20 Ağu

Hayvana zulüm ve diğer suçlar arasındaki bağlantı

Hayvana zulüm uzun zamandır diğer antisosyal davranış formları ve şiddet suçları ile ilişkilendiriliyor. Hayvan istismarcılarının diğer kişilere oranla, başkaları üzerinde şiddet suçu işlemeye 5 kat, mülkiyet suçu işlemeye 4 kat, uyuşturucu kullanımı ve yasadışı davranış sicili bulunmaya ise 3 kat daha fazla meyilli olduğu tahmin ediliyor.

Animal Legal Defense Fund yasama işleri direktörü Stephan Otto’ya göre, “Olay hayvan istismarının yaygınlaşması değil. Son birkaç yılda değişen şey, hayvan istismarının diğer şiddet türleri için genellikle bir uyarı işareti olduğunun anlaşılmasıdır.” (*)  

Aşağıdaki bölümde hayvan istismarı ve diğer suç türleri arasındaki somut bağlantılar sunulacaktır. Hayvan istismarı kendini ev içi şiddet, çocuk istismarı ve yaşlı istismarı gibi diğer suçlarla ilişkili bir suç olarak gösterebilir. Hayvana zulüm aynı zamanda genellikle çok sayıda riskli davranış ve zorbalık ile birlikte görülen bir suçtur. Son olarak, bir sonraki bölümde belirtildiği gibi hayvana zulüm, ileri yıllarda gerçekleştirilebilecek şiddet suçlarının bir göstergesi olabilir -cinsel saldırılar, silahlı okul saldırıları ve seri katillik gibi… 

Hayvan istismarı ya da hayvana zulüm neden ciddiye alınmalı? 

Hayvan istismarı diğer suç eylemlerinde bulunan bireyleri tanımlayabilir. Hayvana zulüm eylemleri insana şiddet suçları, mülkiyet suçları, uyuşturucu kullanımı ve yasadışı davranış suçları gibi diğer suç türleri ile bağlantılıdır. Özellikle hayvan dövüştürme; çete, silahlar, insan kaçakçılığı ve narkotik suçlarla bağlantılı olarak değerlendirilir.

Bu nedenle hayvana zulmü raporlamak, soruşturmak ve dava etmek, tehlikeli suçluları sokaklardan uzak tutmaya yardımcı olabilir.

Kriminoloji uzmanları, psikiyatristler ve diğer araştırmacılar 1960’lardan beri hayvana zulme, bireylerin ileride genel olarak şiddete ve özellikle aşırı şiddete meylinin bir semptomu olarak odaklandılar. ABD Federal Soruşturma Bürosu (FBI) ve diğer yasa uygulayıcı makamlar seri katiller, seri tecavüzcüler ve cinsel cinayet faillerininin büyüme çağlarında yaygın olarak tekrarlayan hayvan istismarı eylemlerinde bulunduklarının farkına vardılar.

Gelecekte işlenebilecek şiddet suçlarının göstergesi

FBI bilinen katillerin hayatına dair yaptığı incelemelerde, katillerin çoğunun çocukken hayvanlara işkence ettiğini veya hayvanları öldürdüğünü ortaya koyuyor. Örneklerin bazıları şunlar: 

Seri katil Edmund Kemper
  1. “Seri katil Henry Lee Lucas 1960 ve 1983 yılları arasında en az 11 kişiyi öldürdü. Lucas, bir ergen iken öncesinde [üvey erkek kardeşiyle birlikte] hayvanları işkenceye ve cinsel şiddete maruz bıraktığını belirtti.”
  2. “1962 ve 1964 yılları arasında 13 kadını öldüren ‘Boston Canavarı’ Albert DeSalvo, köpek ve kedilere işkence yaptığı biliniyor.
  3. “1964 ve 1973 yılları arasında seri katil Edmund Kemper en az 8 cinayet gerçekleştirdi. Ergenliğinde büyükbaba ve büyükannesini öldürdü, annesinin başını kesti. Parçalanmış bir evde büyüyen Kemper, gelecek olan şiddetin erken uyarı işaretlerinin hepsini gösterdi; kız kardeşiyle ölüm oyunları oynuyor, onun oyuncak bebeklerinin kafalarını koparıyordu. Sonrasında ise ailenin kedisini öldürdü.”
  4. “1970’lerin ortasında New York şehrinde altı kişiyi öldüren ve birkaç kişiyi yaralayan “Sam’in Oğlu” David Berkowitz, annesinin muhabbet kuşunu öldürdü”
  5. Dennis Rader, BTK katili (“Bind, Torture, Kill” yetkililere yönelik mektuplarındaki imzasıydı), 1974 ve 1991 yılları arasında 10 kişiyi öldürdü. Çocukluğunda “sahipsiz” hayvanları öldürdüğü bildiriliyor.“
  6. “1978 ve 1991 yılları arasında 17 erkeğe ve erkek çocuğuna tecavüz eden, onları öldüren ve organlarını ayıran Jeffrey Dahmer, Jeffrey Dahmer, söylendiğine göre hayvanları işkenceyle öldürürdü.””
  7. “1986 yılında Oklahoma’da bir postanede 14 iş arkadaşını öldüren ve sonrasında kendini vuran Patrick Sherill, geçmişte yaşadığı bölgedeki evcil hayvanları kaçırır ve hayvanlara eziyet ederdi”
  8. “Jackson, Mississippi dışındaki Pearl Lisesi’nin öğrencisi Luke Woodham 1997 yılında annesini bıçaklayarak öldürdü ve sonrasında sınıf arkadaşları üzerine tüfekle ateş açarak iki kişinin ölümüne ve yedi kişinin yaralanmasına sebep oldu. Woodham kendi köpeğine işkence edişini ve öldürüşünü ‘ilk kıyımım’ olarak yazmıştı.”
  9. “Mayıs 1998’de 15 yaşındaki Kip Kinkel önce ebeveynlerini vurarak öldürdü ve sonra Oregon Thurston Lisesi’ndeki sınıf arkadaşları üzerinde üç silah boşaltarak geride bir ölü ve 26 yaralı bıraktı. Kip genellikle okuldakilere, hayvanlara yaptığı işkenceler ile övünürdü.”
17 erkeğe ve erkek çocuğuna tecavüz eden, öldüren ve organlarını ayıran seri katil Jeffrey Dahmer’ın geçmişinde hayvanlara şiddet ve işkence olduğu belirtiliyor.
  • 1990’larda ölümcül silahlı okul saldırıları gerçekleştiren 9 genç adama dair bir analiz, bu kişilerin 6’sının hayvanları istismar ettiğinin bilindiğini ortaya koyuyor.
  • 2002 yılında Washington D.C. bölgesinde 10 kişiyi öldüren ve 3 kişiyi yaralayan keskin nişancılardan biri olan Lee Boyd Malvo’nun çocukluğuna dair “dikkat çekici biçimde uysal bir çocuktu” betimlemesi yapılıyor: “Çocukken kedileri öldürüdü. “Sahipsiz” bir kedi gördüğünde sinirlenir ve hayvana şiddet uygulardı”

Hayvan istismarı ve şiddetli davranışlar arasındaki bağlantı, ulusal manşetlere çıkan kötü şöhretli şiddet suçlarının ötesine de gidiyor.

Massachusetts Hayvanlara Zulmü Önleme Derneği (Massachusetts Society for the Prevention of Cruelty to Animals – MSPCA) ve Northeastern Üniversitesi tarafından üç yıl boyunca ve üç bölümde yürütülen bir araştırma, hayvan istismarcılarının (hayvanlara kasıtlı olarak fiziksel zarar veren bireyler) kimliklerini saptadı ve bu kişilerin diğer suç faaliyetlerini takip etti.

1975 ve 1986 yılları arasında MSPCA tarafından hayvanlara kasıtlı fiziksel zulümden sabıka kayıtları işlenmiş 153 kişi, istismardan 10 yıl önce ve 10 yıl sonra olmak üzere 20 yıllık süreci kapsayan bir incelemeye alındı. Hayvanlara yönelik şiddet suçları işlemiş kişilerin %70’inin sabıka kaydı bulunuyordu.

Faillerle aynı yaş, cinsiyet ve ikamete sahip kontrol grubu bireyleriyle karşılaştırıldığında hayvan istismarcılarının insanlara yönelik şiddet suçları işleme olasılığı 5 kat yüksek, mülkiyet suçları işleme olasılığı 4 kat daha yüksek, uyuşturucu ya da yasaya aykırı davranış suçlarından sabıka kaydına sahip olma olasılığı ise 3 kat yüksek çıktı. 

Sapanca’da ormanlık alanda dört ayağı kesilmiş halde bulunan yavru köpek hızla ameliyata alındı ama kurtarılamadı. Katili veya katilleri bilinmiyor; şu an aramızdalar. Bilinseydi de cüzi bir para cezası dışında herhangi bir hapis cezası almayacaklardı.

Peki (bazı) çocuklar neden hayvanları istismar ediyor? 

Hayvanları istismar eden çocuklar evde öğrendikleri bir dersi tekrarlıyor olabilirler. Ebeveynlerinden, öfke veya hüsrana şiddetle tepki vermeyi öğreniyorlar, ki bu çoğu zaman ailenin kendilerinden daha savunmasız olan tek bireylerine yöneliyor: hayvan dostlarına.

Bir uzman şöyle diyor: “Şiddet olan evlerde büyüyen çocuklar, hayvanları yaralayabilecekleri veya öldürebilecekleri bir alt-üst hiyerarşisine tabi olmaları ile karakterize edilirler.”

Araştırmacılar ayrıca çocukların hayvan istismarı davranışlarını zorbalık, işkence, silahlı okul saldırıları, cinsel istismar ve gelişimsel psikopatik rahatsızlıklar (çocukların güçsüz hissettiği ve kontrol uygulayıp bir güç hissi kazanmak için kendi kurbanlarını aradıkları durumlar) ile bağlantılandırıyorlar. 

Figür 2, hayvana zulüm ile eşzamanlı meydana gelen diğer davranışları gösteriyor.

Ailede çocuklara kötü muamele ve ev içi şiddet olduğunda, çocukların hayvan istismarının etkisinde kalma ihtimalleri artar. Ailedeki yetişkinler hayvanları istismar etmese bile çocuklar bazen kendi mağduriyetlerinin ve streslerinin acısını hayvanları istismar ederek gösterirler.

Utah State University psikoloji profesörü Frank. R. Ascione ve çalışma arkadaşlarının 1997 yılında gençlerle gerçekleştirdikleri görüşmeler, çocukların ve ergenlerin hayvanları istismar edişine dair bazı gelişimsel motivasyonlar ortaya koydu:

  • Merak veya keşif (genellikle küçük ya da gelişimsel gecikmeli bir çocuk tarafından incelenirken hayvanın yaralanması ya da ölmesi)
  • Akran baskısı (örneğin akranların hayvan istismarını bir gruba kabul töreni için teşvik etmesi)
  • Duygudurum iyileştirme (örneğin hayvan istismarının can sıkıntısı ya da depresyona bir çare olarak kullanılması)
  • Bestiyalite*
  • Zoraki istismar (örneğin çocuğun daha güçlü bir kişi tarafından hayvan istismarına zorlanması)
  • Hayvana bağlılık (örneğin hayvana başka biri tarafından işkence edilmesini engellemek için çocuğun hayvanı öldürmesi)
  • Hayvan fobileri (korkulan hayvana engelleyici bir ön saldırı yapılmasına neden olur)
  • Çocuğun istismarcısı ile özdeşleşmesi (örneğin mağdur edilen çocuk, daha savunmasız bir canlıyı kurbanlaştırarak tekrar güç hissi kazanmaya çalışabilir)
  • Post-travmatik oyun (bir hayvan kurban ile şiddetli olayların yeniden canlandırılması)
  • Taklit (bir ebeveyn veya başka bir yetişkinin istismarcı hayvan ‘disiplininin’ kopyalanması)
  • Kendi kendini yaralama (çocuğun kendi vücudu üzerinde yaralar oluşturmak için bir hayvanı kullanması)
  • Kişiler arası şiddet provası (diğer kişiler üzerinde şiddetli eylemler gerçekleştirmeden önce sahipsiz veya evcil hayvanlar üzerinde şiddet ‘pratiği’ yapılması)
  • Duygusal istismar aracı (örneğin bir kardeşi ürkütmek için onun evcil hayvanını yaralamak)

Çocukların hayvanları istismar edişinin uzun vadeli etkileri olabilir. 10 yıllık süreçte yürütülen bir araştırma, 6 ve 12 yaşları arasındaki çocuklardan hayvanlara zulmettikleri betimlenenlerin, bir şiddet suçundan dolayı çocuk otoritelerine bildirilme oranlarının, araştırmadaki diğer çocuklara oranla iki kattan fazla olduğunu saptadı.

