20 Ağu

Hayvana zulüm ve diğer suçlar arasındaki bağlantı

Hayvana zulüm uzun zamandır diğer antisosyal davranış formları ve şiddet suçları ile ilişkilendiriliyor. Hayvan istismarcılarının diğer kişilere oranla, başkaları üzerinde şiddet suçu işlemeye 5 kat, mülkiyet suçu işlemeye 4 kat, uyuşturucu kullanımı ve yasadışı davranış sicili bulunmaya ise 3 kat daha fazla meyilli olduğu tahmin ediliyor.

Animal Legal Defense Fund yasama işleri direktörü Stephan Otto’ya göre, “Olay hayvan istismarının yaygınlaşması değil. Son birkaç yılda değişen şey, hayvan istismarının diğer şiddet türleri için genellikle bir uyarı işareti olduğunun anlaşılmasıdır.” (*)  

Aşağıdaki bölümde hayvan istismarı ve diğer suç türleri arasındaki somut bağlantılar sunulacaktır. Hayvan istismarı kendini ev içi şiddet, çocuk istismarı ve yaşlı istismarı gibi diğer suçlarla ilişkili bir suç olarak gösterebilir. Hayvana zulüm aynı zamanda genellikle çok sayıda riskli davranış ve zorbalık ile birlikte görülen bir suçtur. Son olarak, bir sonraki bölümde belirtildiği gibi hayvana zulüm, ileri yıllarda gerçekleştirilebilecek şiddet suçlarının bir göstergesi olabilir -cinsel saldırılar, silahlı okul saldırıları ve seri katillik gibi… 

Hayvan istismarı ya da hayvana zulüm neden ciddiye alınmalı? 

Hayvan istismarı diğer suç eylemlerinde bulunan bireyleri tanımlayabilir. Hayvana zulüm eylemleri insana şiddet suçları, mülkiyet suçları, uyuşturucu kullanımı ve yasadışı davranış suçları gibi diğer suç türleri ile bağlantılıdır. Özellikle hayvan dövüştürme; çete, silahlar, insan kaçakçılığı ve narkotik suçlarla bağlantılı olarak değerlendirilir.

Bu nedenle hayvana zulmü raporlamak, soruşturmak ve dava etmek, tehlikeli suçluları sokaklardan uzak tutmaya yardımcı olabilir.

Kriminoloji uzmanları, psikiyatristler ve diğer araştırmacılar 1960’lardan beri hayvana zulme, bireylerin ileride genel olarak şiddete ve özellikle aşırı şiddete meylinin bir semptomu olarak odaklandılar. ABD Federal Soruşturma Bürosu (FBI) ve diğer yasa uygulayıcı makamlar seri katiller, seri tecavüzcüler ve cinsel cinayet faillerininin büyüme çağlarında yaygın olarak tekrarlayan hayvan istismarı eylemlerinde bulunduklarının farkına vardılar.

Gelecekte işlenebilecek şiddet suçlarının göstergesi

FBI bilinen katillerin hayatına dair yaptığı incelemelerde, katillerin çoğunun çocukken hayvanlara işkence ettiğini veya hayvanları öldürdüğünü ortaya koyuyor. Örneklerin bazıları şunlar: 

