05 Tem

Yine tuzaklarla dolu bir yasa teklifi.

Yıllardır hayvanlar lehine bir yasa için mücadele eden bizler yine mış gibi yapan, tuzaklarla dolu bir yasa teklifi ile karşı karşıyayız. Medyanın müjdeli bir haber olarak paylaştığı yasa teklifinin hayvanlar için neden hiçbir şeyi değiştiremeyeceğini anlatmak istiyoruz. Öncelikle hayvana tecavüzü hala hayvanla cinsel ilişki olarak tanımlayan ve bunu bilinçli bir şekilde yapan yasa yapıcıların hazırladığı bir kanunun hayvanların haklarını koruması, önleyici olması mümkün değil.

Başından beri bir “hayvan hakları yasası” olarak lanse edilen yasanın, “hayvanları koruma kanunu” olarak bırakılması ve isimde dahi değişikliğe gidilememesi tek başına ne kadar içi boş bir düzenleme olduğunu da ispatlar nitelikte. 

HAYVAN TANIMI
Araştırma komisyonunun en önemli çıktılarından biri olan hayvanların ‘duygulu varlıklar’ olarak yasada tanımlanması taslakta yer almıyor. Yani medyaya yansıyan haberler doğru değil. TCK’nın 151. maddesinin 2. bendi kaldırılacak, yasa koyucular bu şekilde hayvanların canlı olarak tanımlanacağını söylüyor ama bu mantıklı bir açıklama değil. Teklifte açık bir şekilde hayvanlar duygulu varlıklar olarak tanımlanmalıydı.

SAHİPLİ- SAHİPSİZ HAYVAN AYRIMI- ŞİKAYET ŞARTI-CEZALAR
Teklifte açıkça böyle bir madde bulunmuyor ancak ilk bakışta cezalar konusunda sahipli-sahipsiz hayvan arasında bir fark olmadığı görülüyor. Daha detaylı incelendiğinde sokakta yaşayan hayvanların yaşadığı hak ihlallerinde eğer suçüstü durumu yoksa halkın şikayet hakkının elinden alındığı görülüyor. Olay ile ilgili soruşturma açılabilmesi için Tarım Bakanlığı’nın il ve ilçe müdürlükleri tarafından Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı başvuru yapılması gerekiyor. Yani açıkça şikayet hakkımızı elimizden almaya ve bu hakkı hayvanları birer mal olarak gören Tarım ve Orman Bakanlığı’na vermeye çalışıyorlar. Eğer hayvan “sahipli” ise “sahibi” şikayetçi olabilecek. 

Bu durum da aslında yasayla ilgili en “övünülen” ve önümüze servis edilen “sahipli sahipsiz hayvan ayrımı kalkacak” vaadinin pratikte gerçekleşmeyeceğini, uygulanacak usul sebebi ile bu ayrımcılığın ve sokakta yaşayan hayvanların hak ihlalleri ile ilgili olarak cezasızlığın devam edeceğinin bir göstergesi. Böyle bir durumda sokakta yaşayan hayvanların akıbeti Bakanlığın ellerine bırakılacak, sık sık cezaevlerinin doluluğundan dem vuran iktidar ise sokakta yaşayan hayvanlarla ilgili çoğu durumda harekete geçmemeyi ve cezaevlerini daha fazla doldurmamayı tercih edecek. Bu cezasızlığın yanında, gerçekten kanunen bir yaptırım düzenlenmiş gibi görünen maddelerde de cezalar yetersiz. Nesli tehlike altında olan bir hayvanı öldürmek 1 yıldan 5 yıla kadar, bir hayvan neslini yok etmek 5 yıldan 10 yıla, hayvan öldürme 6 aydan 4 yıla, tecavüz ve işkence 6 aydan 3 yıla, hayvan dövüştürme (geleneksel olanlar dışında) 3 aydan 2 yıla kadar hapis cezası öngörülüyor. Ancak Türkiye’de 3 yılın altındaki cezalar ertelenebiliyor bu yüzden uygulamada failler hapis yatmayacak. Zaten üst sınırın 3 yıla sabitlenmesinin sebebi de bu, ne eksik ne fazla olacak şekilde yeni infaz düzenlemesine göre cezaevine girilmeyecek nitelikte bir üst sınır belirlenmiş. (işkence ve tecavüz)  Hapis cezası geldi haberleri bilinçli olarak halkı yanlış bilgilendiriyor.