Uzun vadeli etkilere yönelik ek kanıtlar: 

  1. Üniversite ikinci sınıf öğrencileriyle yapılan bir ankette belirtiliyor. Anket çocuklukta hayvanlara zalimlik yapılması ile yetişkinlikte kişiler arası şiddete müsamaha gösterilmesi arasında bir bağ olduğunu ortaya çıkarıyor. Küçüklüklerinde hayvanlara zulüm ettiklerini itiraf eden öğrencilerin, kadın eşe tokat atılmasına müsaade edilmesiyle ilgili bir soruya ‘evet’ cevabını verme ihtimali, diğer katılımcılardan daha yüksek çıktı. 
  2. Buna ek olarak, 1985 yılından bir rapor saldırgan suçluların çocukluklarında, saldırgan olmayan suçluların ya da suçlu olmayan kişilerin çocukluklarına kıyasla kayda değer oranda daha fazla hayvana zulüm tespit etti.

Chicago Polis Departmanı tarafından yapılan dört yıllık bir araştırma, “hayvana yönelik suçlar nedeniyle yakalanan suçluların, insan kurbanlarına yönelik başka şiddet suçları işlemeye ürkütücü bir yatkınlıkları olduğunu ortaya koydu”. 

  • Hayvana zulüm nedeniyle tutuklanan kişilerin %65’i aynı zamanda bir insana karşı da müessir fiil siciline sahipti. 
  • Çeşitli federal hapishanelerdeki rehberler mahkumların saldırganlık seviyelerini değerlendirdiklerinde, en saldırgan mahkumların %70’inin çocukluklarında ciddi ve tekrarlı hayvan istismarı olduğunu ve saldırgan olmayan mahkumlarda bu oranın%6 olduğunu gördüler. 
  • 1997 yılında Miller ve Knutson ağır suçlar nedeniyle hapsedilmiş 299 mahkum ile 308 psikolojiye giriş dersi üniversite öğrencisinin hayvan istismarına dair öz raporlarını incelediler. Hayvan istismarı rapor edenlerin yüzdeleri Tablo 1’deki gibidir.

Birkaç seri katil üzerinde yapılan bir araştırma, “Seri katilin sonrasında gelecekteki kurbanlarına vereceği yaraların çoğunu kendi çocukluğunda aldığını, bu çocuğun aynı zamanda çocuk adli sistemiyle yüzleşme riskinin yüksek olduğunu, hayvanlara aşırı derecede zulmedeceğini, daha küçük çocuklara ve küçük kardeşlerine ölçüsüz şiddet göstereceğini” saptadı.

Suçlu kişilik profil analizinde bir uzman kabul edilen ve modern ceza soruşturması analizinin öncüsü eski FBI ajanı John Douglas, kitabı The Anatomy of Motive’de şiddetli suçlulara yönelik olarak şöyle yazıyor: “Daha uyumlu erkeklerden farklı olarak, ileride şiddetli ve yırtıcı [avcı] bir kişi olarak büyüyecek olan erkek, akranlarına karşı saldırganlaşır. Ebeveynlerine ve diğer aile bireylerine karşı hırsızlık, kundakçılık, arakçılık gibi antisosyal eylemlerde bulunur; hayvanlara kötü muamele eder…”

Araştırmacılar fiziksel şiddet gibi ev / evlilik içi saldırganlığın diğer türlerinin, çocukluktaki davranış sorunlarıyla bağlantılı olduğunu ve hayvanlara zulmün çoğunlukla bu sorunların bir parçası olduğunu buldular.

Bir araştırma çocukların hayvanları istismar etmesinin insanlara karşı saldırganlığı öngörebileceği teorisini inceledi. 12 ve 16 yaşları arasındaki 241 ergende hayvan istismarı ve zorbalık davranışının kesişen birlikteliği değerlendirilirken, ergenlerin %20’den fazlası en azından “bazen” hayvan istismarında bulunduğunu ve yaklaşık %18’i geçen yıl en az bir olayda başkalarına zorbalık yaptığını bildirdi. Birçok analiz hayvan istismarına tanık olmanın hem hayvan istismarını hem de zorbalığı öngörmekte ortak bir faktör olduğunu ortaya çıkardı.

Murat Özdemir’in işkence ettiği Bahtiyar isimli papağan dizinde çıkık, başında doku zedelenmesiyle kurtarıldı. Ancak yaşadığı fiziksel ve psikolojik travma nedeniyle hayata tutunamadı ve Kasım 2018’de hayatını kaybetti. Murat Özdemir ise yalnızca 4915 Sayılı Kara Avcılığı Kanunu kapsamında idari yaptırım kararı aldı ve 5 bin 254 TL para cezasına çarptırıldı. Bir hayvana işkence ederek öldürmek Türkiye’de “kabahat” olduğundan, yargılanmadı, hapis cezası almadı.

(*) Ne yazık ki Türkiye’de halen anlaşılamadı. 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu 2004 yılında yürürlüğe girdiğinde hayvanların acı, ıstırap ve eziyet çekmelerine karşı en iyi şekilde korunmaları ve mağduriyetlerinin önlenmesi amaçlandı. Ancak kanun uygulanmadığı gibi hayvanları korumaktan da oldukça uzak. Eğer şiddete ve/veya cinsel istimara maruz bırakılan hayvan sahipsiz ise faile yalnızca idari para cezası kesiliyor. Çünkü mevcut yasaya göre bu fiil “kabahat” olarak görülüyor; suç olarak değil. İdari para cezaları sicile işlenmediğinden, hayvanlara işkence eden kişiler akrabamız veya çocuğunuzu güvenerek bıraktığımız komşumuz da olabiliyor. Sahipli hayvanlarda ise hayvana şiddet uygulayan kişilere, hayvana yapılan zulümden değil, ancak TCK’da yer alan “Mala Zarar Verme” maddesinden dava açılabiliyor.

(**) Bestiyalite sözcüğü hayvanlarla cinsel ilişki olarak çevirebilir. Ancak cinsel ilişki iki tarafın rızası ile gerçekleşebilen bir eylemdir. Hayvanlardan rıza alamayacağımız için bu eyleme sadece cinsel şiddet, cinsel istismar ve tecavüz diyebiliriz.


Çeviri: Ozan Kara, Hayvan Hakları İzleme Komitesi (HAKİM)

Kaynak: Animal Cruelty as a Gateway Crime (Bir Geçiş Suçu Olarak Hayvana Zulüm), COPS 

03 Ağu

2020 yılının ilk 6 ayında en az 522 milyon 349 bin 599 hayvanın yaşam hakkı gasp edildi

Hayvan Hakları İzleme Komitesi (HAKİM), bugün (3 Ağustos) 2020 yılının ilk 6 ayında yaşanan hayvan hakkı ihlalleri raporunu online düzenlediği basın toplantısında açıkladı (*).

HAKİM’den Fatma Biltekin ve Hayvan Hakları ve Etiği Derneği’nden Ezgi Akdağ

Basın toplantısında HAKİM’den Fatma Biltekin, Yunuslara Özgürlük Platformu’ndan Öykü Yağcı, Hayvanlara Adalet Derneği’nden Avukat Melike Özdemir Ballı, Hayvan Hakları ve Etiği Derneği’nden Ezgi Akdağ ile Halkların Demokratik Partisi (HDP) Mersin Milletvekili Rıdvan Turan katıldı.

Fatma Biltekin: “Amacımız hayvanların yaşadıkları acıyı görünür kılmak”

Toplantı HAKİM’den Fatma Biltekin’in konuşması ile başladı. “Hayvan hakkı ihlallerini raporlamamızdaki en temel amaç toplumun büyük bir kesimi tarafından yok sayılan hayvanların yaşadıkları acıyı görünür kılmaktı” diyen Biltekin, pandemi döneminde artan hayvan hakkı ihlallerine dikkat çekti.

İhlallerin yargı ve yasamadaki yansımasına değinen Biltekin, hayvan hakkı ihlallerinin yoğun olduğu Ocak – Haziran 2020 tarihleri arasında yalnızca hayvan haklarıyla ilgili 2 kanun teklifi kaydı bulunduğunun altını çizdi.

Biltekin, “Meclis’te milletvekilleriyle yaptığımız görüşmelerde öncelikle hayvanlara bakış açısının değişmesini hedeflerken, aynı zamanda, mücadele edilmediği takdirde hayvanların aleyhine olacak şekilde yasaların hazırlanmasına engel olmak” dedi.

Ezgi Akdağ: “Biz yaşam hakkı savunucuları hayvanların hakları geri verilene kadar bu hakların savunucusu olacağız”

Biltekin’in ardından sözü devralan, Hayvan Hakları ve Etiği Derneği’nden Ezgi Akdağ “2020 yılının ilk 6 ayında “en az”  522 milyon 349 bin 599 yaşam hakkı gaspı raporlandı” dedi.

Akdağ, “Yaşamın bütün canlılar için değerli olduğunu, yaşam hakkının siyaset üstü bir mesele olduğunu tekrar hatırlatıyoruz” dedi ve hayvanların insanlar tarafından gasp edilen haklarının bir an önce geri verilmesi, bunun için de hayvanların hukuksal olarak mal statüsünden çıkarılması gerektiğinin altını çizdi.

“Bu 6 aylık rapor, pek çok veriye ulaşamamıza rağmen, hayvanların yaşadıkları ihlallerin ne kadar derin ve toplumsal bir sorun olduğunu gösteriyor” diyen Akdağ, yaşam hakkı savunucularının hayvanların hakları geri verilene kadar bu hakların savunucusu olacağını söyledi.

HDP Mersin Milletvekili Rıdvan Turan: “Hayvan hakları politik bir mesele”

HDP Mersin Milletvekili Rıdvan Turan

Basın toplantısı, raporun açıklanmasının ardından hayvan haklarının yasamadaki sürecini anlatmak üzere HDP Mersin Milletvekili Rıdvan Turan’ın konuşması ile sürdü.

“Doğa üzerindeki her türlü saldırıyı kendine hak gören insanın bir demokrasi inşa edemeyeceğini görüyoruz” diyen Turan Meclis’in de bu gerçekliği görmesi ve yalnızca insanları değil tüm ekolojiyi kapsayacak şekilde çalışması gerektiğini söyledi.

Hayvan Hakları Kanunu’nun halen çıkmaması üzerine “Sosyal medya yasası, baro yasası geçti. Cumhurbaşkanın ‘ol’ demesi ile bu yasalar çıktı. Hayvan Hakları Kanunu’nun çıkması da benzer bir taleple çıkabilirdi, ancak bu yasama yılında da ertelendi. İstedikleri tüm yasaları istedikleri zaman çıkarıyor Meclis çoğunluğundan dolayı…” diyen Turan bu süreçte muhalefetin de eksikleri olduğunu belirtti, özeleştiri verdi.

“Önümüzde yeni bir dönem var; sorunların çelişkilerin bir yumağa dönüştüğü ortada. Mezbahalar, yunus parkları, av, deneyler… Hepsini bir arada düşündüğümüzde sanki bu kurulu nizam hayvanları yok etme esası üzerine kurulmuş gibi görünüyor. Bunu kabul etmek mümkün değil” dedi ve yasanın acilen çıkması gerektiğini söyledi.

“Hayvan hakları politik bir mesele” diyen Turan, hayvan hakları savunucularla birlikte mücadele etmeye devam edeceklerini söyleyerek konuşmasını bitirdi.

Av. Melike Ballı: “Hayvanların kaybedecek zamanı kalmadı”

Hayvanlara Adalet Derneği’nden Av. Melike Ballı, Hayvanları Koruma Kanunu’nundaki “sahipli-sahipsiz hayvan” ayrımı ve hayvana yönelik işlenen suçlardaki mevcut cezaları anlatarak başladı konuşmasına.