Seri katil Edmund Kemper
  1. “Seri katil Henry Lee Lucas 1960 ve 1983 yılları arasında en az 11 kişiyi öldürdü. Lucas, bir ergen iken öncesinde [üvey erkek kardeşiyle birlikte] hayvanları işkenceye ve cinsel şiddete maruz bıraktığını belirtti.”
  2. “1962 ve 1964 yılları arasında 13 kadını öldüren ‘Boston Canavarı’ Albert DeSalvo, köpek ve kedilere işkence yaptığı biliniyor.
  3. “1964 ve 1973 yılları arasında seri katil Edmund Kemper en az 8 cinayet gerçekleştirdi. Ergenliğinde büyükbaba ve büyükannesini öldürdü, annesinin başını kesti. Parçalanmış bir evde büyüyen Kemper, gelecek olan şiddetin erken uyarı işaretlerinin hepsini gösterdi; kız kardeşiyle ölüm oyunları oynuyor, onun oyuncak bebeklerinin kafalarını koparıyordu. Sonrasında ise ailenin kedisini öldürdü.”
  4. “1970’lerin ortasında New York şehrinde altı kişiyi öldüren ve birkaç kişiyi yaralayan “Sam’in Oğlu” David Berkowitz, annesinin muhabbet kuşunu öldürdü”
  5. Dennis Rader, BTK katili (“Bind, Torture, Kill” yetkililere yönelik mektuplarındaki imzasıydı), 1974 ve 1991 yılları arasında 10 kişiyi öldürdü. Çocukluğunda “sahipsiz” hayvanları öldürdüğü bildiriliyor.“
  6. “1978 ve 1991 yılları arasında 17 erkeğe ve erkek çocuğuna tecavüz eden, onları öldüren ve organlarını ayıran Jeffrey Dahmer, Jeffrey Dahmer, söylendiğine göre hayvanları işkenceyle öldürürdü.””
  7. “1986 yılında Oklahoma’da bir postanede 14 iş arkadaşını öldüren ve sonrasında kendini vuran Patrick Sherill, geçmişte yaşadığı bölgedeki evcil hayvanları kaçırır ve hayvanlara eziyet ederdi”
  8. “Jackson, Mississippi dışındaki Pearl Lisesi’nin öğrencisi Luke Woodham 1997 yılında annesini bıçaklayarak öldürdü ve sonrasında sınıf arkadaşları üzerine tüfekle ateş açarak iki kişinin ölümüne ve yedi kişinin yaralanmasına sebep oldu. Woodham kendi köpeğine işkence edişini ve öldürüşünü ‘ilk kıyımım’ olarak yazmıştı.”
  9. “Mayıs 1998’de 15 yaşındaki Kip Kinkel önce ebeveynlerini vurarak öldürdü ve sonra Oregon Thurston Lisesi’ndeki sınıf arkadaşları üzerinde üç silah boşaltarak geride bir ölü ve 26 yaralı bıraktı. Kip genellikle okuldakilere, hayvanlara yaptığı işkenceler ile övünürdü.”
17 erkeğe ve erkek çocuğuna tecavüz eden, öldüren ve organlarını ayıran seri katil Jeffrey Dahmer’ın geçmişinde hayvanlara şiddet ve işkence olduğu belirtiliyor.
  • 1990’larda ölümcül silahlı okul saldırıları gerçekleştiren 9 genç adama dair bir analiz, bu kişilerin 6’sının hayvanları istismar ettiğinin bilindiğini ortaya koyuyor.
  • 2002 yılında Washington D.C. bölgesinde 10 kişiyi öldüren ve 3 kişiyi yaralayan keskin nişancılardan biri olan Lee Boyd Malvo’nun çocukluğuna dair “dikkat çekici biçimde uysal bir çocuktu” betimlemesi yapılıyor: “Çocukken kedileri öldürüdü. “Sahipsiz” bir kedi gördüğünde sinirlenir ve hayvana şiddet uygulardı”

Hayvan istismarı ve şiddetli davranışlar arasındaki bağlantı, ulusal manşetlere çıkan kötü şöhretli şiddet suçlarının ötesine de gidiyor.

Massachusetts Hayvanlara Zulmü Önleme Derneği (Massachusetts Society for the Prevention of Cruelty to Animals – MSPCA) ve Northeastern Üniversitesi tarafından üç yıl boyunca ve üç bölümde yürütülen bir araştırma, hayvan istismarcılarının (hayvanlara kasıtlı olarak fiziksel zarar veren bireyler) kimliklerini saptadı ve bu kişilerin diğer suç faaliyetlerini takip etti.

1975 ve 1986 yılları arasında MSPCA tarafından hayvanlara kasıtlı fiziksel zulümden sabıka kayıtları işlenmiş 153 kişi, istismardan 10 yıl önce ve 10 yıl sonra olmak üzere 20 yıllık süreci kapsayan bir incelemeye alındı. Hayvanlara yönelik şiddet suçları işlemiş kişilerin %70’inin sabıka kaydı bulunuyordu.

Faillerle aynı yaş, cinsiyet ve ikamete sahip kontrol grubu bireyleriyle karşılaştırıldığında hayvan istismarcılarının insanlara yönelik şiddet suçları işleme olasılığı 5 kat yüksek, mülkiyet suçları işleme olasılığı 4 kat daha yüksek, uyuşturucu ya da yasaya aykırı davranış suçlarından sabıka kaydına sahip olma olasılığı ise 3 kat yüksek çıktı. 

Sapanca’da ormanlık alanda dört ayağı kesilmiş halde bulunan yavru köpek hızla ameliyata alındı ama kurtarılamadı. Katili veya katilleri bilinmiyor; şu an aramızdalar. Bilinseydi de cüzi bir para cezası dışında herhangi bir hapis cezası almayacaklardı.

Peki (bazı) çocuklar neden hayvanları istismar ediyor? 

Hayvanları istismar eden çocuklar evde öğrendikleri bir dersi tekrarlıyor olabilirler. Ebeveynlerinden, öfke veya hüsrana şiddetle tepki vermeyi öğreniyorlar, ki bu çoğu zaman ailenin kendilerinden daha savunmasız olan tek bireylerine yöneliyor: hayvan dostlarına.

Bir uzman şöyle diyor: “Şiddet olan evlerde büyüyen çocuklar, hayvanları yaralayabilecekleri veya öldürebilecekleri bir alt-üst hiyerarşisine tabi olmaları ile karakterize edilirler.”

Araştırmacılar ayrıca çocukların hayvan istismarı davranışlarını zorbalık, işkence, silahlı okul saldırıları, cinsel istismar ve gelişimsel psikopatik rahatsızlıklar (çocukların güçsüz hissettiği ve kontrol uygulayıp bir güç hissi kazanmak için kendi kurbanlarını aradıkları durumlar) ile bağlantılandırıyorlar. 

Figür 2, hayvana zulüm ile eşzamanlı meydana gelen diğer davranışları gösteriyor.

