakları Konfederasyonu (HAYKONFED) ile birlikte, Balkanlar’ın en büyük mezbahası olarak tanıtılan Tuzla’daki tesis önüne, sokak hayvanlarına yönelik hak ihlâlleri nedeniyle İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin (İBB) başkanlık binası önüne ve hayvanları deneylerde kullandıkları, ağır işkencelere maruz bırakıp ölümlerine sebep oldukları gerekçesiyle de İ.Ü. Çapa Tıp Fakültesi bünyesindeki Deneysel Tıp Araştırma Enstitüsü (DETAE) önüne siyah çelenk bıraktık.

yastayiz3

Ortak açıklamayı okuyan Hayvanların Yaşam Hakları Konfederasyonu (HAYKONFED) Başkan Yardımcısı Şebnem Aslan, “Türkiye’de ve tüm dünyada, birçok hayvan türü, mezbahalarda, taşımacılılıkta ve faytonlarda, süt ve yumurta çiftliklerinde, hayvanat bahçelerinde, avcılıkta, petshop ve üretim çiftliklerinde, sokaklarda ve barınaklarda, kürk çiftliklerinde, yunus parklarında, hayvanlı sirklerde, deney laboratuvarlarında ve benzeri birçok tesis ve alanda, hakları acımasızca gasbedilerek ağır işkence koşulları altında yaşamaya mahkûm ediliyor”

yastayiz1

“Sadece Türkiye’de, 2015 yılında, 10 milyondan fazla hayvan, eti için kayıtlı olarak katledilmiş; 26 milyona yakın hayvan da sütü için tutsak edilmiş ve zulme maruz bırakılmıştır. Eti ve yumurtası için sömürülen ve katledilen milyonlarca kanatlı hayvan sayısını ise tam olarak bilmiyoruz çünkü resmî verilerde bu hayvanlar, kilo hesabı ile değerlendiriliyor. Dünyada ise her yıl, yaklaşık 150 milyar hayvan, ‘insan gıdası’ üretimi için katlediliyor” dedi.

Basın açıklamasına devam eden koordinatörümüz Burak Özgüner de birçok STK ve oluşumun imzacı olduğu deklarasyonda yer alan iki ana talebi açıkladı:

– Yeni anayasaya “Devlet, doğal hayatı ve hayvanların yaşam haklarını korumak sorumluluğundadır” maddesi eklenmeli; anayasada hayvanlar doğuştan gelen hakları olan, hissedebilen bireyler olarak tanımlanmalıdır.

– Başta 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu olmak üzere hayvanları ilgilendiren tüm mevzuat, Birleşmiş Milletler Hayvan Hakları Evrensel Bildirisi, taraf olunan uluslararası sözleşmeler ve ülkemiz gerçekleri baz alınarak, yaşam hakkı savunucusu sivil toplum örgütlerinin aktif katılımıyla yeniden düzenlenmelidir.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi binasına bıraktığımız utanç çeleğinin ardından, hayvanları deneylerde kullanan ve ağır işkencelere maruz bırakıp ölümlerine sebep olan Çapa Tıp Fakültesi bünyesindeki Deneysel Tıp Araştırma Enstitüsü (DETAE) önüne bir siyah çelenk daha bıraktık. Meclis gündemine tekrar gelmesi planlanan 5199 Hayvanları Koruma Kanunu’nun değişikliğiyle alakalı yasa tasarısında, hayvan deneylerinin tamamen yasaklanmasını talep ettik ve hayvan haklarının yasal olarak güvence altına alınması için taleplerimizi siyasîlere iletmeye başladık.

ORTAK BASIN AÇIKLAMASININ TAM METNİ:

4 EKİM DÜNYA HAYVANLAR GÜNÜ’NÜ BU SENE DE KUTLAMIYORUZ, YASTAYIZ!

Türkiye’de ve tüm dünyada, birçok hayvan türü, mezbahalarda, taşımacılılıkta ve faytonlarda, süt ve yumurta çiftliklerinde, hayvanat bahçelerinde, avcılıkta, petshop ve üretim çiftliklerinde, sokaklarda ve barınaklarda, kürk çiftliklerinde, yunus parklarında, hayvanlı sirklerde, deney laboratuvarlarında ve benzeri birçok tesis ve alanda, hakları acımasızca gasbedilerek ağır işkence koşulları altında yaşamaya mahkûm ediliyor.