Av. Ballı, “Hayvana yönelik işlenen suçlarda hayvan sahipli ise 4 aydan 3 yıla kadar mala zarardan hapis cezası alabiliyor, sahipsiz ise cüzi miktarda para cezası ödüyor, siciline işlemiyor, fail aramıza karışıyor. Öncelikle bu ayrımın mutlaka kalkması lazım, ‘sahipli-sahipsiz hayvan’ ayrımını kabul etmiyoruz” dedi.

Pandemide yaşanan ihlallerin arttığına dikkat çeken Ballı, “Meclisten bu sefer umutluyduk. Mayıs 2019’da hayvan hakları araştırma Komisyonu çalışmalarına başlamıştı Ekim 2019’da tavsiye niteliğindeki raporunu meclise sundu rapor doğrultusunda kanun teklifi hazırlandığı söylendi ancak yoğunluk ileri sürüldü pandemi ileri sürüldü başka yasalar çıktı ama hayvanlara sıra gelmedi ve meclis tatil edildi. Pandemide ise çok fazla hak ihlali yaşandı. Pandemi sürecinde asılsız iddialarla evlerde yaşayan, aile bireyi olan hayvanlar sokağa terk edildi” diyen Ballı, toplumda infiale yola açan hayvan hakkı ihlallerinin yaşandığını ve bu ihlallerin cezasız kaldığını da hatırlattı.

Ballı, “Hayvana yönelik gerçekleştirilen öldürme, zalimce davranış, işkence, cinsel şiddet, hayvan dövüştürme, bir hayvan neslini yok etme fiillerine ceza alt sınırını, yeni infaz yasasından önce 2 yıl 1 aydan başlamak üzere hapis cezası yaptırımı getirilmesini talep ediyorduk.

Ancak bu talebimiz yeni infaz yasası ile değişti çünkü bu talebimizin karşılığı yeni yasada 15 gün hapis cezası. Bu sebeple ceza alt sınırının 3 yıl olmasını talep ediyoruz” dedi ve yasal olan her şeyin meşru olmadığının altını çizdi.

Ballı sözlerine, “Biz herkes için adalet istiyoruz, toplumsal adaletin bir bütün olduğunu biliyoruz. Bunun için çalışmaya devam edeceğiz” diyerek son verdi.

Ocak – Haziran 2020 hayvan hakkı ihlalleri

Öykü Yağcı: “Marmaris’teki yunus parkı bir daha açılmamak üzere kapatılmalıdır”

Toplantının son konuşmacısı Yunuslara Özgürlük Platformu’ndan Öykü Yağcı oldu. Yağcı güzel bir haberle başladı konuşmasına: “Marmaris Hayvan Hakları Derneği (MAHAKDER) ilçedeki yunus parkının işletmesini yapan şirketin satış ofisi ve gösteri merkezine kilit vurulduğunu açıkladı. Marmaris Belediyesi Meclis Üyesi ve Muğla Barosu Doğayı Koruma ve Hayvan Hakları Komisyonu Temsilcisi Avukat Ayşegül Mungan ve Marmaris Hayvan Hakları Derneği’nden Tülay Yıldız ile irtibat halindeyiz.”

Yağcı, “Marmaris Belediyesi’ne yapılan bilgi edinme başvurusu sonucu ortaya çıkan ruhsatla ilgili bir sorun nedeniyle tesisin faaliyetlerinin askıya alındığı tahmin ediyoruz” dedi ve önceki yıllarda yunus parklarına karşı gerçekleştirilen eylemleri hatırlattı.

TBMM Hayvan Hakları Araştırma Komisyonu’nun nihai raporunda, 10 yıllık kapsamlı mücadelenin sonucu olarak, Türkiye’de yunus parklarının yasaklanması ve mevcutların kapatılması tavsiye kararı olarak sunulduğuna dikkat çeken Yağcı, beklentilerini şöyle aktardı: “Marmaris’teki yunus parkı bir daha açılmamak üzere kapatılmalıdır”

Yağcı, “Marmaris’teki yunus gösteri ve terapi merkezi henüz tamamen kapatılmadı, belediye tarafından sadece mühürlendi. Bundan sonraki süreç çok daha önemli. Şu anda yunusların ve 1 bakıcının tesiste olduğunu öğrendik. Yasalarca tesisin ‘malı’ olarak görüldüklerinden bakım ve korunmalarından park sahipleri sorumlu. Tutsak ettikleri hayvanlara ise bazı hallerde Tarım ve Orman Bakanlığı el koyabiliyor. El konulmazsa, ne yazık ki sezon içi ve dışında yaptıkları gibi bu hayvanları satabilirler. Şu anda biz koruma için çabalıyoruz. Bu yönde kurumlara başvurularımızı & takibini yapmaya başladık.

Kaş ve Fethiye’den sonra bu tesisin de yasaklanması, yunus parklarının bulunduğu diğer şehir ve ilçelerde yereldeki mücadelelere ve tüm parkların kapatılması için TBMM’deki mücadelemize güç vermesi açısından çok önemli” dedi.

Eray Özgüner: “Hayvan Hakları Yasası için yapılacak eyleme de herkesin destek vermesi gerekiyor”

Basın toplantısı, 9 Kasım 2019’da hayatını yitiren HAKİM kurucusu, hayvan hakları savunucusu Burak Özgüner’in annesi Eray Özgüner’in konuşmasının ardından sona erdi. Eray Özgüner, “Hayvan hakları aktivistleri Meclis’te de sokakta da yıllardır mücadele etti. Artık bu yasanın hayvanların lehine çıkması gerekiyor. Hayvan Hakları Yasası için yapılacak eyleme de herkesin destek vermesi gerekiyor” dedi.

(*) Basın açıklaması metninin tamamını bu bağlantıda, TBMM’ye dair altı aylık hayvan hakları raporumuzu bu bağlantıda PDF olarak bulabilirsiniz.

Tüm ihlallere karşı bir aradayız.
17 Şub

Yasayı Beklerken: Hayvan hakkı ihlalleri raporu, Ocak 2020

Hayvan Hakları İzleme Komitesi (HAKİM), Türkiye’de bir ilk olarak hayvan hakları ihlâllerini tür ayırt etmeksizin raporlamaya devam ediyor. Birazdan açıklayacağımız rakamları; insanlığın hayvanlar üzerinde kurduğu tahakkümün, toplumsal şiddetin, soykırımın ne denli korkunç ve can acıtıcı boyutlarda yaşandığının gözler önüne serilmesi, toplumun birçok kesimi tarafından yok sayılan hayvanlara yaşatılan zulmün görünür kılınması açısından oldukça önemli buluyoruz.

Türkiye’de hayvan haklarından bahsedildiğinde, insanların aklına daha çok kedi – köpek gelse de farklı türden milyonlarca hayvan, insanlığın zalimliğinden nasibini almış durumda ve almaya devam ediyor. Bu nedenle yaşanan hak ihlâllerini raporumuzda hayvan türü olarak kategorize etmeyi tercih etmiyoruz çünkü ister insan olsun isterse herhangi bir insan dışı hayvan türü olsun, işkence, tecavüz, esaret, ihmal ve yaklaşan ölüm karşısında yaşanılan acı, stres, korku aynı…

Ocak ayı için raporladığımız hak ihlâlleri, basına, sosyal medyaya yansıyanlar, yaptırımla karşılık bulanlar, yani sadece kayıt altına alınabilenlerden oluşuyor. Hayvanların yaşadıkları hak ihlallerinin çok azına medyada yer verildiğini biliyoruz, bu yüzden raporlayamadığımız milyonlarca hak ihlali var. Buna rağmen, bu basın toplantısında kamuoyu ile paylaştığımız bir aylık rapor bile, hayvan hakları ihlâllerinin aslında ne denli korkutucu boyutlarda yaşandığı gerçeğini de ortaya koyuyor. Çünkü toplumsal olarak, sadece en görünür olan ve en çok konuşulan ihlâller gündemde yer bulabiliyor. Bugün, mezbahalarda, barınaklarda, süt ve yumurta çiftliklerinde, balıkçılıkta, avcılıkta, hayvanat bahçelerinde, faytonlarda ve taşımacılıkta, yunus parklarında, tematik akvaryumlarda, kürk çiftliklerinde, deney laboratuvarlarında, yurtiçi ve yurtdışı hayvan nakillerinde, ipek böcekçiliğinde, arıcılıkta, “bohçacılık” adı altında yürütülen böcek toplamaları ve kurbağa, salyangoz toplayıcılığındaki rutin şiddet medyaya yansımıyor. Oysa bu merkezlerde ve endüstrilerde çok yoğun bir şekilde ölüme, işkenceye varan hak ihlâlleri yaşanıyor. Hak ihlâllerine neden olan kamu, özel ve yerel yönetim idarecilerinin hiçbir şekilde yargı önüne çıkarılmadığı bir ortamda, bu haksız fillere devletçe göz yumulduğunu ve tüm bu ihlallerin mevzuatla meşru bir zemine oturtulduğunu görüyoruz. Bu cezasızlık ortamında, buna zemin hazırlayan insanmerkezci ve türcü zihniyet de, işkencecileri, tecavüzcüleri, hak gaspçılarını yüreklendirmeye devam ediyor; yaşama ve hayvanlara karşı işlenen bu suçlar, âdeta devlet koruması altında işleniyor. Tüm bu ihlâllerin, sanki  öznesi hayvan olmayan sıradan konular gibi, başka kanunlarla düzenlendiğini görüyoruz. Bu ay Ankara Batıkent’te zehirlenen hayvanlar ile ilgili görülen davada çıkan 10 yıllık ceza, “çevreye kasten zarar verme” ve “mala zarar” suçlarından verildi. Bu davanın sonucunu memnuniyete karşılasak da faillerin “hayvana kötü muamele” suçundan yargılanması gerektiğini biliyor ve bunun için çabalıyoruz. Adaletin hayvanlar için işletilebilmesi için de yasanın bir an önce düzenlenmesi gerekiyor. Bu anlamda 2020’nin ilk ayında edindiğimiz bilgileri, hayvanlara adalet idealimiz için sizlerle paylaşıyoruz.

Yaşam hakkı gaspı 

Ocak ayında, EN AZ 48 bin 348 yaşam hakkı gasbı raporlanmıştır. Bu sayısal verilere, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından Ocak ayı hayvancılık verileri açıklanmadığı için mezbahalarda öldürülen hayvanların sayısını eklenememiştir. Raporda kaydedilen yaşam hakkı ihlâlleri; toplu zehirleme, kesici ve delici maddelerle ve ateşli silahla öldürme, cinsel şiddet, deri yüzme, balık ağına takılarak boğulmaya sebebiyet verme, sert cisimle şiddet uygulayarak öldürme, uzuv kesme ve ihmal nedeniyle ölümleri içermektedir. Ancak bilinmelidir ki mezbahalarda, balıkçılıkta, barınaklarda, hayvanat bahçelerinde, şirketlerin ve üniversitelerin araştırma laboratuvarlarında, eğitimlerde kayıtlı ve kayıtdışı olarak milyonlarca hayvan katledilmektedir. Fakat bu yaşam hakkı gasplarına dair “resmî” veriler, ancak bir sonraki yıl yayınlanmaktadır.

TÜİK verilerine göre, sadece 2019’da 1 milyar 213 milyon 274 bin tavuk ve hindi eti için öldürülmüş, eti için öldürülen sığır, manda, koyun ve keçi sayıları bu veriye dahil edilmemiştir. Milyonlarca erkek civciv daha doğar doğmaz katledilmiştir çünkü erkek civcivlerin yumurta ve et endüstrisi için bir değeri yoktur; şirketler onların yaşam hakkını da ekonomik çıkarları nedeniyle yok saymaktadır. Milyonlarca arı ve ipek böceği ise, bu sektörlerde çok acı koşullarda can vermektedir. Aynı katliam ve soykırım koşulları, suda yaşayan hayvanlar için de geçerlidir.