Ailede çocuklara kötü muamele ve ev içi şiddet olduğunda, çocukların hayvan istismarının etkisinde kalma ihtimalleri artar. Ailedeki yetişkinler hayvanları istismar etmese bile çocuklar bazen kendi mağduriyetlerinin ve streslerinin acısını hayvanları istismar ederek gösterirler.

Utah State University psikoloji profesörü Frank. R. Ascione ve çalışma arkadaşlarının 1997 yılında gençlerle gerçekleştirdikleri görüşmeler, çocukların ve ergenlerin hayvanları istismar edişine dair bazı gelişimsel motivasyonlar ortaya koydu:

  • Merak veya keşif (genellikle küçük ya da gelişimsel gecikmeli bir çocuk tarafından incelenirken hayvanın yaralanması ya da ölmesi)
  • Akran baskısı (örneğin akranların hayvan istismarını bir gruba kabul töreni için teşvik etmesi)
  • Duygudurum iyileştirme (örneğin hayvan istismarının can sıkıntısı ya da depresyona bir çare olarak kullanılması)
  • Bestiyalite*
  • Zoraki istismar (örneğin çocuğun daha güçlü bir kişi tarafından hayvan istismarına zorlanması)
  • Hayvana bağlılık (örneğin hayvana başka biri tarafından işkence edilmesini engellemek için çocuğun hayvanı öldürmesi)
  • Hayvan fobileri (korkulan hayvana engelleyici bir ön saldırı yapılmasına neden olur)
  • Çocuğun istismarcısı ile özdeşleşmesi (örneğin mağdur edilen çocuk, daha savunmasız bir canlıyı kurbanlaştırarak tekrar güç hissi kazanmaya çalışabilir)
  • Post-travmatik oyun (bir hayvan kurban ile şiddetli olayların yeniden canlandırılması)
  • Taklit (bir ebeveyn veya başka bir yetişkinin istismarcı hayvan ‘disiplininin’ kopyalanması)
  • Kendi kendini yaralama (çocuğun kendi vücudu üzerinde yaralar oluşturmak için bir hayvanı kullanması)
  • Kişiler arası şiddet provası (diğer kişiler üzerinde şiddetli eylemler gerçekleştirmeden önce sahipsiz veya evcil hayvanlar üzerinde şiddet ‘pratiği’ yapılması)
  • Duygusal istismar aracı (örneğin bir kardeşi ürkütmek için onun evcil hayvanını yaralamak)

Çocukların hayvanları istismar edişinin uzun vadeli etkileri olabilir. 10 yıllık süreçte yürütülen bir araştırma, 6 ve 12 yaşları arasındaki çocuklardan hayvanlara zulmettikleri betimlenenlerin, bir şiddet suçundan dolayı çocuk otoritelerine bildirilme oranlarının, araştırmadaki diğer çocuklara oranla iki kattan fazla olduğunu saptadı.

Uzun vadeli etkilere yönelik ek kanıtlar: 

  1. Üniversite ikinci sınıf öğrencileriyle yapılan bir ankette belirtiliyor. Anket çocuklukta hayvanlara zalimlik yapılması ile yetişkinlikte kişiler arası şiddete müsamaha gösterilmesi arasında bir bağ olduğunu ortaya çıkarıyor. Küçüklüklerinde hayvanlara zulüm ettiklerini itiraf eden öğrencilerin, kadın eşe tokat atılmasına müsaade edilmesiyle ilgili bir soruya ‘evet’ cevabını verme ihtimali, diğer katılımcılardan daha yüksek çıktı. 
  2. Buna ek olarak, 1985 yılından bir rapor saldırgan suçluların çocukluklarında, saldırgan olmayan suçluların ya da suçlu olmayan kişilerin çocukluklarına kıyasla kayda değer oranda daha fazla hayvana zulüm tespit etti.

Chicago Polis Departmanı tarafından yapılan dört yıllık bir araştırma, “hayvana yönelik suçlar nedeniyle yakalanan suçluların, insan kurbanlarına yönelik başka şiddet suçları işlemeye ürkütücü bir yatkınlıkları olduğunu ortaya koydu”. 

  • Hayvana zulüm nedeniyle tutuklanan kişilerin %65’i aynı zamanda bir insana karşı da müessir fiil siciline sahipti. 
  • Çeşitli federal hapishanelerdeki rehberler mahkumların saldırganlık seviyelerini değerlendirdiklerinde, en saldırgan mahkumların %70’inin çocukluklarında ciddi ve tekrarlı hayvan istismarı olduğunu ve saldırgan olmayan mahkumlarda bu oranın%6 olduğunu gördüler. 
  • 1997 yılında Miller ve Knutson ağır suçlar nedeniyle hapsedilmiş 299 mahkum ile 308 psikolojiye giriş dersi üniversite öğrencisinin hayvan istismarına dair öz raporlarını incelediler. Hayvan istismarı rapor edenlerin yüzdeleri Tablo 1’deki gibidir.