Bugün ise 2 Ekim, Dünya Çiftlik Hayvanları Günü… Dün, Tuzla Aydınlı’da bulunan Balkanlar’ın en büyük mezbahası olan Elif Et Kombinası’nın önündeydik, hayvanlar için bir suç mahali olan bu tesisin önüne siyah çelengimizi bıraktık. Sadece Türkiye’de, 2015 yılında, 10 milyondan fazla hayvan, eti için kayıtlı olarak katledilmiş; 26 milyona yakın hayvan da sütü için tutsak edilmiş ve zulme maruz bırakılmıştır. Eti ve yumurtası için sömürülen ve katledilen milyonlarca kanatlı hayvan sayısını ise tam olarak bilmiyoruz çünkü resmî verilerde bu hayvanlar, kilo hesabı ile değerlendiriliyor. Dünyada ise her yıl, yaklaşık 150 milyar hayvan, “insan gıdası” üretimi için katlediliyor.

Yine sadece 2014 yılında, Türkiye’de 213.366 hayvan, kayıtlı olarak deneylerde sistematik işkence görmüş, ölmelerine bile izin verilmeyerek uzun yıllar acı içinde yaşamaya mahkum edilmiştir. Türkiye’de faal olan 30 hayvanat bahçesinde binlerce hayvan tutsak edilirken ticarî olarak varlığını sürdüren 8 yunus parkında en az 30 yunus ve onlarca deniz memelisi küçücük havuzlara mahkûm edilmeye devam ediliyor. Sadece İstanbul Adalar’da 1200 civarında at, çatlayana kadar çalıştırılıyor; her yıl 400’den fazla at sömürülürken yaşamını yitiriyor. Her ne kadar gündeme getirilmese de arıcılık, ipek böcekçiliği, balıkçılık ve hayvanların yaşamını sonlandırarak ayakta duran tüm sektörlerde yaşanan acı, bugün yadsınamaz bir gerçeklik olarak karşımıza çıkıyor. Sinir sistemi olan her canlı acıyı hissederken, yaşanan acılar, çekilen işkenceler üzerinden bir öncelik sıralaması yapmıyoruz çünkü hissedebilen her canlı için kendi yaşamı herkesinki kadar değerlidir.

Hayvanların haklarını korumak ve ihlâller karşısında harekete geçerek gerekli cezaları vermekle yükümlü olan Orman ve Su İşleri Bakanlığı ile Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ve bu bakanlıkların il ve ilçe müdürlükleri görevlerini layıkıyla yapmamak için direniyor. Özellikle sokak hayvanları açısından büyükşehir belediyeleri ve yerel belediyeler ise kanunun gerektirdiği gibi hayvanların yaşam haklarını güvence altına almak bir kenara, oy kaygısı ile düşünerek en ufak şikâyette hayvanları sokaklardan topluyor ve bir lokma yemek ve su bulamayacakları, yavaş yavaş ölüme mahkûm oldukları şehir dışında bulunan ormanlık alanlara, taş ocaklarına, çöplüklere atıyor.

Türkiye’de barınaklar, gerçek fonksiyonu olan, güçten düşmüş, hasta, engelli ya da hayatlarını sokaklarda idame ettiremeyecek hayvanların barındırılacağı yerler olmaktan uzak, insanların şikâyeti üzerine mevzuata aykırı olarak toplanarak kapatılmış binlerce sağlıklı hayvan için âdeta bir hapishane, ölüm kampı haline gelmiştir.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi başta olmak üzere belediyeler, biz hayvan korumacıların ve hayvan hakları aktivistlerinin mevzuat çerçevesinde sokaklarımızda koruduğumuz ve yüzyıllardır birlikte yaşadığımız sokak köpeklerini “yangından mal kaçırırmış” gibi sabah erken saatlerde, gece geç saatlerde hunharca toplamakta, çoğu kez bu köpekler bir daha geri getirilmemektedir. Şu anda İstanbul Büyükşehir Belediyesi, İstanbul metrosuna yerleştirilmiş ekranlarda, büyük bir iftiharla bu sene 25 binin üstünde köpek kısırlaştırdığını beyan ediyor. Soruyoruz: BU 25 BİN KÖPEK NEREDE? Hayvan korumacıların evlerinin önünden mevzuata aykırı olarak, yerel gönüllülere haber vermeden aldığınız KÖPEKLERE NE YAPTINIZ?