Avcıların, devletin kuralları ve izni ile hayvanların yaşam haklarına yönelik gaspları ise hiçbir şekilde bilinememektedir. Bazı haberlerde, haklarında yaptırım uygulanan avcıların sayısı verilirken bazı haberlerde sayı verilmemiştir. Tarım ve Orman Bakanlığı 2018 yılı faaliyet raporuna göre, 2018 yılında, 6 bin 972 kaçak avcı yakalandığını, av turizmi kapsamında 2 bin 546 hayvanın öldürüldüğünü bildirmiştir. Avcılara uygulanan idari para cezası toplamının ise 6 milyon 506 bin 451 lira 20 kuruş olduğunu paylaşmıştır. Av kontrol ve denetimlerde el konulan ölü ve canlı yaban hayvan sayısı ise 7 bin 170’tir. Devlet güvencesi ile sürdürülen ve silah lobisi ile kol kola olan bu kanlı insan “hobi”sini kabul etmemiz hiçbir şekilde mümkün değildir. Yasalar ile güvenceye alınan bu eylem cinayetten başka bir fiil değildir ve bir an önce yasaklanması gerekmektedir.

İşkence

Bu bir aylık raporda, EN AZ 47 işkence vakası kaydedilmiştir. İşkence olarak tanımlanan hak ihlâlleri ise, hayvan toplama sırasında uygulanan fiziksel ve psikolojik şiddet; ateşli silahla yaralama; yakma; kulak kesme; köpek dövüştürme; darp, kesici ve delici aletlerle, saldırılar olarak karşımıza çıkmıştır. Ancak deney laboratuvarlarında; hayvan dövüşlerinde; sevk esnasında; süt çiftliklerinde, kürk çiftliklerinde, mezbahalarda devlet koruması ile hayvanların tutsak edildiği tesislerde, mekânlarda, hayvanlara yönelik sistematik, rutin bir işkencenin olduğunu biliyoruz. Tarım ve Orman Bakanlığı’ndan elde edilen veriye göre 2019 yılı Kasım ayına kadar 7 milyon 174 bin 352 hayvan yurtiçi sevk sırasında işkenceye maruz bırakılmıştır. Resmi olmayan verilere göre 2019 yılında, sadece adalarda 1400’den fazla at faytona koşturulma esnasında eziyet görmüştür. Türkiye’de köpek ve horoz dövüşleri yasadışı bir şekilde; boğa ve deve güreşleri ise “folklorik” oldukları iddiası ile devlet kontrolünde düzenlenerek hayvanlara yasal bir işkence uygulanmaya devam edilmektedir. Bu yüzden TBMM’den talebimiz hayvanların yanında olmaları ve her türlü hayvan dövüşünü tamamen yasaklamalarıdır.

Özgürlüğü kısıtlama 

EN AZ 29 bin 804 özgürlüğü kısıtlama vakası raporlanmıştır. Özgürlüğü kısıtlama vakaları olarak;  bazı hayvan türlerini yaşam ortamı ve türlerine uygun olmayan yerlere hapsetmek, sokak hayvanlarının sokaklardan toplatılarak hapsedilmeleri, alıkoyma olarak karşımıza çıkmıştır. Ancak besi ve süt çiftliklerinde, hayvanlı sirklerde, yunus parklarında, kürk çiftliklerinde, hayvanat bahçelerinde, deney laboratuvarlarında, üniversitelerin araştırma enstitülerinde, yaban hayvanı üretim çiftliklerinde, kısacası hayvanların özgürlüğünün kısıtlandığı her mekân, tesis ve kuruluşta, on binlerce hayvanın tâbi tutuldukları esarete dair net bir veri bulunmamaktadır. Türkiye’de hâlâ faal olan 10 yunus parkında ise en az 50 yunusun, 51 kürklü fokun, 6 mors ve 4 beyaz balinanın tutsak edildiğini, 41 hayvanat bahçesinde de en az 16 bin hayvanın esir tutulduğunu biliyoruz. Ancak hayvanat bahçeleri, tematik akvaryumlar ve yunus parkları ile ilgili güncel veriye, yetkili olan Tarım ve Orman Bakanlığı üzerinden CİMER aracılığıyla ulaşamıyoruz; bilgi edinme başvurularımız her seferinde cevapsız bırakılıyor.

TÜİK verilerine bakıldığında ise, sadece 2019’da 1 milyar 265 milyon 415 bin 285 sığır, manda, koyun, keçi, tavuk ve hindinin özgürlüğünün kısıtlandığını görülmektedir. Hiçbir canlının başka canlıların menfaati gözetilerek özgürlüğünün kısıtlanamaması gerektiğini düşünüyoruz.

Cinsel şiddet

Bu raporda, medyaya yansıyan EN AZ 2 cinsel şiddet vakası raporlanabilmiştir. Ancak Türkiye’de tecavüz edilen hayvanlar arasında ineklerin, eşeklerin, koyunların, tavukların, ördeklerin, atların olduğu ve hayvana tecavüzün her gün gerçekleştiği de toplumun tüm kesimlerince bilinen ve kanıtlanamadığı için medyaya yansıyamayan, erkekliğin dokunulmazlığı gerekçesiyle üstü örtülen bir gerçekliktir.

Bu raporda “sunî tohumlama” diye bilinen cinsel şiddet vakalarına ise veri eksikliği nedeniyle yer verilememiştir. Süt ve et endüstrisinin devamı ve çıkarı için sayısız hayvana “sunî tohumlama” yöntemi ile rektumlarına kol sokulmak suretiyle vajinalarına demir çubuklarla yasal olarak tecavüz edildiği de bilinen bir gerçektir. TÜİK verilerine göre 2019 yılının Ekim ayına kadar 2 milyon 090 bin 771 hayvan bu cinsel şiddete maruz bırakılmıştır.

Beden dokunulmazlığının ihlali 

Beden dokunulmazlığının ihlaline ilişkin bazı vakalar tespit edilmiş, ancak bu konuda sayısal bir veriye ulaşılamamıştır. Bugün Türkiye genelinde hiçbir standarda, meslek etiğine dikkat edilmeksizin, soykırım boyutlarında sokak hayvanlarına uygulanan kısırlaştırma işlemleri sırasında kaç hayvanın beden dokunulmazlığının ihlâl edildiğini, hayatını kaybettiğini bilmiyoruz.

Yine hayvan deneylerinde ve kuyruk, kulak, boynuz ve gaga kesme gibi hayvan endüstrisi müdahalelerinde kaç hayvanın beden dokunulmazlığının ihlâl edildiğine dair herhangi bir güvenilir veri bulunmamaktadır. Hayvan Deneyleri Merkezi Etik Kurulu (HADMEK) her sene açıklaması gereken hayvan deneyleri ile ilgili verileri 2017 yılından beri açıklamamaktadır.

Bu rapora yün ve tiftik çiftliklerinde beden dokunulmazlığı ihlal edilen hayvan sayıları da eklenememiştir; TÜİK’ten alınan verilere göre sadece 2019 yılında kırkılma esnasında beden dokunulmazlığı ihlal edilen hayvan sayısı 47 milyon 913 bin 069’dur. Hatırlatmak isteriz ki, Türkiye’de hayvan endüstrisi tesislerinde her gün bu muamelelerden geçen on binlerce hayvan bulunmaktadır.

Belediye ve kamu görevlileri eliyle yaşanan hak ihlalleri

Yine Ocak ayı içinde belediye çalışanları ve kamu görevlileri eliyle yaşanan 4 ihlal vakası raporlanabilmiştir. Bu vakalardan biri özel harekat polisi tarafından bir köpeğin vurulması, bir diğeri ise belediye çalışanının bir köpeği öldürmesidir. Türkiye genelinde yerel yönetimlerin hiçbir gerekliliği ve tıbbî açıklaması yokken, son derece kontrolsüz bir şekilde sokak hayvanlarını ölümcül sonuçları olan anestezik maddeler ile topladığı da bilinen bir gerçekliktir. Soykırım boyutlarına varan bu ölümlerle ilgili hiçbir veri mevcut değildir. Kontrolsüz ve hayvan sağlığıyla uzaktan yakından alakası olmayan şahıslarca ve mobil kliniklerce uygulanan anesteziklerin her zaman yaşama kastı vardır.

Yaşam hakkının ideolojiler ve siyasetler üstü bir hak olduğunu ve yaşam hakkı gasbının hiçbir surette meşrulaştırılabilecek bir yanı olmadığını söylüyoruz. Hayvanların hakları her gün insanlar tarafından yok sayılıyor. Hayvanların hukuksal olarak “mal” statüsünde olması hayvanların yaşadıkları ihlallerin yaptırım ile sonuçlanmasının önünü tıkıyor. Bu bir aylık rapor bize hayvana yönelik şiddetin münferit olmadığını, aksine toplumsal bir sorun olduğunu gösteriyor.

Hayvanların haklarının bir an önce geri verilmesi gerekiyor. Değiştirilmesi gündemde olan hayvan hakları yasasının hayvanların lehine sonuçlanması için herkesin süreci takip etmesi ve sürece dahil olması çok önemli. Unutmayalım ki bizler hayvanlara merhamet değil adalet borçluyuz.

Tüm canlılar için topyekûn özgürlük arayışında olduğumuzu bir kez daha ifade ediyoruz. Hayatın her alanında katledilen, sömürülen, hakları görmezden gelinen hayvanların sesi olmaya devam edeceğiz.

Bu toplantı ile 9 Kasım 2019 tarihinde kaybettiğimiz dostumuz ve HAKİM’i beraber kurduğumuz çalışma arkadaşımız Burak Özgüner’i bir kez daha anarak bu çalışmamızı Burak’a adıyoruz.

04 Ara

AÇIK ÇAĞRI: Tüm parlamenterlere sesleniyoruz!

DAHA KAÇ HAYVANIN ÖLDÜRÜLMESİNE SEYİRCİ KALACAKSINIZ?
HAYVANLARA KARŞI İŞLENEN SUÇLARIN ve TOPLUMSAL ŞİDDETİN
ÖNLENMESİ İÇİN ARTIK ADIM ATIN!

hayv
Basına dün yansıyan, Erzincan Orduevi’nde görev yapan bir askerin, bir yavru kediyi hunharca nasıl darp ettiğini, küçücük bedenini işlek trafiğin olduğu caddeye nasıl fırlattığını gördünüz mü?

Görmediyseniz lütfen aşağıdaki videoyu izleyin ve tam olarak cinnet toplumuna dönüşen Türkiye için önlem alın. Artık “yarın çok geç olmadan önlem alın” diyemiyoruz çünkü artık çok geç oldu! Biz bu cinnet hâlinden endişeleniyoruz, siz de endişelenin! Toplumun kanayan yarası olan hayvanlara karşı işlenen tüm haksız fiiller ve artan toplumsal şiddete karşı, hepinizin sorumluluk almasını bekliyoruz.

AK PARTİ vekillerine sesleniyoruz: İçine sürüklendiğimiz bu şiddet sarmalı, yakında tüm toplumu yutacak. İktidar partisi olarak, savunmasız hayvanlar için dile getirdiğimiz taleplerimize kulak tıkamayın. Basına yansıyan haberlerden, aleni bir toplumsal çöküş yaşadığımız ortada; hayvanların haklarına saygılı milyonlarca vatandaş ise her gün travma yaşıyor.

TÜM MUHALEFET vekillerine sesleniyoruz: Gündem dışı konuşmalar, yazılı ve sözlü soru, meclis araştırması önergeleri ile hayvan hakları ihlâllerini ve toplumsal şiddeti sürekli gündeme getirin. Dün hepimizin tanık olduğu korkunç işkence vakası özelinde aşağıdaki sorularımızı sizler de sorun:

1- Erzincan Orduevi’nde görevli olduğu kamuoyuna resmen açıklanan şahsa ne gibi yaptırım uygulanmıştır?
2- Şahıs hakkındaki adlî ve idarî soruşturma, hangi mevzuat hükümlerini hukukî dayanak alarak açılmıştır?
3- Şahıs hakkında disiplin soruşturması açılacak mıdır? Canavarca davranışı ile TSK’nin itibarını da zedeleyen bu şahsın disiplin yönünden cezalandırılması da sağlanacak mıdır?
4- Hayvanlara karşı işlenen suçları engellemekte yetersiz ve işlevsiz olan, yürürlükteki 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’ndaki cezalar, caydırıcı ve kamu vicdanını tatmin edecek şekilde ne zaman düzenlenecektir?
5- İvedi bir toplumsal ihtiyaç olan bu kanunî düzenleme için hangi bakanlıklarda, ne içerikte tasarılar mevcuttur, ne gibi çalışmalar yürütülmektedir?
6- Bu yasama çalışmalarında, yıllardır görüş ve önerilerini kamuoyu ile açıkça paylaşan sivil toplum kuruluşlarının taleplerine, Birleşmiş Milletler’in “Paris İlkeleri”ne ve Avrupa Konseyi’nin “Karar Alma Sürecine Sivil Katılım İçin İyi Uygulama İlkesi”ne uygun olarak yer verilecek midir?