Birkaç seri katil üzerinde yapılan bir araştırma, “Seri katilin sonrasında gelecekteki kurbanlarına vereceği yaraların çoğunu kendi çocukluğunda aldığını, bu çocuğun aynı zamanda çocuk adli sistemiyle yüzleşme riskinin yüksek olduğunu, hayvanlara aşırı derecede zulmedeceğini, daha küçük çocuklara ve küçük kardeşlerine ölçüsüz şiddet göstereceğini” saptadı.

Suçlu kişilik profil analizinde bir uzman kabul edilen ve modern ceza soruşturması analizinin öncüsü eski FBI ajanı John Douglas, kitabı The Anatomy of Motive’de şiddetli suçlulara yönelik olarak şöyle yazıyor: “Daha uyumlu erkeklerden farklı olarak, ileride şiddetli ve yırtıcı [avcı] bir kişi olarak büyüyecek olan erkek, akranlarına karşı saldırganlaşır. Ebeveynlerine ve diğer aile bireylerine karşı hırsızlık, kundakçılık, arakçılık gibi antisosyal eylemlerde bulunur; hayvanlara kötü muamele eder…”

Araştırmacılar fiziksel şiddet gibi ev / evlilik içi saldırganlığın diğer türlerinin, çocukluktaki davranış sorunlarıyla bağlantılı olduğunu ve hayvanlara zulmün çoğunlukla bu sorunların bir parçası olduğunu buldular.

Bir araştırma çocukların hayvanları istismar etmesinin insanlara karşı saldırganlığı öngörebileceği teorisini inceledi. 12 ve 16 yaşları arasındaki 241 ergende hayvan istismarı ve zorbalık davranışının kesişen birlikteliği değerlendirilirken, ergenlerin %20’den fazlası en azından “bazen” hayvan istismarında bulunduğunu ve yaklaşık %18’i geçen yıl en az bir olayda başkalarına zorbalık yaptığını bildirdi. Birçok analiz hayvan istismarına tanık olmanın hem hayvan istismarını hem de zorbalığı öngörmekte ortak bir faktör olduğunu ortaya çıkardı.

Murat Özdemir’in işkence ettiği Bahtiyar isimli papağan dizinde çıkık, başında doku zedelenmesiyle kurtarıldı. Ancak yaşadığı fiziksel ve psikolojik travma nedeniyle hayata tutunamadı ve Kasım 2018’de hayatını kaybetti. Murat Özdemir ise yalnızca 4915 Sayılı Kara Avcılığı Kanunu kapsamında idari yaptırım kararı aldı ve 5 bin 254 TL para cezasına çarptırıldı. Bir hayvana işkence ederek öldürmek Türkiye’de “kabahat” olduğundan, yargılanmadı, hapis cezası almadı.

(*) Ne yazık ki Türkiye’de halen anlaşılamadı. 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu 2004 yılında yürürlüğe girdiğinde hayvanların acı, ıstırap ve eziyet çekmelerine karşı en iyi şekilde korunmaları ve mağduriyetlerinin önlenmesi amaçlandı. Ancak kanun uygulanmadığı gibi hayvanları korumaktan da oldukça uzak. Eğer şiddete ve/veya cinsel istimara maruz bırakılan hayvan sahipsiz ise faile yalnızca idari para cezası kesiliyor. Çünkü mevcut yasaya göre bu fiil “kabahat” olarak görülüyor; suç olarak değil. İdari para cezaları sicile işlenmediğinden, hayvanlara işkence eden kişiler akrabamız veya çocuğunuzu güvenerek bıraktığımız komşumuz da olabiliyor. Sahipli hayvanlarda ise hayvana şiddet uygulayan kişilere, hayvana yapılan zulümden değil, ancak TCK’da yer alan “Mala Zarar Verme” maddesinden dava açılabiliyor.

(**) Bestiyalite sözcüğü hayvanlarla cinsel ilişki olarak çevirebilir. Ancak cinsel ilişki iki tarafın rızası ile gerçekleşebilen bir eylemdir. Hayvanlardan rıza alamayacağımız için bu eyleme sadece cinsel şiddet, cinsel istismar ve tecavüz diyebiliriz.


Çeviri: Ozan Kara, Hayvan Hakları İzleme Komitesi (HAKİM)

Kaynak: Animal Cruelty as a Gateway Crime (Bir Geçiş Suçu Olarak Hayvana Zulüm), COPS 

10 Tem

#AvKatliamınaDurDe

Biz hayvan hakları savunucuları, Tarım, Orman ve Köy İşleri Komisyonu’nun 30 Haziran Salı tarihinde onayladığı 4915 sayılı Kara Avcılığı Kanunu’nun 9. maddesindeki değişiklikliğe dair kamuoyunu bilgilendirmek istiyoruz.

Komisyonda onaylanan kanun teklifi; yaban hayvanlarının ‘insana veya mala zarar’ verme iddiasıyla öldürülmelerinin kolaylaştırılması ile yaban hayvanlarının bilimsel araştırmalarda kullanılması ve yurtdışından gelecek olan “üst düzey bürokratlara” ücretsiz bir şekilde öldürme imkânı tanınmasının önünü açıyor.

