Deprecated: Methods with the same name as their class will not be constructors in a future version of PHP; Blogger_Importer has a deprecated constructor in /home/u7878120/hayvanhaklariizleme.org/wp-content/plugins/blogger-importer/blogger-importer.php on line 44
TBMM Hayvanlardan Taraf Ol! – HAKİM – Hayvan Hakları İzleme Komitesi
02 Kas

TBMM Hayvanlardan Taraf Ol!

FAYTONA BİNME ATLAR ÖLÜYOR İnisiyatifi, HAKİM, Hayvan Hakları ve Etiği Derneği ile Yunuslara Özgürlük Platformu (YUNUS PARKLARI KAPATILSIN!) olarak düzenlediğimiz basın toplantısında okunan açıklamanın tam metni:

Basına ve kamuoyuna, 01.11.2019

Mayıs ayında çalışmalarına başlayan TBMM Hayvan Hakları Araştırma Komisyonu, 22 Ekim 2019 tarihinde, raporunu TBMM Başkanlığı’na sundu. Önümüzdeki haftalarda TBMM Genel Kurulu’nda görüşülecek olan araştırma komisyonu raporunu, ülkemizde hayvan haklarının geliştirilmesi açısından önemli bir politika belgesi olarak görüyoruz. Bu nedenle de sivil toplum olarak, komisyon toplantı ve çalışmalarına gereken katkıyı sunduk. Olması gerektiği gibi, hayvan hakları için çalışan sivil toplumun aktif katılımı ilkesinin benimsenmiş olması Türkiye açısından umut verici olsa da raporun bütünü düşünüldüğünde, hayvanlara hakları teslim edilmemiş, sadece belli hayvanların hakları olduğu kabul edilmiştir. Komisyonun kuruluş amacının hayvanlara yönelik şiddetin engellenmesi için önerilerde bulunmak olduğunu hatırlatarak, komisyonun da işaret ettiği gibi hayvanların “duygulu” bireyler olduğunu vurguluyoruz. Hayvanları hem “duygulu” bireyler olarak tanımlayıp hem de kimi hayvanların hakları ve bedenleri üzerinde her türlü tasarruf hakkını kendimizde görmeyi de etik açıdan oldukça sorunlu bulduğumuzu belirtmek istiyoruz.

Yakın bir zamanda Ak Parti tarafından çalışmalarına başlanacak olan, Hayvanları Koruma Kanunu’nun değişikliğine dair yasa teklifinin de bu rapor doğrultusunda, raporda yer alan olumlu öneriler esnetilmeden, hatta hayvanları daha fazla gözetecek şekilde hazırlanması yönündeki beklentimizi vurguluyoruz. Bu beklentimiz karşılanmadığı takdirde, hem komisyonun hem de sivil toplumun yoğun emeği ile şekillenen bu rapor, sadece bir politika belgesi olarak kalacak ve birçok araştırma komisyonu raporu ile aynı kaderi paylaşıp Meclis’in tozlu raflarına kaldırılacaktır. Bunun olmaması için kanun teklifi, asgarî olarak bu raporda yer alan hayvanlar açısından olumlu ve ilerici önerilere riayet edilerek hazırlanmalı ve teklifte yer alacak maddeler TBMM’nin ihtisas komisyonda tartışılırken yine sivil toplumun aktif katılım ilkesi gözetilmelidir. Sivil toplum katılımına dikkat edilmediği, hayvan hakları örgütlerinin taleplerinin karşılanmadığı kanun teklifleri, hayvanları da, onların haklarını da koruyamaz. Bunu daha önceki yasama süreçlerinde defalarca deneyimledik.

Komisyonda; birçok türden farklı hayvanı ve hayvanların haklarını ilgilendiren pek çok konu gündeme gelmiş ve tartışılmıştır. Gündeme gelen bu konulardan, komisyon toplantılarında süre olarak en çok tartışılanları ise faytonlar, avcılık, petshoplar ve “yasaklı ırklar” olarak tanımlanan köpekler olmuştur. Komisyon raporu, hayvanları koruma alanında faaliyet gösteren 300’den fazla sivil toplum örgütünün ortak taleplerinin çoğunu karşılasa da üzülerek belirtmeliyiz ki komisyon, hayvanlar konusunda en can alıcı hak ihlâllerinin, sistematik işkencelerin yaşandığı alanlarda suskun kalmayı tercih etmiş ya da o sektör ve alanlarda hem bedenen hem de mental olarak zarar gören hayvanların haklarını yok saymıştır.