03 Haz

BİLDİRİ: Hayırsızada Sokak Köpeği Soykırımını Unutma, Unutturma!

3-haziran-1910-hayirsizada-sokak-kopegi-soykirimini-unutma-unutturma-6

3 Haziran 1910, Hayırsızada Sokak Köpeği Sürgünü ve Soykırımı’nı unutmuyoruz, affetmiyoruz! Soykırımı unutma, unutturma!

Bugün 3 Haziran… Hayırsızada Sürgünü’nün, İstanbullu sokak köpeklerinin soykırımının yıl dönümü. 107 sene önce bugün, 80.000 İstanbullu sokak köpeği, sokaklardan zalimce toplanarak Hayırsızada’ya sürgün edildi ve burada açlığa, susuzluğa mahkûm edilerek öldürüldü.

Günümüz Türkiye’sinde ise, merkezî toplama kampları oluşturularak, katletmeye meyilli/donanımlı toplama ekipleri kurularak ve daha sistemli bir şekilde, devlet politikası hâlinde sokakların, kentlerin hayvansızlaştırıldığına büyük bir öfke ve üzüntü içerisinde her gün tanık oluyoruz. Yüzyıllardır bizimle hayatı paylaşan sokak hayvanları sokaklardan toplanarak bilinmeze gönderiliyor, öldürülüyor.

Coğrafyamızda ve tüm dünyada, hangi canlı türüne yönelik olursa olsun, soykırımlarla yüzleşilmediği sürece yeryüzüne barışın, adaletin geleceğini düşünmüyoruz. 1910’da bu sürgün ile başlayıp günümüzde daha “modern” bir şekilde sürdürülen soykırımda hayatını kaybeden tüm sokak köpeklerini ve bu vesileyle insanlığın keyfi, menfaati uğruna yüzyıllardır devam eden hayvan holokostunda hayatını kaybeden tüm hayvanları anıyoruz.

HAYVAN HAKLARI İZLEME KOMİTESİ (HAKİM)

hayirsizada-aciklama

 

24 Nis

Basın Toplantısı: 2016 Hayvan Hakları İhlâlleri Raporunu Açıkladık!

Hayvan Hakları İzleme Komitesi (HAKİM) olarak, Sivil Düşün AB Programı desteğiyle yürüttüğümüz “Hayvan Hakları İzleme Merkezi” çalışmamız kapsamında, 2016 boyunca tür ayırt etmeksizin raporladığımız hayvan hakları ihlâllerine ilişkin yıllık raporumuzu Beyoğlu’ndaki Aynalıgeçit Etkinlik Mekânı’nda düzenlediğimiz basın toplantısında açıkladık. Basın toplantımıza, oyuncu Özge Özder (Bana Göz Kulak Ol Duyarlı Yaşam Derneği) ve gazeteci, yazar, hayvan hakları aktivisti Zülâl Kalkandelen de katılarak yıllık raporumuzu yorumladı ve Türkiye’de hayvan haklarının güncel durumuna, hayvan hakları ihlâllerine dair tespitlerde bulundu. 

HAKİM 2016 Hayvan Hakları İhlâlleri Basın Toplantısı

Medyanın türcü nefret dilini ve hayvanlara yönelik şiddeti normalleştiren tavrını eleştiren “Hayvanlar Medyaya Seslenseydi” adlı videonun gösterimi ile başlayan basın toplantımızda, ilk olarak, parlamento ve bürokraside hayvan haklarına verilen öneme dair güncel bilgileri basın ile paylaştık: 2016’da TBMM’ye sunulan soru önergesi sayıları, TBMM’de bekleyen yasa teklifi sayıları, Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nın bütçesi, bütçede sokak hayvanlarına ve yaban hayvanlarına ayrılan ödenek, Orman ve Su İşleri Bakanlığı’ndan bilgi edinme yolu ile elde ettiğimiz ve hayvanları ilgilendiren istatistikî veriler, hayvan deneylerine ilişkin istatistikî veriler, hayvan hakları ihlâllerine karşılık yaptırımlar…


Video Kolaj ve Kurgu: Özge Azap

Parlamento ve bürokrasiye dair bilgi, veri paylaşımı ve Türkiye’de hayvan haklarının güncel durumu, yasama çalışmaları ile ilgili tespitlerin ardından, 2016 yılında gerçekleşen hayvan hakları ihlâllerinin özetini ve hayvan hakları ihlâllerine ilişkin güncel ve resmî bilgileri içeren basın açıklamasını, HAKİM Raportörü ve aynı zamanda Hayvan Haklarını Koruma ve Geliştirme Derneği (HAGİD) Başkanı olan Fatma Biltekin ve HAKİM Koordinatörü Burak Özgüner okudu. Yaşam hakkı gasbı, işkence, özgürlüğü kısıtlama, cinsel şiddet ve beden dokunulmazlığının ihlâli kategorilerinde, bir yıl boyunca raporladığımız hak ihlâllerine ilişkin raporumuza yansıyan toplam sayılara, bu metnin sonunda ulaşabilirsiniz.

Basın toplantımızda konuşan gazeteci, yazar ve hayvan hakları aktivisti Zülâl Kalkandelen, hayvan haklarıyla ilgili birçok konuya değindi, özellikle insan menfaati ve keyfi için sömürülen ve toplum tarafından “çiftlik hayvanları” olarak tanımlanan hayvanlara uygulanan “görünmez” tahakküm, şiddet ve soykırımdan bahsetti. Medyanın türcü dilini de eleştiren Zülâl Kalkandelen, AB ülkelerinden Türkiye’ye korkunç koşullar altında taşınan ve işkenceye maruz bırakılan sığırlarla ilgili The Guardian gazetesinde yayınlanan bir haberi örnek vererek, geçtiğimiz aylarda Beykoz ormanlarında açılan bir sondaj kuyusuna düştükten sonra kurtarılan ve sonunda hepimize büyük bir mutluluk kaynağı olan yavru köpeğin hikâyesi ile uluslararası nakiller esnasında ve sonrasında sığırlara yaşatılanları karşılaştırdı ve hayvanlarla ilgili çalışan örgütlerin tepkisizliğine, medyanın ilgisizliğine tepki gösterdi. Aynı tepkiyi bizler de paylaşıyoruz ve kuyudan kurtarılan yavru köpeğin hemen ardından, Afyon Sandıklı’da kuyuya düştükten sonra kurtarılıp kesilerek öldürülen ineği hatırlatıyoruz ve haberlerde “kuyuya düştükten sonra kesilen inek” olarak yer alan bu hayvanı bir kez daha üzüntü ile anıyoruz. Zülâl Kalkandelen, toplumsal şiddetten en çok etkilenen hayvanlara ve hayvan hakları ile ilgili olarak toplumun, hayvan kuruluşlarının genel tavrı, devlet politikalarına ilişkin birçok tespitte bulundu. Basın toplantısının medya yansımalarına baktığımızda, Zülâl Kalkandelen’in hiçbir görüş, tespit ve eleştirisinin medyada hiç yer bulmadığını gördük. Yıllardır türcü haberleri nedeniyle eleştirdiğimiz medyanın bu tutumu, bizi hiç şaşırtmadı ancak medyaya hâkim olan popülizmin, haber kalitesini oldukça düşürdüğünü düşündüğümüzü de paylaşmadan edemeyeceğiz. Zülâl Kalkandelen’in konuşmasının tamamını yayınlıyor, basın toplantısına katılımı ve hayvanların sesini bir kez daha duyurduğu, yükselttiği için kendisine teşekkür ediyoruz.


Video: Özge Özgüner

Basın toplantımızda konuşan bir diğer konuğumuz, hayvan hakları konusunda farkındalık çalışmaları ve son olarak da “Kürkünü Çıkar, Vicdanını Giy” kampanyasından kendisini tanıdığımız sanatçı dostumuz, oyuncu Özge Özder de yasa koyuculara seslenerek hayvan haklarına gereken önemin verilmesi gerektiğini bir kez daha hatırlattı. Toplumdaki tahammülsüzlüğe “Sokak hayvanlarına koyduğumuz su kaplarını tekmeleyen insanlarla yaşıyoruz” sözleriyle vurgu yapan Özge Özder, raporumuza yansıyan hayvan hakları ihlâllerinin korkunç boyutlarda olduğunu ifade etti. Hayvanlara yönelik işlenen suçların, bir an önce “kabahat” statüsünden çıkarılarak “suç” kapsamına alınmasının öncelikli taleplerimiz arasında olduğunu hatırlatan Özge Özder, hayvan hakları için birleşik bir mücadele hattı oluşturulmasının önemine de dikkat çekti. Hayvanların kapatıldığı, işkence gördüğü tesislerin şeffaf ve denetlenebilir olması gerektiği görüşünde olduğunu ve önümüzdeki dönemde, yeni kampanya konularının faytonlarda sömürülen atlar olacağını açıklayan Özge Özder, toplumun tüm kesimlerine hayvanlara âdil davranılması konusunda çağrıda bulunarak duyarlı sanatçı dostlarıyla hayvan hakları için farkındalık yaratmaya, hayvanların sesi olmaya devam edeceklerini açıkladı.

Hayvan Hakları İzleme Merkezi (HAKİM), 2016 yılı boyunca raporlanan hayvan hakları ihlallerini açıkladı. Toplantıya oyuncu Özge Özder de katıldı. ( Hikmet Faruk Başer - Anadolu Ajansı )Fotoğraf: Hikmet Faruk Başer – Anadolu Ajansı

“Hayvan Hakları İzleme Merkezi” çalışmamızı destekleyen Sivil Düşün AB Aktivist Destek Programı’na, yıllık raporumuza dair infografiklerin tasarımı, video kolaj/kurgu ve basın toplantısında görev alan gönüllülerimize, basın toplantımıza yoğun ilgi gösteren tüm medya kuruluşlarına, toplantıyı takip eden tüm basın emekçilerine, toplantıya katılan Özge Özder’e, Zülâl Kalkandelen’e, tüm duyarlı insanlara ve raporumuzu haberleştirerek hayvanların sesini yükseltmemize olanak sağlayan Anadolu Ajansı, CNNTÜRK, CNNTÜRK Radyo’daki “Haber Ötesi” programına bizi konuk eden Nevşin Mengü, Kanal B, Ulusal Kanal; BirGün, Cumhuriyet, Vatan, Son Saat ve Tünaydın gazetelerine teşekkür ediyoruz.