Bugün burada, 4 EKİM DÜNYA HAYVANLAR GÜNÜ vesilesiyle, yıllardan beri hayvanlara karşı sistematik suç işleyen, kurumsal şiddet uygulayan İstanbul Büyükşehir Belediyesi önünden sesleniyoruz: Türü ne olursa olsun, Türkiye’de ve tüm dünyada, hakları sözde kabul görse de hayvanlar şiddete, tecavüze, zulme ve türlü hak ihlâllerine maruz kalırken ve mevzuat ile tüm hak ihlâlleri âdeta meşrulaştırılırken 4 EKİM Dünya Hayvanlar Günü’nü kutlamıyoruz, YASTAYIZ!
Bugün birçok dünya ülkesindeki şehirlerle birlikte, İstanbul’da İBB başkanlık binası ve İ.Ü. Çapa Tıp Fakültesi önünde ve Türkiye’nin birçok ilinde eşzamanlı siyah çelenkli protesto ve anma eylemleriyle hayvan haklarına dikkat çekmek için toplanmış bulunmaktayız.

Hayvanları “mal” statüsüne indirgeyip onların bedenleri üzerinde her türlü tasarrufta bulunan mezbahaların ve tüm endüstriyel çiftliklerin kapatılmasını, yaşam düşmanı uygulamaların yasaklanmasını talep eden, hayvanlar için de âdil ve özgür bir dünya isteyen hareketler gün geçtikçe çoğalırken Türkiye’den biz de sesimizi yükseltiyor ve tüm insanlığa sesleniyoruz: Hayvanları hapsetmeye, katletmeye ve onlara zulmetmeye son verin, hayvanlara haklarını teslim edin!

İşte bu yüzden, tüm siyasî partileri, sivil toplum örgütlerini ve yaşam hakkı savunucularını, doğanın ve hayvan haklarının korunması için harekete geçmeye, bizlerle birlikte yürümeye ve T.C Cumhurbaşkanı’nı, Başbakanı’nı ve Hükûmetini, parlamentoyu ve tüm devlet kurumlarını hayvan haklarının güvence altına almaya davet ediyoruz.

Ve diyoruz ki;

I- Yeni anayasaya “Devlet, doğal hayatı ve hayvanların yaşam haklarını korumak sorumluluğundadır” maddesi eklenmeli; anayasada hayvanlar doğuştan gelen hakları olan, hissedebilen bireyler olarak tanımlanmalıdır.

II- Başta 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu olmak üzere hayvanları ilgilendiren tüm mevzuat, Birleşmiş Milletler Hayvan Hakları Evrensel Bildirisi, taraf olunan uluslararası sözleşmeler ve ülkemiz gerçekleri baz alınarak, Türkiye’nin de kabul ettiği Paris İlkeleri ve Karar Alma Sürecine Sivil Katılım İçin İyi Uygulama İlkesi dikkate alınarak, yaşam hakkı savunucusu sivil toplum örgütlerinin aktif katılımıyla yeniden düzenlenmelidir. Hayvanların haklarının yasal olarak güvence altına alınması için taleplerimizi yarından itibaren siyasîlere ileteceğimizi buradan duyuruyor ve

Hayvanlar oy veremese de bizler, onların haklarını koruyacak siyasileri destekleyeceğimizi bir kez daha yineliyor ve parlamentoyu hayvanlara haklarını teslim etmeye davet ediyoruz. Biz hayvan hakları savunucuları, her gün daha da güçlenerek onların sesi olmaya devam edeceğimizi bildiriyoruz.