Belediyelere getirilen sorumlulukların yeni olduğundan bahsedilemez, bu sorumlulukları zaten vardı. Getirilmesi gereken düzenleme ise mevcut durumda var olan denetimsizliği ve belediyelerin bu sorumluluklarından kurtulmak adına gerçekleştirdiği hayvan hakkı ihlallerini engelleyecek düzenlemeler getirmek, belediyeleri de suç kapsamına almaktı. 

14. madde ile getirilen “tedavi maksatlı olmayan müdahaleler” akla sokakta yaşayan hayvanların yaşam haklarının ihlali niteliğindeki eylemler mi aklanmaya çalışacak sorusunu getiriyor. Böyle bir düzenleme tedavi adı altında hiçbir sağlık sıkıntısı olmayan sokakta yaşayan hayvanların toplanarak tedavi/kısırlaştırma bahanesiyle öldürülmelerine yol açabilir. Bu ve bunun gibi yaşanan ihlalleri bilen, yakından gözlemleyebilen hak savunucularını kandırmaktan çok uzak.

28. MADDEDEKİ DEĞİŞİKLİLER: Her ne kadar yeni yasa teklifiyle hayvana şiddetin suç kapsamına alındığı söylenmekteyse de bu gerçek değil. Düzenlenen teklifte yalnızca hayvanlara işkence yapmak, acımasız ve zalimce muamelede bulunmak ve “hayvanla cinsel ilişki” olarak ifade edilen hayvana tecavüz fiilleri üst sınırı düşük ve ertelenebilecek hapis cezası miktarlarıyla suç kapsamına alınıyor. Hayvana karşı aşağıda yer alan eylemlerin gerçekleşmesi halinde ise, yaptırım halen sadece 1.500 TL para cezası olacak:

Hayvanlara kasıtlı olarak kötü davranmak, dövmek, aç ve susuz bırakmak, aşırı soğuğa ve sıcağa maruz bırakmak, bakımlarını ihmal etmek, fiziksel ve psikolojik acı çektirmek, hayvanları gücünü açtığı açıkça görülen fiillere zorlamak, kesin olarak öldükleri anlaşlımadan tedavi haricinde vücutlarına müdahalede bulunmak, kesim için yetiştirilmiş hayvanlar dışındaki hayvaları ödül, ikramiye ya da prim olarak dağıtmak, tıbbî gerekçeler hariç hayvanlara ya da onların ana karnındaki yavrularına veya havyar üretimi hariç yumurtalarına zarar verebilecek sunî müdahaleler yapmak, yabancı maddeler vermek, hayvanları hasta, gebelik süresinin 2/3’ünü tamamlamış gebe ve yeni ana iken çalıştırmak, uygun olmayan koşullarda barındırmak, sağlık nedenleri ile gerekli olmadıkça bir hayvana zor kullanarak yem yedirmek, acı, ıstırap ya da zarar veren yiyecekler ile alkollü içki, sigara, uyuşturucu ve bunun gibi bağımlılık yapan yiyecek veya içecekler vermek.

İnsana karşı işlenen işkence suçunda “sistematiklik” ve “süreklilik” şartları aranıyor. Yukarıda yazan ve halen para cezasına tabi olacak eylemler suç kapsamında olmayacaksa, bu eylemlerin işkence veya acımasızca ve zalimce muamele olarak nitelendirilmeyeceği görülüyor. Sonuç olarak hükmün açıklanmasının geri bırakılması veya ertelenmesi kararları verileceği için eleştirdiğimiz üst sınırı 3 yıldan az olan hapis cezaları bile, ancak yazılan bu eylemlerden çok daha ağır bir ihlalin mevcut olması halinde söz konusu olabilecek.