Video: Özge Özgüner

2016 hayvan hakları ihlâlleri raporumuza yansıyanlar şöyle:

YAŞAM HAKKI GASBI:

Ocak: 403.780

Şubat: 771

Mart: 16.560

Nisan: 7.392.152

Mayıs: 1.797

Haziran: 104.596

Temmuz: 800.136

Ağustos: 5.684.927

Eylül: 1.000.704

Ekim: 7.827.669

Kasım: 10.187.242

Aralık: 7.001.630

  • 2016 yılında eti için kayıtlı olarak öldürülen tavuk ve hindi hayvan sayısı: 1 milyar 106 milyon 235 bin 358 (TÜİK)
  • 2016 yılında eti için kayıtlı öldürülen sığır, koyun, keçi ve manda sayısı: 9 milyon 741 bin 786 (TÜİK)
  • Son av sezonunda, kayıtlı 239.986 avcı ve kayıtsız avcılar tarafından kaç bin hayvanın öldürüldüğü bilinmemektedir. Av kontrol ve denetimleri sırasında 7.796 hayvan ele geçirilmiştir. EN AZ 569 yaban hayvanı, yabancı ve yerli avcılarca “av turizmi” kapsamında katledilmiştir. (Bilgi edinme başvurusu)
TOPLAM: EN AZ 1.156.407.473
NOTLAR:
  • Balıkçılık adı altında ve tatlı su balık üretim merkezlerinde kaç balığın öldürüldüğüne ilişkin istatistikî bir bilgi mevcut değildir.
  • 2016 yılında ipek üretimi için boğularak ve canlı canlı kaynatılarak yaşam hakkı gasp edilen ipek böceklerine dair istatistikî bir bilgi mevcut değildir. Yaş ipek kozası (ton): 103 ton (576 köy, 2.001 aile, 5.303 adet tohum kutusu) (TÜİK)
  • 2016 yılında “arıcılık” adı altında kaç arının sömürüldüğü ve hayatını kaybettiği bilinmemektedir. Bal için sömürülen ve ölen arılara dair kovan sayısı: 900.364 (TÜİK)
  • Fayton ve taşımacılıkta sömürülürken kaç atın, katırın, eşeğin yaşamını yitirdiği bilinmemektedir.
  • Savaş ve çatışma ortamında yaşam hakkı gasp edilen hayvanların sayısı bilinmemektedir.
  • Orman yangınlarında kaç hayvanın hayatını kaybettiği bilinmemektedir.
  • Türkiye’de kürkleri için öldürülmek üzere yetiştirilen Çinçila ve tavşanların sayıları bilinmemektedir.

hakim-1

İnfografik: Murat Can Kurşun

İŞKENCE:

Ocak: 4875

Şubat: 43

Mart: 1.040

Nisan: 105

Mayıs: 24

Haziran: 27

Temmuz: 248

Ağustos: 17.098

Eylül: 4

Ekim: 6

Kasım: 54

Aralık: 6

  • Yurt içinde sevk edilirken fiziksel ve psikolojik işkenceye maruz kalan kanatlı hayvan sayısı bilinmemekle birlikte taşınırken işkenceye maruz kalan sığır, koyun, keçi sayısı: 191.436 (Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü Verileri)
  • Sadece Adalar genelinde, faytonlarda işkence gören, sömürülen at sayısı (yaz dönemi için): 1540 (Bilgi edinme başvurusu)
  • 2016 yılı deneylerde işkence gören ve öldürülen hayvan sayıları bilinmemektedir.
TOPLAM: EN AZ 8.216.506
ÖZGÜRLÜĞÜ KISITLAMA:

Ocak: 32

Şubat: 458

Mart: 232

Nisan: 576

Mayıs: 103

Haziran: 1.516

Temmuz: 342

Ağustos: 855

Eylül: 8

Ekim: 2.004

Kasım: 105

Aralık: 59

  • 32 hayvanat bahçesinde tutsak edilen en az hayvan sayısı: 16.000 (Yaklaşık 7.500’ü sadece Gaziantep Hayvanat Bahçesi’nden; 16.000 sayısı hayvanat bahçelerinin web sitelerindeki bilgiler derlenerek elde edilmiştir)
  • 2016 yılında, insan menfaati ve keyfi, et, süt, yün, yumurta, tiftik, kıl, taşımacılık, at yarışı için özgürlüğü kısıtlanan sığır, manda, koyun, keçi, deve, domuz, at, eşek, katır, tavuk, hindi, kaz ve ördek sayısı: 505.382.472 (TÜİK)
  • 2016 yılında balık üretim çiftliklerinde tutsak edilen hayvanların sayısı bilinmemektedir.
  • 2016 yılında, Türkiye’de hâlâ faal olan 8 yunus parkında ise, en az 30 yunus tutsak edilmektedir. Bu sayıya beyaz balina, mors, deniz aslanı, fok gibi deniz memelileri dâhil değildir.
  • Türkiye’deki 6 dev akvaryumda, kaç deniz canlısının tutsak edildiği bilinmemektedir.
  • 2016 yılında, deney laboratuvarları ve araştırma merkezlerinde özgürlüğü kısıtlanan hayvanların sayısı henüz açıklanmamıştır.
  • Türkiye’de kürkleri için öldürülmek üzere yetiştirilen Çinçila ve tavşanların sayıları bilinmemektedir.
TOPLAM: EN AZ 1.505.404.792

hakim-2

İnfografik: Murat Can Kurşun

CİNSEL ŞİDDET

Ocak: 0

Şubat: 1

Mart: 0

Nisan: 1

Mayıs: 0

Haziran: 0

Temmuz: 0

Ağustos: 0

Eylül: 0

Ekim: 1

Kasım: 2

Aralık: 1

  • 2016 yılında “sunî tohumlama” yoluyla cinsel şiddete maruz kalan hayvan sayısı: 2.979.752 (HAYGEM)
TOPLAM: EN AZ 2.979.758

hakim-3

İnfografik: Murat Can Kurşun

BEDEN DOKUNULMAZLIĞININ İHLÂLİ

Ocak: 0

Şubat: 0

Mart: 50

Nisan: 60

Mayıs: 2

Haziran: 0

Temmuz: 0

Ağustos: 0

Eylül: 0

Ekim: 0

Kasım: 0

Aralık: 0

  • 2016 yılında, temel hayvan sağlığı kuralları ve cerrahî prensiplere bile riayet edilmeden belediyelerce kısırlaştırılan sahipsiz hayvan sayısı:597 (Bilgi edinme başvurusu)
  • 2016’da yün, tiftik üretimi için kırkılma esnasında beden dokunulmazlığı ihlâl edilen ve işkence gören koyun ve keçi sayısı: 558.109 (TÜİK)
  • 2016 yılında, deney laboratuvarları ve araştırma merkezlerinde tutulan hayvanların sayısı açıklanmadığından, kaç bin hayvanın deneylerde beden dokunulmazlığının ihlâl edildiği bilinmemektedir.
TOPLAM: EN AZ 42.711.818

hakim-4

İnfografik: Murat Can Kurşun

HAYVAN HAKLARI HAKKINDA VERİLER

Avcılardan ele geçirilen ölü/canlı yaban hayvanı sayısı: 7.796 (Bilgi edinme başvurusu)

Türkiye’de kayıtlı avcı sayısı: 239.986 (DKMP web sitesi)

2016’da satılan avlanma izin kartı sayısı: 145.259 (DKMP web sitesi)

2016-2017 “av sezonu”nda av turizmi kapsamında öldürülen yaban hayvanları ve avcı sayıları: (DKMP web sitesi)

  • Yaban keçisi: 107 (57’si yabancı; 28’i yerli, 21’i yerel, 1’i diplomat),
  • Hatalı boynuzlu-Şelek yaban keçisi: 3 (1 yerli, 2 yerel)
  • Dişi yaban keçisi: 3 (3 yerel),
  • Melez yaban keçisi 10 (7 yabancı, 3 yerli),
  • Çengel boynuzlu dağ keçisi: 20 (11 yabancı, 9 yerli),
  • Anadolu yaban koyunu: 1 (1 yabancı),
  • Kızıl geyik: 33 (15 yabancı, 15 yerli, 2 yerel, 1 diplomat),
  • Karaca: 117 (44 yabancı, 69 yerli, 4 diplomat),
  • Yaban domuzu: 275 (200 yabancı, 75 yerli)

TOPLAM KOTA: EN AZ 569 (341’i başka ülke vatandaşı ve belirlenen kotanın dışında avlanmak mümkün ve ekstra ücrete tâbi)

2017 itibarı ile tescil edilen avlak sayıları ve avlakların yüz ölçümü:

  • 1.098 devlet avlağı,
  • 990 genel avlak,
  • 49 örnek ve özel avlak

Tescil edilen 2.137 avlağın toplam yüz ölçümü: 72.255.534,57 hektar (DKMP web sitesi)

Kara Avcılığı Kanunu’na muhalefet nedeniyle Cumhuriyet Başsavcılıklarına intikal eden ateşli silah: 2 adet yivli av tüfeği (yaban hayvanlarının beslenmesine barınmasına üremesine ve korunmasına imkan veren doğal yaşama alanlarının zehirlenmesi, zehirle avlanma, avlanmak suretiyle, bir canlı türünün yok olması ya da ekolojik dengenin bozulması tehlikesine neden olunduğu için ve yivli silahların avcılık belgesi olmadan ruhsatsız olarak avda kullanılması durumunda suçtan dolayı) (Bilgi edinme başvurusu)

Avcılardan ele geçirilen ve ihale ile satılarak Orman ve Su İşleri Bakanlığı’na gelir olarak kaydedilecek yasadışı av malzemeleri: 1442’si ateşli silah olmak üzere, sair eşya (33 otomobil, 9 kamyonet, 4 motorlu tekne, 2 motorsiklet ve 3 traktör ile bin 443 otomatik ve yarı otomatik tüfek, 120 ağ ve 46 akü) (Bilgi edinme başvurusu ve DKMP web sitesi)

2016 yılında 4915 sayılı Kara Avcılığa Kanununa muhalefet eden şahıs sayısı: 7.845 (Bilgi edinme başvurusu)

  • Sosyal paylaşım sitelerinden tespit edilerek Kara Avcılığı Kanunu’na göre haklarında yaptırım uygulanan şahıs sayısı: 720 (DKMP web sitesi)

2016 yılında Kara Avcılığı Kanunu’na muhalefet eden şahıslara kesilen toplam idarî para cezası: 6.060.535,64 TL (Bilgi edinme başvurusu)

2016 yılında Kara Avcılığı Kanunu ve Merkez Av Komisyonu kararlarına göre yasadışı avlanan hayvanlar için talep edilen tazminat bedelleri toplamı: 3.826.050,04 TL (DKMP web sitesi)

Kötü muamele nedeniyle el konulan hayvan sayısı: 157 (Bilgi edinme başvurusu)

“Tehlikeli ırk” genelgesine göre el konulan köpek sayısı: 40 (Bilgi edinme başvurusu)

2016 yılında, hayvanlara yönelik kötü muamele, işkence ve öldürme gibi fiiller nedeniyle idarî para cezası uygulanan şahıs sayısı: 229 (Bilgi edinme başvurusu)

2016 yılında kısırlaştırılan sahipsiz hayvan sayısı: 153.597 (Bilgi edinme başvurusu)

Mevcut barınak sayısı: 231 (Bilgi edinme başvurusu)

Mevcut hayvanat bahçesi sayısı: 32 (Bilgi edinme başvurusu)

Hayvanat bahçelerinde tutsak edilen hayvan sayısı: Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nca cevaplanmamıştır.

Mevcut yaban hayvanı kurtarma ve rehabilitasyon merkezi sayısı: 6 (Bilgi edinme başvurusu)

Mevcut dev akvaryum sayısı: 6 (Bilgi edinme başvurusu)

2016 yılında, kuşlar, deniz memelileri hariç memeliler, sürüngenler, iki yaşamlılar, eklem bacaklılara ait türler ve bunların ceset, ceset parçası ve türevleri için, Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nca düzenlenen toplam CITES belgesi sayısı (tüm ticarî işlemler için): 2090 (Bu sayının 1750’si Türkiye’ye giriş için düzenlenmiş CITES izin belgesidir.) (Bilgi edinme başvurusu)

2016 yılında 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’na muhalefet edenlere uygulanan toplam idarî para cezası: 934,035 TL (Bilgi edinme başvurusu)

Denetlenen ve yaptırım uygulanan hayvanat bahçesi sayısı: 0 (Bilgi edinme başvurusu)

Denetlenen ve yaptırım uygulanan hayvan barınağı sayısı: Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nca cevaplanmamıştır.

Hayvan hakları ihlâlleri nedeniyle yaptırım uygulanan belediye sayısı: Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nca cevaplanmamıştır.