TALEPLERİMİZ:

1) Tür ayırmadan hayvanlara karşı işlenen tüm suçlar, Türk Ceza Kanunu (TCK) kapsamına alınmalı ve suç işleyenler 3 yıldan başlamak üzere hapis cezası ile yargılanmalı, gerçek bir caydırıcılığı olabilmesi için mutlaka belli bir süre hapis cezası almaları sağlanmalı ve bu ceza hiçbir şekilde para cezasına çevrilmemelidir.

2) İnsanlığın büyük bir ayıbı olan hayvanat bahçeleri yasaklanmalı, yurt dışından yabani hayvan getirilmesine müsaade edilmemeli, kaçak girişler engellenmelidir.

3) Hayvanları gösterilerde kullanan sirkler ve yunus parkları yasaklanmalı, mühebbet hapislik ve sistematik işkence gören bu hayvanlara el konulmalı ve hayvanlar rehabilite edilmelidir. Yasaklama kararı verilmeden önce, bu hayvanların doğal ortamlarında her türlü yaşamsal ihtiyaçlarının karşılanacağı arazilerin, gerektiği gibi dizayn edilerek belirlenmesi için altyapı çalışmalarına ivedilikle başlanmalıdır. El konulan hayvanların yaşam hakları teminat altına alınmalı, geçmiş yıllarda olduğu gibi tasfiye edilen tesislerde tutsak edilmiş hayvanlar kesinlikle öldürülmemeli ya da satılmamalıdır.

4) Avcılık yasaklanmalıdır. Yaban hayvanlarını öldürenler, işkence edenler, TCK kapsamında ağır ceza ile yargılanmalıdır. İhalelerle her sene gündeme gelen ve büyük tepki çeken “Av Turizmi” ve öldürülmüş hayvanların sergilenmesi kabul edilemez.

5) Deve, boğa gibi hayvanların “folklor, gelenek” adı altında dövüştürülmesi yasaklanmalıdır.

6) Köpek, horoz dövüştürenler kirli ve kanlı bir kumar sektörü oluşturmuşlardır. Bu eylemi işleyenler TCK kapsamında yargılanmalı ve mutlaka hapis cezası almalıdırlar.

7) Hayvanların yemek olarak görülmesi, onların haklarını yok saymak anlamına gelmektedir. Nihai arzumuz hiçbir şekilde, hayvanların “gıda maddesi” olarak kullanılmamasıdır. Mezbahalar tarihe karışıncaya dek, geçen sürede hayvanların kesim sırasında yadsınamayacak derecede korkunç boyutlarda hissettikleri acıları, ağrıları en aza indirecek yöntemler uygulamaya konulmalıdır.

8) Her tür hayvanın deneyler ve testlerde kullanılması yasaklanmalı, deney hayvanı üretimi yasaklanmalı, birçok ülkede olduğu gibi “in vitro” ve kansız, acısız alternatif deney yöntemlerine geçilmelidir.

9) Gümrüklerde el konulan hayvanların bakımı için gümrük kapılarına yakın, veteriner hekim çalıştıran geçici bakımevleri kurulmalı, hayvanlar gümrüklerde mağdur edilmemeli, ihale ile satışlarından vazgeçilmeli, tür ve hassaslık durumlarına göre STK’lar ile de iletişim kurularak, gerektiğinde hayvanlar yediemin olarak STK’lara teslim edilmeli, doğal yaşamlarını devam ettirebilecekleri merkezlere alınmalı veya yuvalandırılmalıdırlar.

10) Yük taşıtmak için sömürülen hayvanların kullanıldığı araba, fayton gibi çağdışı araçlar yasaklanmalı, atlı faytonlar yerine akülü alternatifleri getirilmeli, taşımacılıkta sömürülen ve mağdur edilen bu hayvanlar için tedavi üniteli ve doğal alanlı merkezler oluşturulmalıdır.

11) Her türlü hayvan taşımacılığı ile ilgili kanun ve yönetmelikler yeniden düzenlenmeli, bunu ihlal edenler TCK kapsamında yargılanmalıdır.