HAYVAN DÖVÜŞTÜRME
Halen folklorik amaca yönelik ve izin alınan dövüşler, 2021 yılında yasaklanmamış durumda. Böyle bir kanun ile müthiş bir ilerleme kaydedildiği iddia ediliyor. 

PETSHOPLAR
Petshoplarda sadece kedi, köpek satışı yasaklanacak. Bunun dışında kalan kuşların, sürüngenlerin, kemirgenlerin, balıkların… satışına devam edilecek. Petshoplarda bulunan kataloglardan seçilecek olan kedi ve köpekler üretim çiftliklerinden satın alınacak. Yani kediler ve köpekler  için de değişen birşey yok, göz önünde olan ızdırapları üretim çiftliklerinde devam edecek. Zaten denetimsizlik büyük bir problem, bu denetim sorunu devam ettikçe kimsenin bu üretim çiftliklerinde hayvanların petshoplardan daha iyi koşullarda tutulacağına inanmasını sağlayacak bir sebep yok. Kaldı ki hayvanlar hissedebilen bireylerdir, üretilip, satılabilecek mallar değildirler bu yüzden tüm hayvanların üretilmesi ve satılması yasaklanmalıdır.

TEHLİKELİ IRKLAR
Tehlikeli ırkları bakanlık belirleyecek. Bakanlık bir liste oluşturacak ve bu liste belirli dönemlerde yenilenecek mi? Bu listeyi oluşturmak için bir kurul mu kurulacak? Bu kurulda kimler olacak? Bu hayvanlar neye göre belirlenecek? Bu konular ile ilgili bir detay yok. Eğer bakanlık bir liste oluşturup bu listeyi düzenli olarak güncellerse tehlikeli olarak tanımlanan hayvanların sayısı artabilir. 

Bu belirsizlik dışında belli olan detaylar ise şunlar: Tehlikeli ırk olarak tanımlanan bir hayvan ile yaşıyorsanız 6 ay içinde bu hayvanları kimliklendirdiğinizde, ağızlık takarak kalabalık olmayan yerlerde gezdirdiğinizde hayvanlar sizinle birlikte kalabilecek. Ancak barınaklarda halihazırda ömür boyu hapse mahkum edilen yasaklı ırklar aile yanına yuvalandırılamayacak ve yaşadıkları zulüm devam edecek.

HAYVANAT BAHÇELERİ
Hayvanat bahçeleri kapanmıyor ya da yasaklanmıyor sadece isimleri değişecek ve doğal yaşam parkı olacak. İsmini değiştirmek bu yerlerin hayvan hapishaneleri olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Geçtiğimiz günlerde yayınladığımız Antalya Doğal Yaşam Parkı’ndan gelen görüntülerde, bir boz ayının bu doğal yaşam parkında kapatılmanın yarattığı stres yüzünden anormal tekrarlayan davranış gösterdiğini sizlerle paylaşmıştık. Yani şu an Türkiye’de bulunan 40 hayvanat bahçesinde binlerce hayvan tutsak ediliyor bu hayvanların hayatlarında değişen birşey olmayacak. 