Komisyon, sivil toplumun sokakta yaşayan hayvanlar konusundaki taleplerinin neredeyse tamamını karşılayarak raporuna eklemiştir. Bu önerilerin hayata geçirilmesi konusundaki en önemli engel, bütçenin etkin bir şekilde belirlenmesi, harcanması ve takip edilmesidir. Bu bağlamda bizler de komisyonun, Hayvan Hakları/Refahı Fonu oluşturulması yönündeki tavsiyesinin önemine vurgu yapıyor; devlet ve hükûmetin komisyonun bu önerisinin arkasında durmasını talep ediyoruz.

Komisyon üyeleri ile sivil toplum temsilcileri, komisyon toplantılarında bazı konularda ciddi fikir ayrılıkları yaşamıştır. Bu konuların başında, faytonlarda çalıştırılan atlar gelmektedir. Komisyon, atlı faytonların ulaşım aracı olmaması gerektiğini savunmakta, faytonların sembolik düzeyde, turistik amaçla kullanılmasını önermektedir. Bu da Adalar özelinde, faytonlarda yaşanan hak ihlâllerini engelleme konusunda yetersiz kalacak, hatta atların sayısının düşürülmesinden kaynaklı hak ihlâllerini artıracaktır. Denetim, çözüm olarak sunulsa da 15 senedir sağlanamayan denetimin ne şekilde etkin bir şekilde yapılacağı hâlâ belirsizliğini korumaktadır. Faytonlar olduğu sürece, atlar ölmeye, ölen atların yerine yenileri getirilmeye ve kazalar olmaya devam edeceğini düşünüyoruz. Bu nedenle talebimiz, çağdışılığı ortada olan atlı faytonların, etik gereklilikler göz önünde bulundurularak tamamen kaldırılması, faytonlarda çalıştırılan atların ömürlerinin sonuna kadar korumaya alınması ve adaların doğal yapısına zarar vermeyecek doğa dostu çözümlerin benimsenmesidir.

Bir başka fikir ayrılığı yaşadığımız konu ise avcılık olmuştur. Komisyon toplantılarından biliyoruz ki komisyon üyelerinin büyük bir çoğunluğu avcılığa karşı bir tutuma sahip. Ancak komisyon başkanının, avcılığın sınırlandırılması konusundaki görüşlerini basın ile paylaşmasının ardından, avcılar Türkiye genelinde komisyonu ve üyeleri hedef alan açıklamalar yapmış ve avcılar ile silah üreticilerinden oluşan bir heyet, komisyonda üç saat boyunca dinlenmiştir. Daha önceden, hayvan haklarını savunan 47 STK ve oluşum olarak yayınladığımız ortak bildiride de değindiğimiz üzere, avcılığın hayvanlara yönelik bir cinayet eylemi olduğunu ifade ediyoruz. Komisyonda, kendilerini “milis güç” gibi lanse eden avcılar, avcılığı bir popülasyon kontrolü, spor, hobi veya devlet için gelir kapısı olarak görse de bizler, “yasal” ya da “kaçak” gibi sıfatların avcılık, yani can alma konusunda kullanılamayacağını düşünüyoruz. Avcılığın yasal bir düzlemde gerçekleştirildiği bir ortamda, hayvan haklarından da bahsedilemez. Ayrıca yaban hayatın korunması konusunda genel bir tutum benimserken, ülkemizin birçok yerinde ekolojik yıkım getiren, yaban hayvanlarını zorunlu göçe tâbi tutan ve insan-hayvan çatışmasına yol açan enerji, maden alanlarındaki projelerden hiç bahsedilmemesini de kabul edilemez buluyoruz. Komisyonda hayvan hakları değil, maalesef av ve silah endüstrisinin lobisi ağır basmıştır.

Petshoplarda hayvan satışının yasaklanması da yıllardır ülke gündemini meşgul eden ve her sene hayata geçirileceği yönünde vaatlerde bulunulan başka bir konudur. Komisyon toplantılarında, petshoplarda sadece kedi ve köpeklerin satışının yasaklanması tartışılmıştır. Kuş, balık, tavşan gibi hayvanların seri şekilde üretilmeleri ve hapsedilmeleri komisyonda tartışılmamıştır bile. Hayvanların bir “mal” olarak görülmesi ve satışa çıkarılması, ülkemizde hayvan haklarının geliştirilmesinin önünde en büyük engellerden biridir.

Komisyon, “geleneksel” veya “folklorik” olarak tanımlanan, boğa, deve gibi hayvanların dövüştürülmesini bir hak ihlâli olarak tanımlamış ancak bunların yasaklanmasını önerememiştir. Komisyon toplantısından biliyoruz ki bunda maalesef seçmen kaybetme gibi siyasî kaygılar etkili olmuştur. Hayvanların işkence gördüğü, zorla dövüştürüldüğü, şiddetin “eğlence” olarak pazarlandığı bu istismarı da kabul etmiyoruz. Hayvan istismarının, şiddetin “gelenek” ya da “kültür” olarak görülmesi, hayvanların haklarının esnetilmesi demektir.