2017 itibarı ile hayvan satan pet-shop sayısı: 1.668 (Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü web sitesi)

Sadece Adalar genelindeki fayton sayısı: 272 (Bilgi edinme başvurusu)

Sadece Adalar genelinde, faytonlarda sömürülen at sayısı (yaz dönemi için): 1.540 (Bilgi edinme başvurusu)

2017 itibarı ile hayvan deneylerinde kullanılmak/öldürülmek üzere hayvan üreten kuruluşlar: 128 (Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü web sitesi)

2010-2015 yıllarında deneylerde kullanılan/öldürülen toplam kayıtlı hayvan sayısı: (DKMP web sitesi)

  • 2010: 207.307
  • 2011: 201.606
  • 2012: 173.152
  • 2013: 167.634
  • 2014: 213.366
  • 2015: 386.745 (2015 verisi, bilgi edinme başvurusundan elde edilmiştir)

2010-2014 yıllarında, deneylerde kullanılan/öldürülen ve nereden temin edildiği bilinmeyen kedi ve köpek sayısı: 14.057 (DKMP web sitesi)

Tavuk endüstrisindeki işletme sayıları: (Bilgi edinme başvurusu)

  • 7819 “ticari etlik” işletmesi
  • 384 “ticari yumurtacı” işletmesi
  • 316 “etlik damızlık” işletmesi
  • 41 “yumurtacı damızlık” işletme
  • 62 kuluçhane

2016 yılında eti için kayıtlı olarak öldürülen tavuk ve hindi hayvan sayısı: 1 milyar 106 milyon 235 bin 358 (TÜİK)

2016 yılında eti için kayıtlı öldürülen sığır, koyun, keçi ve manda sayısı: 9 milyon 741 bin 786 (TÜİK)

2016 yılında insan menfaati (et, yumurta, yün, tiftik, kıl, süt) için özgürlüğü kısıtlanan hayvan sayısı toplamı:  1 milyar 505 milyon 382 bin 472 (TÜİK)

  • 2016 yılında eti için kayıtlı olarak öldürülen tavuk ve hindi hayvan sayısı: 1 milyar 106 milyon 235 bin 358
  • 2016 yılında eti için kayıtlı öldürülen sığır, koyun, keçi ve manda sayısı: 9 milyon 741 bin 786
  • 2016 yıl sonu itibarı ile sığır, manda, koyun, keçi, deve, domuz, at, eşek ve katır sayısı: 55 milyon 864 bin 66
  • 2016 yıl sonu itibarı ile tavuk, hindi, ördek ve kaz sayısı: 333 milyon 541 bin 262

2016’da yün, tiftik üretimi için kırkılma esnasında beden dokunulmazlığı ihlâl edilen ve işkence gören koyun ve keçi sayısı: 42.558.109 (TÜİK)

2016’da sütü için sömürülen inek, koyun, keçi ve manda sayısı: 25.199.563 (TÜİK)

2016 yılında “arıcılık” adı altında kaç arının sömürüldüğü ve hayatını kaybettiği bilinmemektedir. Bal için sömürülen ve ölen arılara dair kovan sayısı: 7.900.364 (TÜİK)

2016 yılında ipek üretimi için yaşam hakkı gasp edilen ipek böceklerine dair yaş ipek kozası (ton): 103 ton (576 köy, 2.001 aile, 5.303 adet tohum kutusu) (TÜİK)

2016 yılında “bohçacılık” adı altında kaç böceğin doğadan koparıldığı ve öldürüldüğü bilinmemektedir.

2016 yılında “sunî tohumlama” yoluyla cinsel şiddete maruz kalan hayvan sayısı: 2.979.752 (HAYGEM)

hayvan-deneylerikedi-kopek-deney

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANLIĞI KADROSU, BÜTÇESİNE İLİŞKİN GÜNCEL BİLGİLER:

Orman ve Su İşleri Bakanlığı bünyesinde çalışan veteriner hekim sayısı: 35 (TBMM – Yazılı soru önergesine cevap olarak)

2017 için TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilen Orman ve Su İşleri Bakanlığı bütçesi: 14 milyar 663 milyon 74 bin TL (Orman ve Su İşleri Bakanlığı web sitesi)

Sokak hayvanları için hayvan bakımevi yapımı, mikroçip ve kulak küpesi temini ve otomatik mama ve su makinası alımı için 2017 yılında ayrılması planlanan ödenek: 11.500.000 TL (Bilgi edinme başvurusu)

2017 yılı için yaralı yaban hayvanlarının tedavi ve rehabilitasyonu ile ilgili -maliyet gelen hayvan sayısı ve yapılan tedavilere göre değişmekle birlikte- ayrılması planlanan ödenek: 2.000.000 TL + 500.000 TL (Hatay’da yaban hayvanı kurtarma tesisi inşaatı) (Bilgi edinme başvurusu)

2017 yılı Orman ve Su İşleri Bakanlığı bütçesinde, sokak hayvanlarına ayrılan bütçenin oranı: % 0,078

2017 yılı Orman ve Su İşleri Bakanlığı bütçesinde, yaban hayvanlarının tedavi ve rehabilitasyonu için ayrılan bütçenin oranı: % 0,017

2016 yılında “av turizmi” kapsamındaki av organizasyonlarından elde edilen gelir: 3.043.625 TL (Bilgi edinme başvurusu)

2016’da satılan avlanma izin kartlarından elde edilen gelir: 12.045.765 TL (DKMP web sitesi)

Sokak hayvanları için hayvan bakımevi yapımı, mikroçip ve kulak küpesi temini ve otomatik mama ve su makinası alımı için 2016 yılında ayrılan ödenek: 5.310.000 TL (Bilgi edinme başvurusu)

bakanlik

PARLAMENTO İLE İLGİLİ VERİLER:

  • 2016 yılında TBMM Başkanlığı’na sunulan hayvan hakları ile ilgili toplam yazılı soru önergesi sayısı: 16 (15’i CHP tarafından, 1’i HDP tarafından verilmiş)
  • 26. yasama döneminde, TBMM ihtisas komisyonlarında bekleyen hayvan hakları ile ilgili kanun teklifleri: 5 kanun teklifi (Tamamı CHP milletvekilleri tarafından teklif edilmiştir)

hayvan-haklari-ile-ilgili-soru-onergesi-sayisi-1

OKUNAN BASIN AÇIKLAMASININ TAM METNİ:

BASINA VE KAMUOYUNA,                                                                                                                     14.04.2017

Hayvan Hakları İzleme Komitesi (HAKİM) olarak, Türkiye’de ilk kez, hayvan hakları ihlâllerini tür ayırt etmeksizin raporladık, bu ihlâllerin yaptırımla sonuçlanması için çabaladık. Birazdan açıklayacağımız rakamları, insanlığın hayvanlar üzerinde kurduğu tahakkümün, toplumsal şiddetin, soykırımın ne denli korkunç ve can acıtıcı boyutlarda yaşandığını gözler önüne serilmesi, toplumun birçok kesimi tarafından yok sayılan hayvanlara yaşatılan zulmün görünür kılınması açısından oldukça önemli buluyoruz.

Türkiye’de hayvan haklarından bahsedildiğinde, insanların aklına daha çok kedi-köpek gelse de farklı türden milyonlarca hayvan, insanlığın zalimliğinden nasibini almış durumda ve almaya devam ediyor. Yaşanan hak ihlâllerini, hayvan türü olarak kategorize etmedik çünkü ister insan olsun isterse herhangi bir hayvan türü olsun, yaşanılan acı, stres, korku aynı…

2016 boyunca raporladığımız hak ihlâlleri, basına, sosyal medyaya yansıyanlar, yaptırımla karşılık bulanlar, yani sadece kayıt altına alınabilenlerden oluşuyor. Buna rağmen, sadece 2016 yılında, milyonlarca hayvanın başta yaşam hakkı olmak üzere birçok hakkının gasp edildiğini biliyoruz. Raporlanamayan milyonlarca hak ihlâli var. Her gün mezbahalarda, barınaklarda, süt ve yumurta çiftliklerinde, balıkçılıkta, avcılıkta, hayvanat bahçelerinde, faytonlarda ve taşımacılıkta, yunus parklarında, hayvanlı sirklerde, kürk çiftliklerinde, deney laboratuvarlarında, yurtiçi ve yurtdışı hayvan nakillerinde, ipek böcekçiliğinde, arıcılıkta, “bohçacılık” adı altında yürütülen böcek toplamaları ve kurbağa, salyangoz toplayıcılığındaki rutin şiddet ve ülkemizdeki çatışmalar, bombalamalar, orman yangınları sırasında yaşanan can kayıpları ve acılar ne yazık ki raporlarımıza dâhil edilememiştir. Ancak bizler biliyoruz ki her gün onbinlerce hayvan, birçok tesis ve işletmede, gündelik hayatımızda sistematik zulme, hak ihlâllerine ve katliamlara maruz bırakılıyor. İstanbul Tuzla’da bulunan ve Balkanlar’ın en büyük mezbahasında, sadece bu tesiste her gün 2.000 koyun katledilmektedir. Bir günü geçtik, bir dakikada dahi hayvanlara uygulanan zulüm korkunç boyutlardadır.

Sadece 2016 yılında EN AZ 1 milyar 156 milyon 407 bin 473 (1.156.407.473) yaşam hakkı gasbı raporlanabilmiştir. Bu kategoride insan menfaati ve keyfi için, kasıtla, silahla, işkence ile, zehirle öldürme, ihmal nedeniyle ölüme sebebiyet verme, trafik kazaları, av katliamları raporlanmıştır. Bu kategoride bildirdiğimiz toplam sayının EN AZ 1 milyar 106 milyon 235 bin 358’ini (1.106.235.358) küçücük kafeslerde yaşamaya mahkûm edilen ve çok kısa bir süre zarfında, kaçınılmaz bir son olarak kesimhaneye gönderilen tavuk ve hindilerin yaşam hakkı ihlâlleri oluşturmaktadır. Yumurta endüstrisinde, fazla ekonomik getirisi olmadığı ve bakımı külfet olduğu için boğularak ya da diri diri preslenerek, parçalanarak öldürülen milyonlarca erkek civcivin sayısı ise bilinmemektedir. Raporlayabildiğimiz yaşam hakkı ihlâllerinden EN AZ 9 milyon 740 milyon 638’i (9.740.638) ise 2016 yılında eti için öldürülen sığır, koyun, keçi ve mandalardan gasp edilen yaşam hakkıdır. 2016’da avcıların katlettiği hayvan sayısı bilinmemekle birlikte, yapılan denetim ve kontrollerde avcılardan 7 bin 796 hayvan ele geçirilmiş, “av turizmi” denilen ölüm tacirliği kapsamında ise en az 596 yaban hayvanı yabancı ve yerli avcılara öldürtülmüştür. Aynı bilinmezlik hâli, kürk çiftliklerinde de mevcuttur. Türkiye’de artış göstererek, çinçila ve tavşanlar kürkleri için yetiştirilmekte ve katledilmektedir. Bu vesileyle hem yaşam hakkını gasp ettiği hem de ekolojik yıkıma sebep olduğu için avcılığın da av turizminin de kürkün de derhal yasaklanması gerektiğini bir kez daha ifade ediyoruz.

2016’da EN AZ 8 milyon 216 bin 506 (8.216.506) işkence vakası raporlanabilmiştir. Bu kategoride raporladığımız vakalarda, psikolojik/fiziksel şiddet ayrımı yapılmamıştır. Kapalı kapılar ardında, hayvanlara yönelik sömürü ve zulüm ile ayakta duran ticarî kuruluşlarda yaşanan hayvan hakları ihlâlleri, büyük bir koruma kalkanı altında gerçekleşiyor, bu verilere ulaşmak neredeyse imkânsız…  Raporlanan işkence vakalarından 8 milyon 191 bin 436’sı yurt içinde sevk edilirken fiziksel ve psikolojik işkenceye maruz kalan sığır, koyun ve keçilere aittir. Korkunç boyutlarda taşınan kanatlı hayvan sayısı ise bilinmemekte ancak raporlarımızda da yer aldığı gibi, binlerce kanatlı hayvan, nakillerde ve nakiller esnasında gerçekleşen trafik kazalarında sıkışarak, ezilerek, havasızlıktan hayatını kaybetmiştir.

Yük taşıtma amacıyla sömürülen ve sömürülürken korkunç işkencelere maruz kalan hayvanların yaşadığı rutin şiddet de raporlanamamıştır. Ancak sadece 2016’da Adalar’da, 1540 atın sistematik işkenceye maruz kaldığını biliyoruz. Geçtiğimiz hafta, Darıca Hayvanat Bahçesi yakınlarında bulunan ve hayvan hakları aktivistlerinin girişimleri ile mühürlenen at mezbahasının içi ve çevresi, taşımacılık için sömürülürken hayatını kaybeden at sayısının ne denli fazla olduğunu gösterir nitelikteydi.