Mevcut kanunda ‘insana veya mala zarar’ verme iddiası ile öldürülecek hayvandan ücret alınmaması Bakanlık onayı ile düzenleniyor. Bu kanun teklifi ile hayvanların “zararlı” olduğu iddiası ile öldürülmeleri kolaylaşıyor ve düzenleme ilgili kurumun yönetmeliğini hazırlayacak kişilerin insafına bırakılıyor.

Benzer şekilde teklif, hayvanların “bilimsel yönden araştırılması” talebi ile yurt dışından gelecek olan üst düzey bürokratların ücret ödemeden cinayet işlemelerine dair kararı da yine ilgili kurumdan çıkarılacak yönetmeliğe bırakıyor.

Biz hayvan hakları ve özgürlüğü savunucuları av cinayettir diyoruz ve hayvanların yaşam hakkını yok sayan hiçbir düzenlemeyi kabul etmiyoruz.

Ayrıca bu kanun teklifi ile yaban hayata müdahalenin artacağı, av adı altında çok daha kolaylıkla hayvanların katledileceği ortadadır. Hayvanların hayatlarının yönetmeliklerle belirlenmesini kabul etmiyoruz. Avcılığı yasaklayarak, hayvanların yaşam hakkını güvence altına alan Hayvan Hakları Yasası’nı beklediğimizi ve bunun için mücadele edeceğimizi duyuruyoruz.

12 Mar

Civil Society Exchange Programı’na Kabul Edildik

Mitost e.V. ve Bilgi Üniversitesi Sivil Toplum Çalışmaları Merkezi tarafından yürütülen Civil Society Exchange (Sivil Toplum Değişim) Programı’na kabul edildik. Fransa Marsilya’daki kardeş örgütümüz ALARM (Association pour la Libération Animale de la Région Marseillaise) Derneği, artık resmen partnerimiz…

1-5 Mart tarihleri arasında gerçekleşen Civil Society Exchange’in Berlin Paretz’deki açılış toplantısında, ALARM aktivistlerinin yanı sıra Türkiye ve Avrupa’dan, farklı konularda çalışan sivil toplum çalışanları, aktivistler ve gönüllüler ile bir araya geldik. Açılış toplantısı boyunca, verdiğimiz mücadeleyi nasıl daha kapsamlı yürütebileceğimiz, oluşumumuzun kapasitesini nasıl geliştirebileceğimizi, diğer katılımcılar ile tartıştık, bilgi ve deneyim alışverişinde bulunduk.


 

Açılış toplantısının sonunda, partner derneğimiz ALARM ile, özellikle feminist ve ekolojist gruplara yönelik bir iletişim modeli oluşturma yönünde ortaklaştık.

HAKİM’i programa kabul eden Civil Society Exchange ekibine teşekkür ediyoruz. Toplumsal meseleleri dert edinen birçok insanla bir arada olmak bizi motive etti, bize güç verdi.

03 Şub

Sabancı Vakfı Fark Yaratanlar Programı’na Seçildik

Sabancı Vakfı Fark Yaratanlar Programı’na aday gösterildiğimizi, Sabancı Vakfı’ndan bize gelen bir telefon ile haberimiz oldu. Değerlendirme ekibi, “Fark Yaratanlar” programının dokuzuncu sezonunun sekizinci Fark Yaratan’ı olarak HAKİM’i seçti. Sabancı Vakfı’na, vakfın bünyesindeki Fark Yaratanlar ekibine ve tabii ki mücadelemize inanan, yanımızda olan, hayvanları önemseyen tüm insanlara teşekkür ediyoruz.

Sabancı Vakfı’nın toplumsal gelişmeye katkıda bulunan “sıra dışı kişilerin olağanüstü öykülerini” anlattığı “Fark Yaratanlar” programının dokuzuncu sezonunun sekizinci Fark Yaratan’ı, hayvan hakları ihlâllerinin izlenmesi ve raporlanması için çalışan Hayvan Hakları İzleme Komitesi oldu.

Hayvan Hakları İzleme Komitesi, Türkiye’nin ilk hayvan hakları ihlâllerinin tür ayırt etmeksizin izlenmesi ve raporlandırılması için çalışan sivil inisiyatifi olma özelliğini taşıyor.

Komite, hayvanlara kötü muamele konusunda olumsuz örneklerin teşhirinden hukuk mücadelesine, medyanın dilinin analiz edilmesinden hak ihlallerinin raporlanmasına kadar birçok alanda çalışmalar yapıyor. Uzmanların desteğiyle, hayvan hakları konusunda çocuklara yönelik bir de eğitim programı tasarlayıp uyguladılar.

Hayvan Hakları İzleme Komitesi, Türkiye’de ilk defa tür ayırt etmeksizin hayvan hakları ihlallerini raporladı. Bu ihlallerle ilgili kamuoyunda farkındalık yaratan çalışmalar yaptı, hukuk mücadelesi verdi. Böylece şiddetsiz ve daha adil bir dünya için, tüm canlıların hayatında kocaman bir fark yarattı.