12) Kürk çiftliklerindeki üretim durdurularak bu işkencehaneler derhal kapatılmalı, buradaki hayvanlar hayatlarının geri kalanını geçirecekleri doğal yaşamlı merkezlere nakledilmelidir.

13) Hayvanlar mal değildir! Kedi, köpek gibi evcil hayvanların ruhsatlı veya ruhsatsız ticari üretimi, üretim çifliklerinde, petshoplarda ve internet ile satışı; ithalat ve ihracatı tamamen yasaklanmalıdır. Merdiven altı kayıt dışı üretimi sonlandırmak için çalışmalar başlatılmalı, yasağa uymayanlar TCK kapsamında yargılanmalıdır.

14) Bakımevleri mevzuatta belirtildiği gibi geçicidir. Bu anlamda sadece mağdur olanlarını barındırır. Kent dışına, devasa, toplama kampı gibi sözde bakımevleri yapılamaz, kent hayvanları toplanamaz. Bu tür yapılanmalardan vazgeçilmeli, olanlar kapatılmalı, belediyeler hayvan nüfusuna göre bir veya çok sayıda küçük veya orta ölçekli, gönüllülerin katılımının esas olduğu ve ulaşımın kolay olduğu geçici rehabilitasyon merkezi kurmalı ve hayvanların yuvalandırılması için çalışmalıdır.

15) Mevcut yasadaki “Bakımevlerinde rehabilitasyon süresini tamamlayan ve yuvalandırılamayan hayvanlar alındıkları bölgeye bırakılır” hükmü değiştirilmemelidir. Geçmiş yıllarda teklif edilen “Okul, hastane, cami yakınlarına bırakılamaz” gibi yoruma açık ve muğlak ifadeleri kabul etmemiz olası değildir. Her canlının alıştığı ve ait olduğu ortamda yaşamaya hakkı vardır.

16) Mevcut hayvanları koruma mevzuatı, “kısırlaştır, aşılat, yaşat” ilkesini esas almaktadır. Bakımevi olmayan, meslek etiği, temel hayvan sağlığı prensipleri dâhilinde kısırlaştırma ve tedavi yapmayan, hayvan toplayıp kırsala, ormanlara, komşu il ve ilçelere atan, hayvan öldüren veya bakımsızlıktan ölümlerine sebep olan, kısaca “kısırlaştır, aşılat, yaşat” ilkesine uymayan belediyelerin tüm sorumluları TCK kapsamında yargılanmalıdır. Davalardan doğan tazminat bedelleri kamu kurum ve kuruluşlarına değil, sorumlu olan kamu görevlilerine rücu ettirilmelidir.

17) Mobil kısırlaştırma adı altında kimi özel şirketlere verilen tüm izin ve çalışma belgeleri iptal edilmelidir. Mobil kısırlaştırma yasaklanmalıdır. Ameliyat öncesi ve sonrası bakım ünitesi olmadan, ameliyat öncesi ve sonrası yasal süre boyunca gözetimde tutulmadan yapılan en küçük operasyon bile sayısız hayvanın enfeksiyondan ölümüne neden olmaktadır. Mobil kısırlaştırmada uzman denetimi de yoktur. Kaldı ki “mobil uygulama” yasal görevini yerine getirmeyen, bakımevi ve veteriner hekimi olmayan belediyelerin hayvanları yok etmek için kullandığı göstermelik bir uygulamaya dönüşmüştür.

18) Yönetim planlarında ve tapuda “evcil hayvan beslenemez” ibaresi ve maddesi kaldırılmalı, uluslararası sözleşmelerde var olan “hiçbir canlı, bulunduğu ortamdan uzaklaştırılamaz” hükmü gereği “konutlarda evcil hayvan beslemek serbesttir” maddesi kanunda yer almalıdır.

19) Kentsel dönüşüm ve yapılaşma nedeniyle yaşam alanlarını kaybeden hayvanları rehabilite etmek yerine sığındıkları site, apartman, bahçe gibi yerlerden uzaklaştıran veya öldürenler TCK kapsamında yargılanmalıdır.