2016’da, Türkiye’de deneylerde kullanılıp atılan, öldürülen hayvan sayısı hâlâ açıklanmamıştır. Ancak Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nın verilerine baktığımızda, 2010-2015 yıllarında, altı senede 1 milyon 412 bin 810 hayvan, deneylerde korkunç acılara maruz bırakılmıştır. 2014 yılında yayınlanan Hayvan Deneyleri Etik Kurullarının Çalışma Usul ve Esaslarına Dair Yönetmelik ile, sokaklardaki hayvanların da deneylerde kullanılmasının önü iyice açılmıştır. 2010-2014 yılları arasındaki deneylerde, sayıları 14 bin 057 olarak belirtilen kedi ve köpeklerin ise, nereden temin edilerek deneylerde kullanıldıkları belirsiz olmakla birlikte, sokaklardan, barınaklardan alıkonuldukları kuvvetle muhtemeldir. Çünkü kedi ve köpekleri deney hayvanı olarak tedarik eden bir işletme ya da merkez Türkiye’de mevcut değildir. Hayvan deneylerinin topyekûn yasaklanması, hayvan deneylerine alternatif yöntemlere acil bir şekilde geçilmesi gerektiğini bir kez daha ifade ediyoruz.

Bir yıllık raporumuza EN AZ 1 milyar 505 milyon 404 bin 792 (1.505.404.792) özgürlüğü kısıtlama vakası yansımıştır. Bu sayının 1 milyar 505 milyon 382 bin 472’si (1.505.382.472), insan keyfi ve menfaati (et, süt, yün, yumurta, tiftik, kıl, taşımacılık, at yarışı) için özgürlüğü kısıtlanan sığır, manda, koyun, keçi, deve, domuz, at, eşek, katır, tavuk, hindi, kaz ve ördekten oluşmaktadır. Bu sayılara, hayvanat bahçelerinde ve yunus parklarında tutsak edilen binlerce yaban hayvanı ve faal olan 1.668 pet-shop’ta pazarlanmak üzere tutsak edilen hayvanlar dahil edilememiştir çünkü esarete tâbi tutulan hayvanların sayılarına ilişkin olarak yaptığımız bilgi edinme başvuruları, Orman ve Su İşleri Bakanlığı ile Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından ısrarla yanıtlanmamıştır. Türkiye’de aktif olan 8 yunus parkında, yunuslar ve deniz memelileri, esaret altında tutulmaya devam edilmekte, bu işkencehanelerde tutulan hayvan sayısı sır gibi saklanmaktadır. Türkiye’de 32 adet ruhsatlı hayvanat bahçesi bulunmakta, sayıları binlerle ifade edilen yaban hayvanları, bu hapishanelerde korkunç esaret koşullarında tutulmaktadır. Örneğin Gaziantep Hayvanat Bahçesi’nde, 325 hayvan türünden yaklaşık 7.500 hayvan hapsedilmektedir. Anadolu’da benzin istasyonu, dinlenme tesisi, restoran gibi yerlerde ise yüzlerce yaban hayvanı da yoğun stres koşulları altında âdeta aklî dengesini yitirerek seyirlik malzeme muamelesi görmektedir. Hayvanat bahçelerinin korkunç boyutları ortada iken, denetlenen hayvanat bahçelerinin hiçbirisine yaptırım uygulanmamış olması da manidardır ve esaretin, zulmün bizzat Orman ve Su İşleri Bakanlığı tarafından desteklendiğini bizlere göstermektedir.

2016’da EN AZ 42 milyon 711 bin 818 (42.711.818) beden dokunulmazlığını ihlâl vakası raporlanabilmiştir. Bu sayının, 153.597’si, sokak hayvanlarına yapılan kısırlaştırma müdahaleleridir. Kısırlaştırılan bu hayvanların kaçının, yaşadıkları sokaklara geri bırakıldığı, kaçının hâlâ yaşadığı meçhûldür. Türkiye’de belli başlı belediyeler haricinde, çoğu yerel yönetim, cerrahî deneyimi olmayan veteriner hekimleri istihdam etmekte, temel hayvan sağlığı prensiplerine dahi uymadan bu ciddi operasyonları yapmakta ve ayrıca resmî otoritelerce onaylı bir şekilde faaliyet gösteren mobil kısırlaştırma üniteleri nedeniyle de binlerce hayvan, gerektiği gibi tıbbî bakım göremediğinden hayatını kaybetmektedir. 13 senedir yürürlükte bulunan Hayvanları Koruma Kanunu, en göz önünde olan sokak hayvanlarının dahi haklarını koruyamamış, 2017 itibarı ile 231 adet faal hayvan barınağının çok büyük bir kısmından ölüm çığlıkları yükselmeye devam etmektedir.  Türkiye’de, açlıktan, susuzluktan, genel ve tıbbî bakımsızlıktan hayvanların yaşamını yitirdiği çok sayıda barınak varken bu barınakların kapatılması ya da iyileştirilmesi, sorumlular hakkında soruşturma açılması konularında ısrarla adım atılmamaktadır. Bu tesisler, tabelalarında olduğu gibi “bakımevi” değil, bir toplama ve imha kampı işlevi görmektedir. “Beden dokunulmazlığını ihlâl” kategorisindeki 42 milyon 558 bin 109 ihlâl ise, yün, tiftik, kıl üretimi için kırkılma esnasında beden dokunulmazlığı ihlâl edilen ve işkence gören koyun-keçi sayısıdır. Kırkılma esnasında hayvanlar, büyük bir çaresizlik içerisinde sabitlenerek kontrol altına alınmakta, oldukça ağır fiziksel ve psikolojik bir işkence ile beden dokunulmazlıkları ihlâl edilmektedir.

EN AZ 2 milyon 979 bin 758 cinsel şiddet vakası raporlanabilmiştir. Bu sayının, 2.979.752’si, süt endüstrisinin devamı için, hayvanların rektumlarına kol, vajinalarına demir bir çubuk sokularak uygulanan “sunî tohumlama” adı altındaki sistematik tecavüz fiilleridir. Sunî tohumlama dışında EN AZ 6 cinsel şiddet vakası raporlanmıştır. Ancak biliyoruz ki hayvana tecavüz, iddia edildiği gibi “münferit” olaylar değildir. Ulusal mevzuata göre “kabahat” olan ancak hayvanlara karşı işlenen bir suç olan bu fiiller, duyguları, acı hissetme yetisi olan canlılara yapılan bir saldırı, cinsel şiddet ve beden dokunulmazlığı hakkının gasbıdır. Toplumumuzda tecavüzün önlenememesi, hatta meşrulaştırılması ve hayvana tecavüzün hâlâ suç kapsamında olmaması,  psikolojik, sosyolojik ve daha birçok açıdan üzerinde durulması gereken bir utanç olayıdır. Türkiye’de tecavüz edilen hayvanlar arasında ineklerin, eşeklerin, köpeklerin, koyunların, tavukların, ördeklerin, atların olduğunu ve her gün gerçekleşen hayvana tecavüzün de toplumun tüm kesimlerince bilinen ancak üstü örtülen bir gerçeklik olduğunu bir kez daha hatırlatıyoruz.

Neredeyse her gün katliam haberi aldığımız 2016 yılında, hayvanlara yönelik kötü muamele, işkence ve öldürme gibi fiiller nedeniyle sadece 229 şahsa idarî para cezası uygulanmıştır. 2016 yılında bu tür haksız fiilere 526 TL idarî para cezası uygulanmaktayken, 2017 yılı itibarı ile hayvana tecavüz, kötü muamele gibi fiillerin cezasında 20 TL artışa gidilmiş ve bu ceza, 546 TL olarak belirlenmiştir. Hayvana işkence ve tecavüz edenlere verilen bu tarz “komik” ve faiilleri âdeta yüreklendiren yaptırımları asla kabul etmiyoruz. 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu kapsamında hayvan hakları ihlâli olarak belirlenen haksız eylemler nedeniyle, 2016 yılında toplam 934,035 TL idari para cezası uygulanmıştır. 2016 yılında kötü muamale nedeniyle el konulan hayvan sayısı ise Orman ve Su İşleri Bakanlığı verilerine göre sadece 157’dir. Şu anda yürürlükte bulunan “tehlikeli ırk” genelgesine göre, 2016 yılında, Pitbull Terrier, Dogo Argentino gibi ırklardan oldukları iddiası ile 40 köpeğe el konulmuştur. Bu köpeklerden kaçının yaşadığı ise bizim için merak konusudur çünkü bu ırklara mensup oldukları gerekçesi ile el konulan bu köpeklerin büyük bir çoğunluğu, belediyelerce öldürülmektedir.

Açıkladığımız rakamlardan da görüleceği üzere, ülkemizde, özellikle son yıllarda artış gösteren toplumsal şiddet ve linç kültüründen hayvanlar da fazlası ile “nasibini almış”, almaya da devam etmektedir. Toplumsal şiddet halkasının en zayıf bireyleri olan hayvanlara “mal” muamelesi yapılması; onların hakları olan, hissedebilir bireyler olarak görülmemesi, toplumun tüm kesimlerini etkilemekte, her gün tanık olduğumuz olaylarla cinnetin eşiğinde olduğunu gördüğümüz toplumumuzu, herkese sirayet eden, derin bir tahammülsüzlük, eşitsizlik, adaletsizlik içerisine sürüklemektedir. Toplumun tüm kesimlerine buradan sesleniyoruz: Yeryüzünde yaşayan her canlıya âdil davranmadığımız sürece, hiçbir topluma gelmeyeceği gibi toplumumuza da barış, adalet gelmeyecektir. Bizlerle eşit, belki de daha şiddetli derecelerde acıyı, korkuyu, stresi hisseden hayvanları yok saymaya, onların haklarını çiğnemeye, onlara zulmetmeye son vermediğimiz takdirde, hayvanların tâbi tutulduğu soykırım boyutları daha da şiddetlenecek ve kaçınılmaz olarak dünyanın ekolojik felaket ile yok olduğunu hep birlikte deneyimleyeceğiz. En başta hayvanlar, doğuştan gelen haklara sahip olan bireyler oldukları için ve dünyayı herkes için daha âdil, eşit bir yaşam ortamı hâline dönüştürmek için hayvanların hakları derhal teslim edilmelidir.

İstisnasız herkes için özgürlük!

Hayvan hakları, hemen şimdi!

Hayvan Hakları İzleme Komitesi (HAKİM)

06 Nis

BASIN TOPLANTISI: 2016 Hayvan Hakları İhlâlleri Raporunu Açıklıyoruz!

Değerli basın mensubu ve dostlarımız,

Hayvan Hakları İzleme Komitesi (HAKİM) olarak, tür ayırt etmeden 2016 boyunca raporladığımız hayvan hakları ihlâllerini, 14 Nisan 2017, Cuma günü, saat 11:00’da, Aynalıgeçit Etkinlik Mekânı’nda düzenleyeceğimiz basın toplantısında açıklıyoruz.

Her basın toplantısında olduğu gibi, bu basın toplantısını da belli bir tema çerçevesinde düzenliyoruz: Toplumsal şiddet. Basın toplantımızda, hayvan hakları ihlâllerine ilişkin infografik çalışmaları ile parlamentoda, bürokraside hayvan haklarına verilen öneme dair güncel bilgiler de basın ile paylaşılacaktır.

2016’da yaşanan hayvan hakları ihlâllerini açıklayacağımız basın toplantısına, oyuncu Özge Özder (Bana Göz Kulak Ol Duyarlı Yaşam Derneği); gazeteci, yazar ve hayvan hakları aktivisti Zülâl Kalkandelen ve doktora tezini, İstanbul’da 1910’dan bugüne sokak hayvanlarının, özellikle köpeklerin tâbi tutulduğu mekânsal politikalar ve hayvan nüfusu yönetimi üzerine yazan, akademisyen Mine Yıldırım (Dört Ayaklı Şehir) katılarak hayvan hakları ihlâllerini yorumlayacak ve toplumsal şiddetin birer özne olarak hayvanlara olan etkisi üzerine konuşacaklar.

Basın toplantısına katılmanızı, Türkiye’de bir ilk olarak açıklayacağımız bu bir yıllık rapora tanıklık etmenizi, raporu yaygınlaştırmanızı diliyoruz.

TARİH: 14.04.2017, Cuma
SAAT: 11.00
YER: Aynalıgeçit Etkinlik Mekânı
ADRES: Meşrutiyet Cad. Avrupa Pasajı No:8, Galatasaray/Beyoğlu/İstanbul

* KROKİ İÇİN: http://aynaligecit.com/#iletisim

hayvan-y-1

 

 

 

E-posta: info@hayvanhaklari-izleme.org
Web sitesi: www.hayvanhaklari-izleme.org
Facebook: www.fb.com/hakim.komite/?fref=ts
Twitter: twitter.com/hakim_komite