The eighth Changemaker of the 9th season of the Sabancı Foundation Turkey’s Changemakers Program is Animal Rights Watch Committee which works for monitoring and reporting animal rights violations.

Animal Rights Watch Committee is the first civil initiative that monitors and reports animal rights violations in Turkey without any distinction for all animal species.

The Committee works in several fields from exposure of animal rights abuses to legal struggle, from analysis of media discourse to data collection of right violations. They also designed and applied a workshop program for children on animal rights with the support of experts.

Animal Rights Watch Committee systematically reported the animal rights violations for the first time without any species distinction in Turkey. It worked for creating awareness on public about these right abuses, lobbied and struggled to improve legal regulations. Thus, for a more equal and peaceful world, it created a huge difference in the lives of all living creatures.

08 Oca

ZİYARET: İBB Meclisi’nde tekrar CHP Grubu ile görüştük

Dört Ayaklı Şehir, Göktürk Hayvan Sevenler Derneği, Hayvan Hakları İzleme Komitesi (HAKİM) ve Hayvanlara Adalet Derneği (HAD) üyelerinden oluşan heyet, İstanbul genelindeki sokak hayvanlarının sorunları ile ilgili olarak, bugün İBB Meclisi toplantısı öncesinde, İBB Meclisi CHP Grubu ile tekrar bir araya geldi.

whatsapp-image-2018-01-08-at-17-41-514
Yapılan görüşmelerde,

– Sokak hayvanlarının yoğun olarak toplandığı, İBB’nin ve bazı ilçe belediyelerinin yaptığı yoğun köpek toplamaları sırasında ölüme varan çok sayıda hak ihlalinin yaşandığı,

– Belediyeler tarafından ormanlara terk edilen hayvanların dahi, olağandışı olarak kaybedildiği/yok edildiği,

– İstanbul genelinde sokak hayvanlarının merkezi olarak Kısırkaya’da toplanması ile hak ihlallerinin arttığı ve hayvanların takibinin zorlaştığı konularına değinilmiştir.

– Kasım sonunda, İBB Veteriner Hizmetleri Müdürlüğü tarafından hazırlanarak, “meclis kararı alınması” talebi ile İBB Başkanlık Makamı’na sunulan, İBB ve ilçe belediyeleri arasında, Kısırkaya toplama kampının kullanılması için “ortak hizmet protokolü”ne destek vermemeleri, İBB Meclisi CHP Grubu’ndan net bir şekilde talep edilmiştir.

whatsapp-image-2018-01-08-at-17-41-512
Mevzuata aykırılığı mahkemenin “iptal” kararı ile tescillenmiş olan Kısırkaya toplama kampının, İstanbul gibi bir metropolün neredeyse her noktasına uzaklığı nedeniyle, hasta ya da kazazede birçok hayvan, yolda yaşamını yitirmekte; bu uzun mesafeli nakil süreci hayvanlara eziyet olarak geri dönmektedir. Talebimiz en başından beri nettir: Merkezi, dev, kontrol ve sivil denetimi imkansız tesisler değil, hayvanlara hakları olan birer canlı muamelesinin yapıldığı, hayvan sağlığı prensiplerinin önemsendiği, şeffaf, mahalli düzeyde bakımevleri istiyoruz.

Bu protokolün desteklenmesi ya da protokolün öneriler ile geliştirilmesi, İstanbullu sokak hayvanlarının sorunlarını çözmeyecektir. Kısırkaya’nın merkezileştirilmesi niyetinin sonuçlarının ne olacağını görmek için, İBB ve ilçe belediyeleri işbirliği ile hayvanlara yönelik uygulamalara bakılması yeterlidir. Sokak hayvanları, mahalle sakinleridir. Onları türlü bahane ve iddialar ile sokaklardan sürekli olarak koparmak yerine, bütçenin hayvanların korunması, yaşatılması için harcanması durumunda, hayvanların sorunları çözülecek, biz hayvan korumacıların, hayvan hakları aktivistlerinin eleştirilerinin büyük bir çoğunluğu da ortadan kalkacaktır.

07 Oca

TOPLANTI: EyüpSultan Belediyesi’nin Köpek Toplamaları Hakkında

Dört Ayaklı Şehir, Hayvanlara Adalet Derneği (HAD), Hayvan Hakları ve Etiği Derneği ve Hayvan Hakları İzleme Komitesi (HAKİM) üyelerinden, avukatlardan oluşan heyet, dün Göktürk Hayvan Sevenler Derneği ile bir araya gelmiştir.

26219836_1705588349485330_1582464067385210306_n

Toplantıda, haklara saygılı her insanın vicdanını yaralayan Eyüp Belediyesi’nin, her türlü kamuoyu tepkisine rağmen, halen büyük bir umursamazlıkla sürdürdüğü köpek toplamaları konusu görüşülmüştür. Toplantının detaylarını kamuoyu ile paylaşıyoruz:

– İlk olarak, Eyüp Belediyesi Veterinerlik İşleri Müdürlüğü’nün köpek toplamaları ve buna bağlı olarak yaşanan olaylara (provoke edilen bazı yerel işletme çalışanlarının gönüllülere saldırması ve gönüllüleri tehdit etmesi, bölgedeki bir dernek gönüllüsünün yolunun kesilerek tehdit edilmesi vb.) dair tanıklıkları dinledik.