Komisyon raporundaki en büyük etik çelişkilerden biri de şudur: Belli hayvanlara hakları teslim edilirken, “damak zevki” gibi şımarıkça nedenler ya da gıda ve tıp endüstrisinin bilimsellikten uzak, “sağlıklı olmak için hayvan yemeliyiz, hayvansal ‘ürün’ tüketmeliyiz” iddiaları sebebiyle, birtakım hayvanların hakları teslim edilmemiştir. Hâlbuki köpek ile koyunun, at ile sığırın, muhabbet kuşu ile tavuğun arasında haklar bağlamında da, hisler bağlamında da hiçbir fark yoktur.

Yunus parklarının kapatılması için süre iki sene olarak belirlenmiştir. Bizler bu sürenin altı ay, en fazla bir sene olması gerektiğini belirtiyoruz. Bu süreçte nasıl bir denetim ve takip uygulaması hayata geçirileceği, yani hayvanların el altından satılıp satılamayacağı, ölenlerin yerine yenilerinin getirilip getirilmeyeceği konusunda büyük muğlaklıklar vardır. Büyük bir denetimsizlik ve hukuksuzluk ile faaliyetlerine devam eden yunus parkları, önerimiz doğrultusunda altı ay ya da bir sene içerisinde kapatılmalıdır.

Bazı hayvanların yaşadığı acıları umursayıp bazılarına yaşatılan acılarını umursamadığımızda ya da raporda olduğu gibi yok saydığımızda tutarlı olmuyoruz. Halbuki hak ihlallerinin en çok yaşandığı yerlerin en başında mezbahalar, yumurta ve süt üretim tesisleri, balıkçılık endüstrisi geliyor. Gerçekleri görmezden gelerek ya da gerçekler ile yüzleşmemeyi seçerek hayvan haklarını tartışamayız. Raporda, en azından, hayvancılık endüstrisindeki sistematik zulme ve mevcut duruma ilişkin bir durum tespiti yapılabilirdi.

Yapılan işin asıl samimiyetini gösteren, hayvan hakları savunucularının gönlünü hoş tutmak ya da hayvan sömürüsünden kazanç sağlayan sermaye gruplarının çıkarlarını gözetmek değil, her gün sistematik zulme maruz bırakılan ve öldürülen, farklı menfaat ilişkileri ile tutsak edilen, sömürülen hayvanların haklarını korumaktır. Hayvanları “duygulu bireyler” olarak kabul edip bir kediye ya da köpeğe işkence edildiğinde yaptırım uygulayıp kesime gönderilen bir sığır ya da koyuna işkence edildiğinde sessiz kalmayı seçmek, hayvan haklarını gözetmek ya da hayvanları sevmek değil, hayvanları seçmek anlamına gelmektedir.

Hayvanların haklarının korunması konusunda tek yetkili bakanlık olan Tarım ve Orman Bakanlığı ise geçmişten bugüne süregelen demode zihniyetine devam etmekte, raporun aksine hayvanları “duygulu bireyler” kabul etmemek için elinden geleni yapmaktadır. Basın toplantısı vesilesiyle, yeni sistemde kanun tekliflerinin milletvekilleri tarafından hazırlandığını ve hazırlanacağını, bürokrasinin yasama süreçlerinden kendisini geri çekmesi gerektiğini hatırlatıyoruz. Bakanlıkların yapması gereken, parlamentodaki tüm partilerin mutabakatı ile hazırlanan bu komisyon raporuna riayet etmek ve sadece teknik bilgileri doğru ve zamanında yasa yapım süreçlerine sunmaktır.

Yasa teklifinin yakında gündeme geleceği ifade edilen, 27. dönemin 3. yasama yılında, TBMM’ye “Hayvanlardan taraf ol” çağrımızı yineliyor, toplumumuzu da hayvanların bireyliğine ve haklarına saygı göstermeye, hayvanlara âdil davranmaya çağırıyoruz. Olumsuz ve tartışmalı önerilere rağmen, yasa teklifi sürecinde de sonuna kadar müdahili ve yasama sürecinin de takipçisi olduğumuzu; tüm türlerdeki hayvanlara hak ve özgürlükleri teslim edilene kadar mücadele edeceğimizi duyuruyoruz.

Faytona Binme Atlar Ölüyor İnisiyatifi
Hayvan Hakları İzleme Komitesi (HAKİM)
Hayvan Hakları ve Etiği Derneği
Yunuslara Özgürlük Platformu