20) Belediyelerin bakımevlerinde, rehabilitasyon için hayvan toplama ve yerlerine bırakılması sırasında ve besleme odaklarında hayvanların beslenmesi için gönüllülerle beraber çalışması zorunlu olmalı ve gönüllü ile çalışmayan belediyelere Orman ve Su İşleri Bakanlığı denetçileri her defasında gittikçe artacak yüksek miktarda para cezası uygulamalıdır. Mevcut yasada “belediyeler gönüllü kişi ve kuruluşlarla eşgüdüm sağlar”, yani birlikte çalışır demesine rağmen herhangi bir cezaî yaptırım olmadığından belediyeler keyfî uygulamalar sürdürmektedir.

21) Bakımevi ve veteriner hekimi olmayan belediyelerin, hayvan sağlığı ilaçlarını ve özellikle öldürmek ve uyuşturmakta kullanılan narkotik maddeleri satın alması ve bunların kimi şirketlerce belediyelere el altından satılması suçtur. Bu tür girişimlerde bulunanlar, TCK kapsamında cezalandırılmalıdır.

22) “Sokak hayvanlarını toplayan ekiplerin, üfleme borusu, havalı tüfek veya tabanca ile atılan uyuşturucu fişeğin kullanımı sırasında veteriner hekim bulundurması zorunludur” maddesi yasada yer almalıdır. Toplama ve yakalama sırasında, anestezik madde kullanımında ciddi kısıtlamaya gidilmelidir.

23) Hayvanların doğuştan gelen haklara sahip olan bireyler olduğu bilincinin tüm topluma yerleşmesi için, hayvan hakları okullarda zorunlu ders olarak okutulmalıdır.

İMZACILAR:

Adana Doğayı Hayvanları Koruma ve Yaşatma Derneği (DOHAYKO)
Afyonkarahisar Hayvan Hakları Koruma Derneği
Aksaray Hayvanları Koruma Derneği (AK-HAY-KOR)
Anadolu Hayvan Hakları Federasyonu (ANADOLUFED)
Artvin Hayvanları, Doğayı İnsanları Koruma ve Yaşatma Derneği (HAYDİKO)
Bergama Hayvanları Koruma Ve Yaşatma Derneği (BERHAYKO)
Bir Can Bir Yaşam Derneği (BİYADER)
Burdur Hayvan Dostları Derneği
Can Dostlarımız Hayvan Hakları Derneği (CANDAN)
Çivril Hayvanları Koruma Derneği (ÇİVHAYKO)
Çorlu Doğa ve Hayvanseverler Derneği (DOHAS)
Dikili Doğayı Hayvanları Koruma Derneği (DİHAYKO)
Dört Ayaklı Şehir
Edirne Doğayı Hayvanları Koruma ve Yaşatma Derneği (EDHAYKO)
Ege Hayvan Hakları Federasyonu (EGEFED)
Faytona Binme Atlar Ölüyor Platformu
Gaziantep Doğa ve Hayvan Dostları Derneği
Hatay Doğa ve Yaşam Derneği
Hayvan Hakları İzleme Komitesi (HAKİM)
Hayvan Hakları ve Etiği Derneği
Hayvan Haklarını Koruma ve Geliştirme Derneği (HAGİD)
Hayvanlara Adalet Platformu (HAD)
Hayvanların Yaşam Hakları Konfederasyonu (HAYKONFED)
İnegöl Doğal Hayatı ve Hayvanları Koruma Derneği (İDOHA)
Isparta Hayvan Koruma Derneği (İSHAYKO)
İskenderun Sokak Hayvanlarını Koruma Derneği (İSHAYKODER)
İstanbul Barosu Hayvan Hakları Komisyonu
İstanbul Hayvan Hakları Derneği (İSTANBULDER)
Kepez Doğayı ve Sokak Hayvanlarını Koruma Derneği
Kültür, Eğitim, Çevre, İmece Derneği (KEÇİ)
Marmara Hayvan Hakları Federasyonu (MARMARAFED)
Seferihisar Doğa ve Hayvan Dostları Derneği (SEHAYDER)