– Eyüpsultan Belediyesi, bölgedeki gönüllüler ve Göktürk Hayvan Sevenler Derneği yetkilileri ile iki toplantı düzenlemiş; üçüncü toplantı için de randevu vermiş ancak bu toplantı iptal edilerek, üçüncü randevu tarihinden hemen bir gün önce, sokak köpekleri, gönüllülere hiçbir açıklama yapılmadan toplanmaya başlanmıştır.

– Eyüp Belediyesi’nin 24 Ekim’de, sokak hayvanlarına saldırı olarak tanımladığımız toplama faaliyetleri halen sürmekte, sadece Göktürk’ten toplanan ve % 90’ı kısır olduğu belirtilen 300 civarında köpek, Kısırkaya toplama kampında yasadışı olarak alıkonulmaktadır. Eyüp Belediyesi, web sitesi kanalı ile, halihazırda büyük bir çoğunluğu kısır olan köpeklerin kısırlaştırıldığını duyurmaktadır. Bu köpeklerin, hangi gerekçeler ile alıkonulduklarına dair Eyüp Belediyesi, mevzuata ve mantığa uygun herhangi bir açıklama yapamamaktadır.

– Ormanlık alanlarda yaşam mücadelesi veren 400 civarındaki köpekten, sadece 50 civarında köpek kaldığı ifade edilmiştir. Kısırlaştırma iddiası ile toplama yapan Eyüp Belediyesi’nin, yavrulu bir anne köpeğin yavrularını alarak ormana terk ettiği, anne köpeği de kısırlaştırmak için almayıp sokakta bıraktığı bildirilmiştir. Terk edilen yavru köpeklerin tamamı ölmüştür.

– Gönüllüler, bölgeden toplanan köpeklerin, ilçenin çok farklı yerlerine bırakıldığını bildirmiştir. Bu da yaşam alanlarından koparılan ve hiç bilmedikleri mahallere bırakılan sokak köpeklerinin, eski yaşam alanlarına dönmeleri sırasında, yollarda ölmeleri anlamına gelmektedir.

– Eyüp Belediyesi’nin, büyük hayati riskler barındıran anestezik madde ile köpek toplamaları sırasında, 2 köpek sokakta; 2 köpek ise İBB’nin Kısırkaya toplama kampında yaşamını yitirmiştir. Bölgedeki gönüllüler, toplamalar sırasında hayvanları korumak ve belediyenin bu faaliyetinden kaynaklanan, hayvanların sağlığı açısından hayati riskleri bertaraf etmek için ciddi bir maddi külfetin altında bırakılmıştır. Belediyenin bu faaliyetinden doğan maddi külfete ilişkin tüm belgeler toplanmakta, gerektiğinde kullanılmak ve yargıya, resmi otoritelere sunulmak üzere faturalandırma yapılmaktadır.

– Eyüp Belediyesi’nce, Kemerburgaz’dan topladığı ifade edilen 200 civarında köpeğin geri bırakıldığı gönüllülere ifade edilmiş ancak Kemerburgaz’da yaşayan sokak köpekleri, eski yaşam bölgelerinde bulunamamaktadır.

– Eyüp Belediyesi’nin, bilgi edinme talebi ile kendisine başvuran vatandaşlara ve kamuoyuna yaptığı açıklamalarda bilimsel olduğu iddia edilen uygulamaların, bilimselliği bulunmamaktadır. Yine söz konusu açıklamalarda belirsizlikler mevcut olup yapılan toplama işlemlerinin rastgele, plansız ve programsız, hayvanların yaşamını, sağlık durumlarını hiçe sayarak yapıldığı ortadadır.

– Belediye tarafından yapılan açıklamada, bölgedeki ısırık vakalarının 1000’i geçtiği ifade edilmektedir. Bu iddianın tespiti ve teyidi amacı ile, ilgili sağlık kuruluşları ve İl Sağlık Müdürlüğü’ne başvuruda bulunularak, bölgede kaç kişinin ısırıldığı, bu kişilerin kaçına yasal prosedür gereği aşı programı uygulandığı soruşturulacaktır.

– Eyüp Belediyesi yetkililerinin, köpek toplamalar ile ilgili haksız fiilleri konusunda yapılan suç duyuruları birleştirilmiş, soruşturma devam etmektedir. Dosya kapsamında, soruşturma izni için savcılık tarafından İçişleri Bakanlığı’na başvurulmuştur. Soruşturma izni konusunda, İçişleri Bakanlığı’nın ilgili birimi ile görüşülecektir.

– Soruşturma kapsamındaki deliller toplanmaya devam edilmektedir. Bu süreçte delillerin tespiti ve toplanması ile ilgili bilgiler ve girişimler, Eyüp Belediyesi’nin muhtemel karşı girişimleri dikkate alınarak paylaşılmayacaktır.