YUNUS PARKLARI 
Yunus parkları kapanmıyor aksine bu tesisler yeni çıkarılacak bir yönetmelik ile yasallaştırılıyor. Türkiye’de yeni yunus parkının açılmasına izin verilmezken mevcut 10 yunus parkı kapatılmıyor. Mevcut tesislere yeni hayvan getirmek, var olan tesisi büyütmek, tesisi devretmek… yasak. Ancak eğer bu yasaklar delinirse bu işkencehanelere hayvan başına 25 bin TL ceza kesilecek. Peki hayvanlara ne olacak? Türkiye’nin bu hayvanları götürebileceği bir rehabilitasyon merkezi olmadığı için hayvanlar yunus parklarında kalmaya ve gösteri yapmaya zorlanmaya devam edecek. Bu resmen hayvanları değil yunus parkı sahiplerinin çıkarlarını korumak. Yunusla terapi adı altında yaptıkları umut tacirliği ile binlerce dolar geliri olan yunus parklarına 25 bin TL’lik ceza ödül sayılır. Kaldı ki böyle bir düzenlemeye gerek olmaksızın mevcut durumda da yunusların Türkiye karasularında avlanması yasak, yurtdışından getirilmeleri ise uluslararası sözleşmeler uyarınca belirli şartlara bağlı iken denetimsizlik ve yolsuzluk yüzünden yunuslar avlanıyor veya başka ülkelerden hukuka aykırı bir şekilde getiriliyor. Dolayısıyla böyle bir düzenlemenin hiçbir anlamı olmamakla beraber, eski düzenin devamı anlamına geliyor. Yeni yunus parkı açılamayacak olsa bile, var olanların devamına veya daha fazla yunus almasına izin vermek anlamına gelen bu düzenleme hiçbir ilerleme vaat etmiyor. 

HAYVANLI SİRKLER
Türkiye’de sirk kurulması yasaklanıyor. Başta ne güzel bir düzenleme diyebilirsiniz ancak Türkiye’de hayvanlı sirk olmadığını ve bu sirklerin yurtdışından geldiğini, yasa yapıcıların bunu bildiğini öğrendiğinizde düzenleme kulağa o kadar da iyi gelmiyor. Yani yine sadece göstermelik yapılan bir düzenleme ile karşı karşıyayız.

REHABİLİTASYON MERKEZİ KURULMASI
Teklif, nüfusu 25 binin üzerinde olan yerlerde geçiçi rehabilitasyon merkezi kurulmasını zorunlu kılıyor, 25 binin altındaki bölgelerde tedaviye ihtiyacı olan hayvanlar en yakın bakımevine gönderilecek. Bakımevi kurma şartı hayvan popülasyonuna göre belirlenmelidir. İnsan nüfusunun fazla olduğu yerlerde hayvan sayısı daha az, oysa dağ başları, çöplükler, otoyol kenarları ve köyler; insanlar ve belediyeler tarafından atılan hayvanlar ile dolu. Aksi halde belediyelerin sınırları içindeki hayvan sayısını azaltarak sorumluluklarını da azaltma yönündeki düşünceleri sebebiyle süregelen eylemleri de artacak; birbirlerinin sınırlarına, ya da hayvanların ölmesi amacıyla bırakıldıkları yerlere daha çok bırakılmaya başlanacaklar. 

HAYVAN TERK ETME
Hayvan terk etmenin cezası 2000 TL olarak belirlenmiş. Meclis Hayvan Hakları Araştırma Komisyonu hayvan terk etmenin cezasının 10.000 TL olmasını tavsiye etmişti ancak iktidar bizimle alay eder gibi bu ceza miktarını 2000 TL’ye düşürmüş. Bunun gerçekten hayvan terk etmenin önüne geçebilmesi mümkün değil. Yine bu maddenin de göstermelik olduğunu söyleyebiliriz.

TEKLİFTE HİÇ YER BULAMAYAN HAYVANLAR VE SÖMÜRÜ ALANLARI Meclis hayvan hakları araştırma komisyonunda yer alan ve bizlerin de taleplerinin bir kısmını yansıtan bazı başlıkların teklifte hiç yer almadığını görüyoruz. Hayvan deneyleri, avcılık, faytonlar,  kürk çiftlikleri, havai fişekler… bunlardan sadece bazıları. Yasa yapıcıların rant sahiplerini koruyabilecekleri konuları teklife aldıklarını söylemek yanlış olmaz. Teklif Meclis Araştırma Komisyonu Raporunu ve bizlerin taleplerini tamamen görmezden gelen ve biz yaptık oldu bakış açısı ile hazırlanan bir yasa. Ancak bizler hayvanların hakları için sesimizi çıkarmaya devam edeceğiz ve önümüze getirilen bu anlamsız yasayı asla kabul etmeyeceğiz.