– HAYKONFED, İl Hayvanları Koruma Kurulu’na şifahi olarak öneride bulunarak, Eyüp Belediyesi’nin köpek toplamalarının gündeme alınmasını istemiş ancak İl Kurulu sekreteryası, bu talebi geçiştirmiştir. İl Kurulu üyesi STK’lere ve İstanbul’daki tüm STK’lere çağrıda bulunularak, sokak hayvanlarına saldırı niteliği taşıyan, hiçbir vicdani, yasal, mantıksal açıklaması olmayan, Eyüp Belediyesi’nin bu faaliyetlerinin İl Kurulu gündemine alınması ve müzakere edilmesi talep edilecektir.

– Yapılan toplamalara ilişkin olarak, Orman ve Su İşleri Bakanlığı İstanbul Şube Müdürlüğü’ne yapılan başvurular ısrarla yanıtsız bırakılmaktadır. Eyüp Belediyesi’ne herhangi bir idari soruşturma açılmamış olup yanıtsız bırakılan başvurular TBMM Dilekçe Komisyonu’na taşınacaktır.

– Eyüp Belediye Başkanı Av. Remzi Aydın, “Kamu Görevlileri Etik Davranış İlkeleri ile Başvuru Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik” hükümlerini ihlal ettiği gerekçesi ile Kamu Görevlileri Etik Kurulu’na şikayet edilecektir.

– Konu, İBB Meclisi’ne taşınmış; hazırladığımız soru önergeleri İBB Meclisi üyelerine teslim edilmiştir. Yarınki İBB Meclis toplantısında, yine İBB’ye gidilecek ve meclis üyeleri ile görüşülecektir.

– Yapılan toplamalar, TBMM gündemine taşınmıştır. Konunun parlamento gündeminde güncel tutulması ile milletvekilleri ile görüşülecektir.

Bir kez daha ifade etmek isteriz ki Eyüpsultan Belediyesi’nin yaptığı köpek toplamalarını, ne mevzuat ne vicdan ne de mantık dahilinde açıklayabiliyoruz. Sürecin takipçisi olduğumuzu ve olacağımızı kamuoyuna duyuruyoruz.

20 Ara

SÖYLEŞİ: Hayvan Özgürlüğü, Veganizm ve Şiddetsizlik Üzerine Konuştuk

Bu ay, iki ayrı yerde, hayvan özgürlüğü ve veganizm üzerine konuştuk; verdiğimiz mücadeleyi anlattık.

Bilgi Üniversitesi’nde, İletişim Fakültesi, Halkla İlişkiler Bölümü Öğretim Görevlisi Bârika Göncü’nün verdiği “İnsan-Hayvan Etkileşimi” dersindeydik. Derste, hayvan özgürlüğü, veganizm, hayvan hakları için verdiğimiz hukuk mücadelesi, diğer toplumsal hareketler ile kurduğumuz ilişkiler üzerine konuştuk ve raporladığımız, takibini yaptığımız vakalar üzerinden hayvan hakları ihlallerini anlattık. Davet için Bârika Göncü’ye ve bizi dinleyen öğrencilere teşekkür ederiz.

20171211_162820
Şiddetsizlik Eğitim ve Araştırma Merkezi ve Düşünce Suçu’na Karşı Girişim’in ortaklaşa düzenlediği şiddetsiz eylem atölyelerinin dokuzuncusunda ise Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği’nden Özge Özgüner ile “veganlık ve şiddetsizlik” üzerine konuştuk.

25497961_2043922349212685_2218253733106688188_n

Veganlığı hayvan hakları, iktidar, cinsiyet ve tür ayrımcılığı üzerinden ele aldık. 2016 hayvan hakları ihlalleri raporumuzun infografikleri üzerinden hayvan sömürüsü, zulmü ve soykırımının ne denli korkunç boyutlarda gerçekleştiğini aktardık.

25396288_2043922335879353_4993796282103855296_n
Şiddetsiz bir dünya arzulayan, arayan ve kendisi dışındaki hayvanları da önemseyen insanlar ile birlikte olmaktan mutluluk duyduk. Atölyeyi düzenleyen Şiddetsizlik Eğitim ve Araştırma Merkezi ile Düşünce Suçu’na Karşı Girişim’e ve atölyeye değerli görüşleri ile katkı sunan tüm katılımcılara teşekkürler.

16 Ara

ZİYARET: İBB Meclisi’nde CHP Grubu ile Görüştük

Dört Ayaklı Şehir, İstanbul Kent Savunması ve Hayvan Hakları İzleme Komitesi (HAKİM) üyelerinden oluşan heyet, İBB Meclisi’nde CHP grubu ile görüştü.

img-7157

Kısırkaya toplama kampı, genişletilmek istenen Hasdal tesisi, Tepeören projesi ve soykırım boyutlarında gerçekleşen İstanbul genelindeki köpek toplamalarını konuştuk. Bu konulardaki bilgi ve belgeleri meclis üyeleriyle paylaştık ve hazırladığımız soru önergesi taslaklarını meclis üyelerine teslim ettik.